YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yasaklar çözüm oluyor mu?
25 Şubat 2008 11:03
Bir mekanda "sigara içmek yasaktır" yazdığında bazı insanların inadına sigara içmek geliyor içinden. Park yapmak yasak, çöp dökmek yasak, denize girmek yasak, çimlere basmak yasak.. bu yasakları çoğaltmak mümkün. Bazı insanların içinde yasakları delme konusunda sanki bir dürtü var. Bu yasakları çiğnemek tehlikeli de olsa, hatta hayatına da mal olsa bunu yapabiliyor. Hatta bunu bir kahramanlık göstergesi olarak da düşünebiliyor.

Bir zamanlar Kürtçe müzik kaseti çıkarmak ve dinlemek yasaktı. Fakat özellikle doğu ve güneydoğuda her yerde insanlar gizlice Kürtçe kaset çıkarıyor, son derece ilkel imkanlarla ve çok düşük kalitede çıkarılan bu kasetler müşteri bulabiliyor, gizli-açık dinleniyordu. Rahmetli Özal bu yasağı kaldırdı. Kıyamet falan kopmadı. Ülke bölünmedi, devlet parçalanmadı. Fakat yasaklanan konunun cazibesi ortadan kalktı. Kürtçe müzik sıradan olağan bir şey haline geldi.

Kürtçe kursların açılması uzun zaman propaganda malzemesi olarak kullanıldı. Konuya yasal imkan tanıyan düzenlemeler yapıldı. Biz yine direnmek istedik, kursun kapısı üç santim dar olduğu gerekçesiyle aylarca gerginlik ürettik kursu açmadık. Kursu açmak isteyenler de bunu bir kahramanlık göstergesi haline getirmek istediler. Sonunda kurs açıldı. Fakat talep azlığı nedeniyle kısa zamanda kendiliğinden kapandı. Şimdi TRT bile Kürtçe yayın yapıyor. Başımıza gökten taş yağmadı.

Kadınlarımızın başörtüsü yıllardan beridir yasaklanıyor. Ama bu yasaklar örtünen kadınların, kızların her geçen gün daha da artmasına yol açıyor. Yasaklarla hiçbir şeyin önüne geçemiyorsunuz. Üstelik bir taraftan cehalete karşı savaştığınızı söyleyip öbür taraftan okumak isteyen kadınların, kızların başlarını açma mecburiyeti getirerek okula gitmelerine devlet olarak engel koyuyor tüm inandırıcılığınızı kaybediyorsunuz. Haydi kızlar okula kampanyaları yapıyor sonra da okula gelen kızları dini inançlarından dolayı örtündükleri için kolundan tutup okul dışına atıyor onuruyla da oynuyorsunuz.

Tayyip Erdoğan Siirt’te şiir okudu diye belediye başkanlığı görevinden aldık ceza evine attık. Millet onu aldı parti lideri yaptı. Başbakan yaptı.

Milli Nizam Partisini kapattık büyüyerek Milli Selamet Partisi oldu. Milli Selamet Partisini kapattık büyüyerek Refah Partisi oldu. Refah Partisini kapattık büyüyerek Fazilet Partisi oldu. Fazilet Partisini kapattık büyüyerek Ak Parti ve Saadet Partisi oldu. Ak Parti de dört beş sene önce düşünse hayal bile edemeyeceği oranda oy alarak anayasayı da değiştirebilecek sayısal bir çoğunlukla parlamentoya girdi ve tek başına iktidar oldu. Kasım 2002’den bu yana ülkeyi yönetiyor. Ak Parti iktidar oldu diye kıyamet kopmadı. Ülkeye "şeriat" rejimi de gelmedi. Hatta "şeriatla" milleti korkutanların söylediklerinin aksine diğer partilerden daha batıcı bir Ak Parti iktidarı hüküm sürüyor. Dikkatinizi çekerim şimdiye kadar bu partilerin ülkeye "şeriat" rejimi getireceğini söylerlerken bunları söyleyenler kendileri değilmiş gibi şimdi hükümeti, ülkeyi ve Kıbrıs’ı AB’ye satmakla suçluyorlar, ABD’nin isteklerini yerine getirmekle suçlayabiliyorlar.

Şimdi son zamanlarda Belçika’dan yayın yapan PKK televizyonu Roj TV’nin yasaklatılması gündemde. Bu televizyonun iddialarını gerekçelerini, yayın politikasını tasvip etmemiz mümkün değil. Ancak yasaklayarak bu konunun önüne geçebileceğimizi nasıl düşünebiliyoruz. Buna kendimizi nasıl inandırabiliyoruz. Roj yasaklansa bile PKK daha şimdiden üç yedek televizyon müracaatı daha yapmış. Buna Belçika müsaade etmese bile terör örgütü gidip başka bir ülkeden yine yapabilir. Bilgi ve iletişim teknolojisinin bu denli ilerlediği günümüzde bu tür yasaklarla yol alabilmemiz ve başarılı olabilmemiz mümkün değil. Oturup daha doğru yöntemler bulmak ve geliştirmek için düşünmemiz lazım.

Bütün bunlardan ne anlamak gerekiyor?

1. Yasaklarla yol almak sonuç almak hedefe ulaşmak mümkün değil. Sadece bazı şeyleri geçici bir süre baskı altında tutabilirsiniz.

2. Yasakladığınız şeyler aslında hiç de korktuğunuz kadar tehlikeli olmayabilir.

3. Bulmak isterseniz yasak koymadan da makul, mantıklı ve insancıl çözümler bulabilirsiniz.

4.Yasaklara harcadığınız efor ve kaynakları daha müspet ve faydalı konulara harcayabilirsiniz.

5.Böylece de en fazla ihtiyacımız olan toplumsal barış ve huzura katkı sağlayabiliriz. Çünkü insanları yasaklarla değil izah ve ikna ile kazanabilirsiniz. Tabi kazanmak istiyorsanız..

Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.