18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul15 °C
  • Ankara3 °C
  • İzmir13 °C
  • Konya9 °C
  • Adana15 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır10 °C
  • Bursa9 °C
  • Kayseri3 °C
  • Kocaeli5 °C
  • Şanlıurfa13 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel19 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bünyamin Ertekin
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Hırka-i Şerif İstanbul'a nasıl geldi?
20 Haziran 2015 18:59

İstanbul da Ramazan ayının vazgeçilmezleri arasında bulunan Peygamber Efendimizin (sav) miraçta giydiği rivayet edilen ve Veysel Karani Hazretleri’ne hediye ettiği Hırka-i Şerif, Fatih’teki ismini Hırka-i Şerif’ten alan camide bulunmaktadır. Peki, bu Hırka önce Veysel Karani Hz. lerine ardından da İstanbul’a nasıl geldi;

Veysel Karânî Hz.leri Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav) ile aynı dönemde yaşamıştır. Müslüman olduktan sonra Efendimizi görme arzusuyla yanıp tutuşmasına ve bir seferde o dillerden dillere aktarılan o meşhur hadise ile annesinin müsaadesi neticesinde Medine’ye gitmesine rağmen kendisini görme şerefine erememiş görmeden iman etmiştir.

Veysel Karanî Hz. leri, Peygamberimizi (sav)’i görememişse de, sahabeyi görmüş ve böylece tabiinden olmuştur. Kâinat’ın iftihar tablosu Hz. Muhammed Mustafa (sav) Hadisi şerifinde Veysel Karani Hz. leri ile alakalı “"iyilik ve ihsanda Tabiinin hayırlısıdır"” buyurmuştur.

Rasulullah’ın (sav) vefatı yaklaşınca,

- “Ya Rasulallah (sav) hırkanı kime verelim?” diye sordular.

- “Veysel Kar ani’ye.” buyurdu. Hz. Peygamber(sav)’in vefatından sonra Ömer ve Ali (ra)  Küfe’ye geldiklerinde, Ömer (ra)  hutbe esnasında yüzünü Necd halkına doğru çevirerek,

- “Ey Necdililer! Ayağa kalkınız” dedi. Onlar da ayağa kalktılar. “Aranızda Karen’den bir kimse var mıdır? diye sordu.

“Evet, var” dediler. Ve aralarından seçtikleri bir kaç kişiyi Ömer’in huzuruna gönderdiler. Hz. Ömer onlara Veysel’den haber sordu. Onu tanımıyoruz, dediler. Bunun üzerine “Bu dini tebliğ eden (Hz. Peygamber sav) bana haber vermiştir. Ve O, asla boş söz söylemez. Gerçekten onu bilmiyor musunuz?” dedi. O vakit içlerinden biri,

- “O, müminlerin emirinin soruşturmayacağı kadar hakir bir kişidir, ahmak bir serseridir, halktan ayrılarak yalnız yaşamaktadır” dedi. Hz. Ömer,

- “Şimdi o nerededir? Çünkü bizim aradığımız odur.” dedi. Şöyle dediler:

- “Ürene vadisindedir. Akşama kadar deve güdüyor, elde ettiği ücretle de ekmek alıyor. İnsanların arasına karışmaz, kimse ile sohbet etmez, halkın yediğini yemez, gam ve neşe nedir bilmez, halk ağlayınca da, o güler.”

Sonra Hz. Ömer ile Hz. Ali (ra)  oradan vadiye gittiler. Onu namazda buldular. Develerini otlatsın diye Hak Teâlâ bir melek vazifelendirmişti. Veysel insan geldiğini hissedince namazını kısa kesti. Namazı bitirip selam verince, Hz. Ömer ayağa kalktı, selam verdi, o da selamını aldı. Hz. Ömer, “Adın nedir?” “Veysel!” dedi. “Sağ elini göster” dedi. O da gösterdi. Hz. Ömer, Peygamber’in bahsettiği nişanı gördü, derhal öptü ve “Allah Resulü (sav) sana selam gönderdi. Ümmetine dua etmeni söyledi” dedi.

