YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yüzde 58'in korkuları...
21 Eylül 2010 14:22

12 Eylül’de yapılan referandumun getirdiği sonuçlar tartışılmaya devam ediliyor. Uzun süre daha tartışılacak gibi de görünüyor. Referandumun sonucu en fazla CHP, MHP ve BDP’yi etkileyecek. Bu üç partiye şimdiden telaş düşmüş vaziyette. Partilerin üst yöneticileri birbirlerini suçluyorlar. Ama bu tartışmaların çoğu dışarıya yansımıyor. Çıkan sonucun, partileri nasıl etkileyebileceğini daha sonra ayrı ayrı ele almak istiyorum. Burada genel sonuçlarla ilgili olarak dikkat çekmek istediğim konular var.

“Evet” diyen % 58 ile, “hayır” diyen % 42’nin aslında ne demek istediği tartışılıyor. “Hayır” diyen % 42’nin bazı korkuları olduğu üzerinden değişik beklentiler ileri sürülüyor. Ben de daha önceki yazımda bazı korkular olabileceğini ve hükümetin bu korkuları gidermek için bir çalışma yapması gerektiğini ifade etmiştim.

% 42 “hayır” bloku içinde korku yaşayanlar veya aslında herhangi bir korkusu olmadığı halde varmış gibi yansıtan kesimler bunu politik bir amaç için yapıyorlar. Hayali korkular üretilerek geniş kitlelerin, güdümlü siyasi partiler etrafında toplanması amaçlanıyor. Solcuların CHP etrafında, sağcıların MHP etrafında Kürtlerin de BDP çevresinde kümelenmesi isteniyor. Esas amaç iktidardaki Ak Parti karşısında güçlü bir muhalefet koalisyonu oluşturmak. Eskiden koalisyon hükümetleri olurdu. Dağılmış derin devletin zembereği bozulmuş uzantıları muhalefet koalisyonu oluşturdu. CHP, MHP ve BDP farklı siyasi diller ve gerekçeler kullanarak aslında aynı amaca hizmet ediyorlar.

Etkili olmak içinse hayali korkular ileri sürüyorlar. Hangi mesnetsiz ve yalan korkuları kullanıyorlar şimdi bir bakalım. Eskiden “Şeriat getirecekler Türkiye, İran olacak,” “irtica geliyor,” “kadınlarımızı çarşafa sokacaklar,” “içki içmemizi yasaklayacaklar” “laikliği kaldıracaklar” gibi sloganik yalanlar sık kullanılırdı. İktidardaki partinin sekiz yıllık icraatlarında bunu teyit edecek en ufak bir adım atılmadı. Çünkü söylenenler okkalı yalanlardı. Ak Parti iddia edilenin aksine ülkeyi Suudi Arabistan standartlarına kavuşturmak için değil, AB standartlarına kavuşturmak için mücadele veriyor,.

Türkiye’de darbeci zihniyetin güçlü durumda tutulması için geçmişte daima korku senaryoları üzerinden toplum yönlendirildi. Maksatlı olarak yayılan bu korkulara göre bir zamanlar Saddam Hüseyin’in  Kıyamet topları İstanbul’u bile vuracak menzildeydi. İran Türkiye’yi şöyle yapacaktı, Suriye böyle yapacaktı. Derin devletin bizi korkuttuğu kıyamet topunun menzili, ABD Bağdat’a girerken Saddam’ın heykelini koruma mesafesine bile ulaşmadı. Ama yıllarca darbeci zihniyetin halkı sindirmesi konusunda çok işe yaradı.

Korkuya gerekçe oluşturan olayların çoğu derin devlet eliyle özel olarak planlanmış olaylara dayanıyordu. Meşhur Menemen olayı dahil 1955’de İstanbul’da organize edilen 6-7 Eylül olayları, 1980 öncesi sağ-sol çatışmaları, PKK, Hizbullah, İBDA-C, DHKP-C, TİT ve benzeri örgütlerin faaliyetleri aynı çerçevede düşünülmeli. İşlenen ve hala aydınlatılamayan siyasi cinayetlerin neredeyse tamamı bu şekildeydi. Bu siyasi cinayetlerin örtülü kalmasında derin yapılara boyun eğen veya onlarla iş tutan yüksek yargı mensuplarının günahı çok büyük. % 42’nin “hayır” tercihinde etkili olan korkular hayali korkular. Bu korkuların hiç biri olmadı, yaşanmadı.

