YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bünyamin Ertekin
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Hastanelerde din görevlileri gerekliliği 2 'Serap Hanımın İbretlik Sonu'
18 Ocak 2016 07:57

Kıymetli okurlarım Hastanelere Din Görevlisi İstiyoruz başlıklı geçen yazımız bir hayli ilgi gördü. Şahsıma hitaben “evet bu konun hakikaten dile getirilmesi gerekiyor idi. Çok önemli bir yaraya parmak bastınız” şeklinde teşekkürlerle karşılaştığım gibi aksi yönde "ya kardeşim işiniz gücünüz mü kalmadı hangi devirde yaşıyoruz isteyen kendi duasını kendi yapsın" diyen de oldu. "Sizin herhalde din görevlilerini istihdam edilmesi noktasında sıkıntınız var o yüzden Din görevlilerine yeni kadro açtırmaya çalışıyorsunuz" diyen de oldu. Hatta haddi aşıp duanın iyileştirici gücünü hafife alır tarzda hakaret vari tepkilerle de karşılaştım.

Bu tepkiler karşısında üzüldüğümü de açıkça itiraf edeyim. “İslam gibi insanın aklına, kalbine ve ruhunun en derinliklerine hitap eden, en zor anımızda bizi kucaklayan, sarıp sarmalayan dinimizi özümseyememek, ne kadar acı...

Aslında söylemeye çalıştığımız son anlarda da olsa tövbe etmenin önemi idi. Maalesef Hastanelerimizde bu imkân yok benim derdim inanın herkesin İmanla bu diyardan göçmesinden başka bir şey değil. Aklımızı başımıza almamız lazım giden gelmiyor dönüş yok çünkü herkesin Dünyada bir imtihan hakkı var. Günlük hayat içerisinde çeşitli koşuşturmalarda telaşlarda uğraşırken gaflete düşüp asli vazifelerimizi es geçebiliyoruz. Hastanelerde din adamı istiyoruz başlıklı yazımın asıl gayesi bu hale duçar olmuş olan bazı İnsanlarımızın hiç değilse son günlerinde bize dünyaya geliş gayemizi hatırlatacak bir din görevlisi vasıtası ile gaflet perdelerini yırtmak ve İmanla bu diyardan darı bekaya geçmelerine vesile olabilmektir.

Tepkiler karşısında ne yazacağımı düşünürken aklıma sohbetlerde sık sık anlatmaya çalıştığım ve şahsen beni çok duygulandıran bir hadise geldi. Bu hadise 1976 yılında Son derece mütevazı “gönül ve tasavvuf” ehli Onkoloji Dr. Haluk Nurbaki hocamız ve Serap adında bir hasta arasında cereyan eden ibretlik bir hadisedir. Onkoloji Dr. Haluk Nurbaki hoca hatıralarında bu hadiseden bahis ediyor;

“Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.

Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkânı bulamamıştı.

Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da ALLAH (c.c)'in izniyle iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış.

Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:

-''Doktor bey,'' dedi. ''Ben .. size... Dargınım.''

''Niçin?" diye sordum.

-"Siz... Dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH (c.c)'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"

Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:

-"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."

Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve son günlerini yaşayan Serap için bu dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlerini bütün ruhuyla mecz ediyor ve arada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kala:

-"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"

-"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O ani fark edince ''Muhammed''(s.a.v) sana yeter."

O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:

-"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor."dedi. Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor.

Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hâlâ unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum.

-"Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemez isem?.

İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer birkaç gün daha ömrü varsa, son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç âdetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine olacak ki, Salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim. Ertesi gün O'na:

-"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:

-"Doktor bey... Azrail bana nasıl görünecek?"

-"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir."

Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim. Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:

-"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:

-Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkânsız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekât namaz kıldı. Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve Kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:

-"Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!!!"

Kıymetli okurlarım son anında ihlas ve samimiyetle Cenabı Hakka yönelen hayatını hüsnü hatime ile sonlandıran Serap Hanım'a gerçekten imrendim. Çünkü hüsnü hatime çok önemlidir. Sonumuzun nasıl olacağını bilmiyoruz. Müslüman bir ailede doğduk, ibadetlerimizi kırık dökük yerine getirmeye çalışıyoruz amma dünyadan imanla mı maazallah imansız mı göçeceğimizi bilmiyoruz. Allah cc hepimize iman selameti versin. Amin…

Son olarak konumuza dönersek netice itibari ile Serap Hanım, Haluk Nurbaki hocamızla hiç tanışmaya da bilirdi ancak tanıştı ve İslami konulara istekli oldu ve sonuç ortada işte benim anlatmak istediğim de tam olarak bu idi “isteyen, istekli olana”  zaten Cenabı Allah Bakara suresi 256 ayeti kerimede Lâ ikrâhe fîd dîni “ “ Dinde zorlama yoktur “ buyuruyor. Derdimiz vatandaşlarımızın hiç değilse son günlerinde Haluk Nurbaki hocamız örneğinde olduğu gibi İslam’ın engin hoşgörüsü ile insanları sevgi ile kucaklayacak konusunda uzman Din görevlilerinin var olmasıdır. Bu uygulama ile inanıyorum ki bizlere örnek olacak daha nice Serap hanımlar var olacaktır.  

 

Yazarın Önceki Yazıları
Bir Roman Şeyh Şaban Hoca 27.04.2017Tarikatlar ve İslami Gruplar için Referandum İmtihanı 11.04.2017Receb-i Şerif ve Üç Aylar 05.04.2017Vefatının yıldönümü anısına Bediüzzaman 25.03.2017İdrar Kokulu Pis Avrupa 15.03.2017Ehl-i sünnet dışı düşüncelerin akıbeti 06.03.2017Ehl-i Sünnet İslam’ın bilgi evrenidir 27.02.2017Büyük taaruz 13.02.2017Haydi STK'lar Büyük Kuşatmaya Karşı Evet Platformlarına 03.02.2017Büyük Kuşatma 24.01.2017Hikmet ve Muhittin kardeşler 10.03.2016İsrail yakın gelecekte bölünüyor 29.02.201614 Şubat Ahlaksızlığı Yayma Günü 12.02.2016Haydi Konak Belediyesi Yapabilirsin… 05.02.2016İzmir'den tarihi ayıp! 26.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Eneshan
Insanın teselli ,moral ve inanca en çok ihtiyacı olduğu zamanda gerçekten hayati önem taşıyan bir konu mutlaka üzerinde durulmalı....
23 Ocak 2016 21:23
 // Muhammed
Evet gerekli batıl sistemi yıkmak gerekir once...
19 Ocak 2016 01:14
 // kaynarcali
Allah razi olsun yazandan insallah rabbim bizlerede bu sekilde can vermeyi huzuruna varmayi nasip etsin...
19 Ocak 2016 00:12