Veysel, “Dua etmeye sen daha ziyade layıksın. Zira yeryüzünde senden aziz bir kimse yoktur.” dedi. Hz. Ömer, “Bu işi ben de yapıyorum ama Allah Resulünün (sav) vasiyetini yerine getir.” dedi. Veysel, “Ya Ömer! Dikkatle bak, aradığın zat başkası olmasın.” dedi. Ömer, “Peygamber (sav) senin nişanını vermiştir.” dedi. Veysel, “O halde Peygamber(sav)’ın hırkasını bana veriniz ki dua edeyim, dilekte bulunayım.” dedi.

Sonra da onlardan uzakça bir yere gidip bir köşeye çekildi, hırkayı bıraktı, yüzünü yerin üzerine koydu ve “İlahî, bütün ümmet-i Muhammed’i bana bağışlamadığın sürece şu hırkayı giymeyeceğim. Peygamberin bu işi buraya havale etmiştir. Elçi, Ömer-ül-Faruk ve Aliyye’l-Murtaza kendi üzerlerine düşen işi yapmışlardır. Ya Rabbi şimdi iş sana kalmıştır.”diye naz makamında niyazda bulundu. “Şu kadarını sana bağışlamış bulunuyorum hırkayı giy” diye hafiften bir ses geldi ama o, “hepsini isterim” dedi. Böyle diyor ve böyle sesler işitiyordu. Derken Hz. Ömer ve Ali, “Veysel’in yanına varalım ne yaptığını görelim” dediler. Veysel bunların geldiklerini görünce bir ah çekerek “Niçin geldiniz? Gelmemiş olsaydınız bütün Muhammed ümmetini Allah benim için bağışlamadıkça hırkayı giymeyecektim.” dedi.

Sonra Veysel hırkayı giydi ve “Şu hırkanın yüzü suyu hürmetine Muhammed ümmetinden Râbia ve Mudar kabilelerindeki koyun sürülerinde mevcut olan tüyler adedince kimse bağışlanmıştır.” dedi.

Hırka-i şerif, Veysel Karani Hazretlerinin müminlerin emiri Hz Ali (R.A) komutasındaki Sıffın savaşında şehit olmasından sonra, çocuğu olmadığı için kardeşi Şehâbeddîn’e miras kalmıştır.

Hırkaya Sahip olan Şahabettin’in çocukları ve ailesi vasıtası ile bu büyük emanet önce  İran,Irak ve geçen zaman içinde Anadolu muz’a intikal etmiştir. Anadolu topraklarına gelince bu büyük miras sahiplerine muhafaza ettikleri Hz. Muhammed Mustafa (sav) in hırka-i şerifi hatrına çok büyük saygı ve hürmet gösterilmiştir. Anadolu da böyle büyük bir kutsal emanetin varlığı duyulunca Veysel Karani Hz.lerinin ailesi payitahta, İstanbul’a davet edilmişlerdir. İstanbullular tarafından da ilgili ile karşılanan aile Ramazan ayında Hırka-i şerifi kiralan bir evde İstanbulluların ziyaretine açmışlardır. ilerliyen yıllar da Anadolu dan ve İslam coğrafyasından gelenlerle talebin ziyadeleşmesi ile adına yapılan Hırka-i Şerif camisinde ziyaretlere devam edilmiştir.

Osmanlı devlet erkânı da her Ramazan ayı Hırka-ı Şerif Camii’ne gelerek Hırka-ı Şerifi ziyaret ederlerdi. O yıllarda ki ziyaretlerde Hırka-i şerif dudak deymeden araya serilen kumaşların üstünden öpülürdü. Kumaşlar da ziyaretin hatırası olarak saklanırdı ve o kumaşlar kişilerin kavuklarının, takkelerinin, sarıkların tepesine dikilir bazen de vasiyet üzerine kefenlerinin içerisine konulması istenirdi. Osmanlı İstanbul’un da bilinen birçok büyük Tarikat Şeyhi de intisap merasimi esnasında, Hırka-i şerifin üstüne serdikleri bu kumaşı dervişlerinin tuttukları sağ elleri üzerine de örterler o şekilde dervişlerinin biatlerini kabul ederlerdi.