Ama unutmayalım ki % 58’in de korkuları var. Ve bu korkuların hiç biri hayali değil. Tamamı devletin veya hükümetlerin zalim uygulamalarının eseri korkular.

Şimdi bazılarını hatırlatalım:

Bu topluma zorla şapka giymesi için baskı yapılmadı mı? Şapka giymemenin hala kanunla yürürlükte olan cezası yok mudur? Şalvarlı ve çarşaflı vatandaşların şehirlere girişleri yasaklanmadı mı, girmek isteyenler cezalandırılmadı mı?
Bu milletin bin yılı aşkın yerleşmiş inancının temel kitabı Kur’an’ın öğretilmesi yasaklanmadı mı?
Şu anda bile ilköğretim okulundan mezun olmadan önce Kur’an öğrenilmesi yasak değil mi?
Toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan mütedeyyin insanlar “gerici, mürteci” yaftalarıyla dışlanmadı mı?
Bir taraftan Türk ordusu peygamber ocağı denilip, diğer taraftan askeri okullarda veya TSK’da onlarca üstün başarı belgesi bile olsa, sadece namaz kıldığı veya dini hassasiyeti olduğu için, insanlar ihraç edilmedi mi?

Bir taraftan kızlar-kadınlar niye okumuyor diye propaganda yaparken, hatta mütedeyyin kesimlerin kız çocuklarını okutmadığı eleştirisi ve suçlaması yapılırken, diğer taraftan yüksek puanlarla üniversiteyi kazanan kız çocukları, inancından dolayı başı örtülü diye üniversite kapılarından geri çevrilmedi mi? Şu anda bile bu zalim yasaklar devam etmiyor mu? Yasağın devam etmesi CHP’nin eseri ve MHP’nin referandum öncesi savunduğu Anayasa Mahkemesi’nin eseri değil mi?
Bu gün sakallı veya başı örtülü bir vatandaş, ordu evlerine veya TSK’nın sosyal tesislerine girebilir mi?

Oğlunun veya kardeşinin yemin törenine gelen başörtülü kadınlar kışlaya girebiliyorlar mı?

Ama PKK’nın hain kurşunlarına onların çocukları göğsünü siper ediyor. Bu ülke için onların çocukları can veriyor.

“Bidon kafalı” denilerek onlara hakaret edilmiyor mu, onlar cahillikle suçlanmıyor mu?
“Göbeğini kaşıyan adam” aşağılaması onlar için yapılmıyor mu?
% 58 için bu korkular yok mu? Bu korkular bal gibi var. Ve bu korkuların hiç biri hayali korkular değil. Bu korkuların çoğu kanun yoluyla, mahkeme yoluyla veya silah zoruyla halen uygulanıyor. % 58’in yaşadığı bu korkuları kim giderecek.
% 42’nin arkasına saklananlar buna inandırıcı cevaplar vermek zorundalar. Ama Kılıçtaroğlu’nun tutarsız cevapları yetmez.

Alper TAN
21.09.2010

 

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
S.A
 // HARBİ
HELAL OLSUN BU MİLLETİN DİLİYLE YÜREGİYLE KONUŞABİLENE HELAL OLSUN...
16 Mart 2011 10:18
öncelikle alper tan çok teşekkürler.
 // ismailc
hayır diyenler korkuyor mu nefret mi ediyor. bence korkanlık değil kin ve nefretin korku tabiriyle masumlaştırılması....
22 Eylül 2010 03:30
teşekkür
 // hüseyin gün
Alper Tan bey'in 21.09.2010 tarihli yazısını okudum.çok beğendim teşekkür ederim. aziz milletimizin çoğunun duygularına tercüman olduğunu düşünüyorum....
22 Eylül 2010 00:23