YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bünyamin Ertekin
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İslam’da Ticaret Ahlâkı (Röportaj)
21 Kasım 2017 17:37

Kıymetli okurlarım İyi işler ve hayırlar yapmaya muvaffak olmak, afiyet içinde huzurlu bir hayat yaşayabilmek ve en önemlisi Allah cc emrine uymak için hiç şüphesiz kazancın helâl ve tertemiz olması gerekir. Ancak günümüzde İslami yaşantıdan uzaklaştığımız için olsa gerek “Haram Helal ver Allah’ım Senin Kulun Yer Allah’ım”  diyen bir görüş var. Ne yazık ki bu görüş sahipleri Haram ve gayr-i meşru yollardan elde edilen kazançlardan ne kişinin kendisine, ne ailesine, ne de toplumuna bir fayda gelmeyeceğinin farkında değil. İşte bu Haftaki konumuz tamda bu “İslam da Ticaret Ahlakı” ile alakalı olacak ve bu konunun ehli Araştırmacı Yazar Sayın Medeni Yağcı Hocam’a bu konuyu  sorduk. 

Medeni Yağcı Hocam Semerkand Vakfı medreselerinin Rahle-i Tedrisinden geçmiş, şimdiler de ise Araştırmacı yazar olarak öğretim hayatına devam etmekte. Ayrıca Semerkant Tv ve radyo da çeşitli programlar yapmakta. 

Konumuz ile alakalı sorduğumuz sorulara aldığımız yanıtları siz değerli okurlarımızın istifadenize sunuyoruz.

Bünyamin Ertekin: Hocam Öncelikle sizi tanıyabilirmiz?

Medeni Yağcı : Aslen uşak’lı olup 1983  Gümüşhane doğumluyum.ilkokul dan sonra klasik ilimleri tedris ettim. Bu esnada Ön lisans eğitimine kadar dışarıdan okuyarak eğitimi sürdürdüm.13 yıldır Semerkand Vakfı bünyesindeki vakıflarda ders ve sohbetler icra etmekteyim.

Bünyamin Ertekin: İslam da helal Kazanç Yolları nelerdir?

Medeni Yağcı: İnsanın hayvanattan farklı olarak beslenme, barınma ve elbise gibi temel ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçları karşılamak için insan sebeplere sarılarak çalışmak ve para kazanmak zorundadır. bu çalışma ve kazanma yolları ya Rabbimizin emrettiği şekilde helalinden yada şeytanın ve nefsin peşinden gidilerek haram dan elde edilir.

Allah Azze ve celle sadece temiz ve helal olan şeylerin yenilmesini şeytanın yoluna uymamamızı emretmiştir.  “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yeyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.” (Bakara; 168)

Temelde kazanç yollarını şu şekilde sayabiliriz: Ganimet, ticaret, ziraat ve sanattır. Ancak, bunlara icareyi ilâve edenler de vardır. Çünkü kendisini kiralamak suretiyle, ya da herhangi bir akarını kiralamak suretiyle geçimini sağlayanlar, çağımızda büyük bir çoğunluğu teşkil ediyor. Bunlardan hariç hibe ve mirasta helal kazanç yollarıdır.

Bünyamin Ertekin: Helâlin Hesâbı Haramın da Azâbı Var! Denmekle ne demek isteniyor?

Medeni Yağcı: Kazancın helal olmasına dikkat, para kazanma arzusunun önünde olmalıdır. Elde edilecek "kâr"ın helal olmasını, sermayemizi artırma hevesinin önünde tutmalıyız. Âhiret hayatının sorumluluğuna inanan bir müslüman; haram malın azabı bulunduğunu, helâl kazancın hesabı olduğunu hatırdan çıkarmamalıdır.

Dürüstlüğü şiar edinen tüccar, yürüttüğü işi hududullah ve ahlâkî esaslara ters düşmeyecek şekilde icra etmelidir. Kişi, kendi kârını düşündüğü gibi, alıcı veya satıcı olarak karşısına gelen şahıslara zarar vermekten sakınmalıdır.

Malının değerini bilmeyen bir satıcıya malının değerini bildirmek îcâb eder. Onun bilgisizlik, tecrübesizlik ve saflığından istifâdeye kalkışmak, gabindir (kandırmadır). Gönlünde Allâh korkusu ve O’nun rızasını kazanma gâyesi olanlar, bu hususta son derecede titiz ve hassas olurlar.