Canlar canı Gönüller sultanı Peygamberimiz Hz. Muhammed sav’ın vasiyeti üzerine Evliyalar sultanı Veysel Karani Hz. lerine bırakılan, en önemli kutsal emanetlerden biri olan Hırka-i Şerif, Her yıl olduğu gibi bu yılda Ramazan'ın ilk cumasın da Fatih'teki Hırka-i Şerif Camisi bahçesinde düzenlenen tören ile dualar, tekbirler ve salavatlar eşliğinde Vatandaşlarımızın ziyaretine açıldı. Hırka-i Şerif, arife gününe dek ziyarete açık olacak. Hırka-i Şerif, hafta içi saat 10.00 ile 17.30, hafta sonu ise 09.00 ile 18.00 arasında ziyarete açık olacak.

Allah cc yapacağınız ziyaretleri şimdiden kabul etsin.

Yazarın Önceki Yazıları
Kadim Tekkelerde Muharrem Ayı ve Aşure 13.10.2017Sahabeye (Ra) Dil Uzatmanın Tehlikesi 05.10.2017Aşure Günü ve Gecesi Neler Yapmalı? 29.09.2017"Göç, Suriyeliler ve Entegrasyon" Çalıştayı 26.09.2017Roman Çalıştayından İzlenimler 07.09.2017İmam Hatip tanıtım programı yapılması zoruna gidenlere! 05.09.2017İzmir de Narko Terör Çalıştayı ve Sonuç Bildirimi 22.08.2017Ülkemiz de Tarikatlar ve Cemaatler Birliği Kurulmalı 08.08.2017Gönül Erleri Sayesinde Uyuşturucudan Kurtulan Genç ( Röportaj ) 31.07.2017Uyuşturucu İle Mücadele Eden Gönül Erleri (Röportaj) 15.07.2017Ülkemiz Kimyasal Saldırı Altında 03.07.2017Şeker Bayramı Değil! Ramazan Bayramı 24.06.2017Haydi, İzmir Kadir Gecesi Konak Meydanına 17.06.2017Bir Roman Şeyh Şaban Hoca 27.04.2017Tarikatlar ve İslami Gruplar için Referandum İmtihanı 11.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
VEYSEL KARANİ HAZRETLERİNİN DUASI (4)
 // Mehmet Uğur
Hem cevab veren, atiyye veren sensin! Çünki biz umum mevcudat, kalî ve hâlî dillerimizle daimî bağırıp istiyoruz, niyaz edip yalvarıyoruz. Arzularımız yerlerine geliyor, maksudlarımız veriliyor. Demek bize cevab veren sensin. Ve hâkeza..."
Bu meşhur dua Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin Risale-i Nur Külliyatından 20.Mektupta geçmektedir... Allah yoluna ihlasla çalışmış bütün kullarının ruhlarına Elfatiha..
Hayırlı Ramazanlar... ...
23 Haziran 2015 Salı 10:30
VEYSEL KARANİ HAZRETLERİNİN DUASI (3)
 // Mehmet Uğur
Hem sensin Ganiyy-i Mutlak! Çünki biz fakiriz. Fakrımızın eline yetişmediği bir gına veriliyor. Demek gani sensin, veren sensin. Hem sen Hayy-ı Bâki'sin! Çünki biz ölüyoruz. Ölmemizde ve dirilmemizde, bir daimî hayat verici cilvesini görüyoruz. Hem sen Bâki'sin! Çünki biz, fena ve zevalimizde senin devam ve bekanı görüyoruz. ...
23 Haziran 2015 Salı 10:25
VEYSEL KARANİ HAZRETLERİNİN DUASI (3)
 // Mehmet Uğur
Hem sensin Ganiyy-i Mutlak! Çünki biz fakiriz. Fakrımızın eline yetişmediği bir gına veriliyor. Demek gani sensin, veren sensin. Hem sen Hayy-ı Bâki'sin! Çünki biz ölüyoruz. Ölmemizde ve dirilmemizde, bir daimî hayat verici cilvesini görüyoruz. Hem sen Bâki'sin! Çünki biz, fena ve zevalimizde senin devam ve bekanı görüyoruz. ...
23 Haziran 2015 Salı 10:24