İmâm-ı A’zam Hazretleri, kendisine satın alması için ipekli bir elbiselik getiren kadına malının fiyatını sormuştu. Kadın:

“-Yüz dirhemdir, yâ İmâm!” deyince itiraz etti:

“-Hayır, bu daha fazla eder…” buyurdu.

Kadın şaşkınlıkla yüz dirhem artırdı. İmâm-ı A’zam yine kabul etmedi. Kadın yüz dirhem daha artırdı, sonra yüz dirhem daha.. İmâm-ı A’zam:

“-Hayır, bu dörtyüz dirhemden de fazla eder.” deyince kadıncağız:

“-Yâ İmâm! Siz benimle alay mı ediyorsunuz?” demekten kendini alamadı.

Bunun üzerine İmâm, kadının, malın gerçek fiyatını öğrenmesi için işten anlayan birini çağırttı. Gelen kişi, elbiseliğin fiyatını beş yüz dirhem olarak belirledi ve İmâm-ı A’zam onu bu fiyattan satın aldı.

Bünyamin Ertekin: Bir Müslüman Çalışırken Ne Hedeflemeli?

Medeni Yağcı: Bir Müslüman için ibadet, zikir ve dualarında olduğu gibi, dünya hayatına çalışmanın birinci hedefi yüce Allah'ın rızasını kazanmak, dolayısıyla daha elverişli şartlar altında kulluk görevlerini yerine getirmeye çalışmaktır. İnsanoğlu ve cinler dünyaya değil, Rabbul âlemine ibadet ve kulluk için yaratılmıştır. Elde ettiğimiz kazanç ve para bu kulluk için bir yardımcıdır.

Çalışmanın önemli hedeflerinden biri de toplumun kalkınmasına ve güçlenmesine katkıda bulunmak, madd-i manevî değerleri ile dimdik ayakta durabilen bir ülkeye sahip olmaktır. Çünkü madd-i manevî güce sahip olmayan bir toplum kendini ayakla tutamaz. Vatan olmadan ne din kalır ne de namus!

Manevi değerlerden yoksun bir şekilde sadece maddi kalkınma ruhsuz bir vücut gibidir. Ruhu olmayan bir vücut ölü demektir ve çürüyerek yok olacaktır. Böyle bir toplumda ruhsuz, duygusuz ve vurdumduymaz bir şekilde çürümeye ve yok olmaya mahkûm olur.

Helâl yollardan çalışıp kazanç elde etmenin bir diğer hedefi, İyi işler ve hayırlar yapmaya muvaffak olmak, hayırlı evlât sahibi olabilmek ve afiyet içinde huzurlu ve güvenli bir hayat yaşayabilmek için çalışmaktır. Hasan Basri (k,s) der ki: "Bir adamın servetinin nereden geldiğini öğrenmek istiyorsanız, nereye harcadığına bakınız. Çünkü kötü kazançlar israfa harcanır."buyurur.

Haram ve gayr-i meşru yollardan elde edilen kazançlardan ne kişinin kendisine, ne ailesine, ne de toplumuna bir fayda gelmez, belki bu kirli kazançlar huzursuzluklara sebep olur.

Bünyamin Ertekin: Bize Çalışmada Örnek Olarak Gösterebileceğiniz Şahsiyetler Varmı?

Medeni Yağcı: Peygamberler hem âhiret işlerinde hem de dünya işlerinde insanlığa örnek olmuşlar, onlara yol göstermişlerdir. Kur'an bizlere bu durumu çeşitli vesilelerle haber vermektedir. Çalışmak peygamberlerin yoludur. Her peygamber geçimini çalışarak, belli bir sanatla uğraşarak sağlıyordu. Hatta her bir peygamberin, çalışma hayatımızdaki belli mesleklerin piri olduğunu söyleyebiliriz.

-Tücacarların piri Hz. Muhammed (s.a.v)

-Seyyahların piri Hz. İsa (a.s)

-Çobanların piri Hz. Musa (a.s)

-Çiftçilerin piri Hz.Adem (a.s)

Peygamberlerin yolundan giden Salih ve takva sahibi zatlar da ahiret işlerinde olduğu gibi dünya işlerinde de onlara ittiba ederek hem dünya hem ahiret saadetini elde etmişlerdir.

"Ey Peygamber! Temiz olan şeylerden yeyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyle bilmekteyim."(müminun,51)

Bünyamin Ertekin: Sizce Kişinin Dindarlığı Helal Kazanç İle Mi Ölçülür

Medeni Yağcı: Her işin bir ölçüsü ve alametleri olduğu gibi dindarlığın ve takvanın da ölçü ve alametleri vardır.

Bunların en başında takva üzere hareket ederek haramdan hatta şüpheli şeylerden uzak durarak helal lokma yemek ve kazanmak gelir.

Rivayete göre Zeyd b. Erkam (r.a) şöyle anlatmıştır: “Hz. Ebu Bekir’in (r.a) bir hizmetçisi vardı. Her gece ona yemesi için kazandıklarıyla satın aldığı bir yiyeceği getirirdi. Hz. Ebu Bekir (r.a) ise bunun nereden kazanıldığını veya nereden geldiğini sormadan yemeği yemezdi. Yine hizmetçi bir gece ona yemek getirdi. Hz. Ebu Bekir (r.a) elini yemeğe uzattı ve hiç sormadan bir lokma yedi. Bu sırada hizmetçisi ona,

“Her gece, yemeğin nereden geldiğini sorardınız, ancak bu gece sormadınız” dedi.

Hz. Ebu Bekir (r.a),“Eyvah” dedi. “Bunu bana açlık yaptırdı. Eyvah! Peki o zaman söyle, bunu nereden temin ettin” dedi. Hizmetçi şöyle anlattı: “Ben Cahiliye (İslam gelmeden evvel) döneminde in¬sanlara, istekleri üzerine bazı şeyler okuyarak rukye (sihir, büyü) yapardım. Onlar da buna karşılık bana bazı vaatler¬de bulunurlardı. Bugün o rukye yaptığım kişilerden birinin bir düğün ziyafeti verdiğini gördüm. Yanına gittim ve ona, bana verdiği sözü hatırlattım. Bunun üzerine o da bana bu yemeği verdi.

Hz. Ebu Bekir (r.a) bunu işitince “İnna lillahi ve innâ ileyhi raciun” diyerek tövbe ve istiğfar etti, ardından yediği bir lokmayı kusmak için zorlamaya başladı. Fakat bir türlü kusamıyordu. Öyle ki kendisini zorlamaktan mosmor kesilmişti. Ne kadar zorladıysa çıkaramamıştı o lok¬mayı. Hz. Ebu Bekir’in bu halini görenler,

“Bir bardak su içsen belki çıkarabilirsin, dediler. Bunun üzerine büyük bir kap dolusu su getirildi. Hz. Ebu Bekir (r.a) suyu içtikten sonra yine kendisini zorlamaya devam etti ve nihayet o bir lokmayı çıkardı. Onu görenler,

Bütün bunlar şu bir tek lokma için miydi, dediler. Hz. Ebu Bekir (r.a),

Ben Resulullah(s.a.v)’in,“Şüphesiz ki Allah Teâlâ, haramla gıdalanan her bedeni cennete haram kılmıştır” buyurduğunu işittim, dedi.

Bakınız sahabe-i Kiram efendilerimiz (r.a) hayatlarının her noktalarında helal yemeye ehemmiyet göstermişler, harama asla teşebbüs etmemişler. Onun için kıymetlerine kıymet katmışlardır.

Hazret-i Ömer (r.a)bir kimse methedildiği zaman, methedene, üç şeyi yâni:

“-Hiç sen onunla; komşuluk, yolculuk veya ticâret yaptın mı?” diye sordu.

Muhâtabı üçünü de yapmadığını söyleyince:

“-Zannedersem, sen onun câmîde Kur’ân okurken başını salladığını gördün!” dedi Adam da:

“-Evet, yâ Ömer! Benim gördüğüm öyle idi.” ifâdesi üzerine Ömer -radıyallâhu anh-:

“-O zaman medihte bulunma! Zîrâ ihlâs, kulun boynunda değildir.” buyurdu.

Burada Hazret-i Ömer’in (r.a) verdiği ölçü, zâhire aldanmamak, kişinin fiiline ve beşerî münâsebetlerine göre kanâat sâhibi olmak îcâb ettiğidir.

Görüldüğü gibi ticâret, ferdin iç dünyâsını dışarıya yansıtır. Yâni ferdin iç âlemi nasılsa ticareti de öyledir.

Bünyamin Ertekin: Hocam günümüzde bazı insanlar “Çalışmakta ibadettir” diyerek  ibadeti Terk ediyorlar. Bu meseleyi biraz açarmısınız?

Medeni Yağcı: Peygamberimizin (s.a.v) hadislerinde ve Salihlerin sözlerinde ifade ettikleri gibi, elbette çalışmak çok faziletli bir ameldir. Çalışan bir mümin, bu işi Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle yaparsa çok sevap kazanır. Gavs-ı Sâni hazretleri (k.s) şöyle diyordu:

“Bir insan sabahleyin kalkıp güzelce bir abdest alsa ve işine giderken de, ‘Yâ Rabbi! Sen Rezzâk-ı mutlaksın/ bütün yarattıklarının rızkını mutlaka verirsin. Çalışsak da çalışmasak da rızkımızı verirsin. Fakat rızık aramayı, çalışmayı sen emretmişsin. Biz senin emrine uyup rızkımızı aramaya gidiyoruz’ diye niyet etse ve bu niyetle işine başlasa, bütün gün boyunca başını secdeden kaldırmayıp nâfile namaz kılan kimse gibi sevap kazanır. İnsan için bunu yapmak çok kolaydır. Bu sevabı kazanmak için güzel niyet etmesi yeterlidir.”

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus rızık endişesi içinde hayat sürerken Rabbimize olan kulluk vazifelerini ihmal etmemek, günah ve haramlara düşmememizdir.

Genelde bu durumda olanların bahanesi “çoluk çocuğunun geçim derdi ve gelecekleri endişesi” dir. Hâlbuki Allah (c.c) bu mazeretin kabul görmeyeceğini peygamberimizin (s.a.v) zatında bize bildirmiştir.

“Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.”(Taha,132)

2-(1)-003.jpg

Bünyamin Ertekin: Günümüzde Ticaret deyince laf ister istemez bir şekilde dönüp dolaşıyor ve karşımıza faiz kavramı çıkıyor. Faizin Haramlığı ayetler ile sabit ancak Müslüman Tüccar bu konuda nasıl tavır almalı?

Medeni Yağcı: Müslüman olup imanına önem veren bir kişinin tavrı bu konuda çok net olmalıdır faiz büyük günahlardan ve toplumun çökmesine sebep olan bir illettir. Rabbul âlemin faizi haram ticareti helal kılmıştır.

“Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların "Alım-satım tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Hâlbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar.

Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.”(Bakara 275,276)

Şu halde kişi ister Rabbine uyarak faizden kaçınır ya da şeytan ve dünyanın aldatmasına kanarak faiz yer. Unutmayalım ki dönüşümüz Rabbimize olacaktır.

Bünyamin Ertekin: İslâm ticaret ahlakında kâr için bir sınırlama var mıdır? 

Medeni Yağcı: Ticaret’te kâr için, fıkhı cihetiyle bir sınır yoktur. Fakat ahlaki bir ölçü vardır ki oda Müslüman fırsatçı olamaz, Düşene bir tekme de benden, mantığı il amel edemez.

Ne yazık ki bu ahlaki ölçüyü de kaybetmek üzereyiz. Örneğin darda kalarak memleketimize hicret eden Suriyeli kardeşlerimiz ucuz iş gücü olarak görülmekte ve fahiş fiyatlarda ev tutarak oturulmayacak evlerde barınmaktalar. İçler acısı bir durum.

 Müşteri, piyasayı bilmediği için veya malı beğendiği için yahut bu mala fazla ihtiyacı olduğu için, çok kâr vermeye razı olsa bile çok kâr istememelidir! Yüksek fiyatla satıp, bir kimseyi aldatmamalıdır.

Din büyüklerinden Muhammed bin Münkedir hazretleri, çeşitli kumaş satardı. Kimisinin metresi beş altın, kimisinin, on altın idi. Bir gün, kendisi yok iken, çırağı, bir köylüye, beş altınlık kumaşı, on altına satmış. Kendi gelip, haber alınca, akşama kadar köylüyü aradı. Köylüyü bulunca, ‘Bu kumaş beş altından fazla etmez’ dedi. Köylü, ‘Ben bunu, seve seve aldım’ deyince, ‘Ben kendime uygun görmediğimi din kardeşime de uygun görmem. Ya satıştan vazgeç, ya beş altını geri al, yahut gel, on altınlık kumaştan vereyim’ buyurdu. Köylü beş altını geri aldı. Köylü, ‘Bu mert zat kimdir?’ diye sorunca, ‘Muhammed bin Münkedir’ dediler.

Mümin kendi için istemediği bir durumu din kardeşi için uygun göremez.

1-(1)-008.jpg

Bünyamin Ertekin: “Allâh’ın kitâbını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allâh için) gizli ve âşikârsarfedenler, aslâzarâra uğramayacak bir kazanç (ticârtenlen-tebûr) umabilirler.” Bu ayette “ticâretenlen- tebûr” (aslâ zarara uğramayan bir kazanç) denilmekle ne kast ediliyor?

Medeni Yağcı: Dünyada hiçbir beşer ben öyle bir ticaret yaparım ve asla zarara uğramayan bir kazanç elde ederim diyemez. Çünkü dünyada beşeri yönüyle böyle bir ticaret yapabilecek insan yoktur.

İşte bu ilahi kelam bize Rabbul âlemin katında böyle bir ticaretin “ticâreten len- tebûr” (aslâ zarara uğramayan bir kazanç)kazanç yolunu gösteriyor.

“ticâreten len- tebûr” (aslâ zarara uğramayan bir kazanç) elde edebilmek için çalışma hayatında geçimimizi temin eder iken namazlarımızı kılmalı ve bize verilenden infak etmeliyiz. Bunun mükâfat ve karşılığıda lütuf ve ihsanı bol Allah (c.c) tarafından ödenecektir.

 “Çünkü Allâh, onların mükâfatlarını tam öder ve lutfundan onlara fazlasını verir. Şüphesiz O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol verendir.” (Fâtır, 29-30)

Hakiki müminler rızık peşinde koşar iken Rezzak olan Rabbini unutmaz. Nitekim hak Teâla

 “(Öyle hakîkî er kişiler vardır ki) onlar, ne ticâret ne de alış-verişin, kendilerini zikrullahdan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı kimselerdir. Onlar, kalblerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.” (en-Nûr, 37) buyurmktadır.

Bu şekilde ticâret ehli olanlar, “ticâreten len- tebûr” (aslâ zarara uğramayan bir kazanç) sırrını yaşayanlar, yâni gerçek ticâretten nasîb alanlardır. İşin hulasası mümin tüm yaşantısında olduğu gibi ticaretinde de Allah (c.c) ve Resulün (s.a.v) emrine uymak zorundadır. Bakınız Âşık Seyrani ne güzel demiş.

Allah’ın emrine mutîim dersen

Resulün emrine itaat eyle.

Helal, haram bulduğun yersen,

Müminlik sözünden ferağat eyle.

Aşık Seyrani…

Yazarın Önceki Yazıları
Batı Trakya'da Müftü atanamıyorken İzmir'e Ortadoks Metropolit Atanması 08.12.2017Tasavvuf ile alakalı sorulara cevaplar ( Röportaj ) 10.11.2017İzmir için 92 yıl sonra Tarihi bir an! 20.10.2017Kadim Tekkelerde Muharrem Ayı ve Aşure 13.10.2017Sahabeye (Ra) Dil Uzatmanın Tehlikesi 05.10.2017Aşure Günü ve Gecesi Neler Yapmalı? 29.09.2017"Göç, Suriyeliler ve Entegrasyon" Çalıştayı 26.09.2017Roman Çalıştayından İzlenimler 07.09.2017İmam Hatip tanıtım programı yapılması zoruna gidenlere! 05.09.2017İzmir de Narko Terör Çalıştayı ve Sonuç Bildirimi 22.08.2017Ülkemiz de Tarikatlar ve Cemaatler Birliği Kurulmalı 08.08.2017Gönül Erleri Sayesinde Uyuşturucudan Kurtulan Genç ( Röportaj ) 31.07.2017Uyuşturucu İle Mücadele Eden Gönül Erleri (Röportaj) 15.07.2017Ülkemiz Kimyasal Saldırı Altında 03.07.2017Şeker Bayramı Değil! Ramazan Bayramı 24.06.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.