YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Velevki
28 Nisan 2009 18:20

Ergenekon operasyonları hızla devam ediyor. Her yeni dalga ile dehşetin boyutları ve ülkede ne gibi karanlık senaryoların uygulanmaya çalışıldığı daha iyi anlaşılıyor. Lav silahları, el bombaları, korkunç sonuçlara yol açabilecek güce sahip kimyasal ve plastik patlayıcılar, binlerce mermi vs.


Diğer taraftan görünürde birbirlerine hasım, fikren zıt zannedilenlerin birbirleriyle olan gizli ilişkileri. Hayır kurumu gibi görünen bazı derneklerin bölücü terör örgütü mensupları ile kirli ilişkileri.. Burs adı altında, terör örgütü mensuplarının desteklenmeleri. Üstelik bunların Atatürkçülük, çağdaşlık kılıfı altında yapılıyor olması. Yapılan bu çarpık ve yanlış işlerin bazı üst düzey generaller tarafından gizlice desteklenmesi.


Bazı derneklerin burs verdiği kız çocuklarının askeri öğrenciler için çeşitli şekillerde kullanılmaları..  Bu gençlerin, burs veren bu derneklerin siyasi faaliyetlerine, mitinglerine katılmak için mecbur tutulmaları..  


Bütün bunlara rağmen kendini Ergenekon’un avukatı yerine koyan siyasetçilerin ve medya organlarının bütün gerçeklere gözlerini kapatmaları ve bir türlü hakikatleri kabul etmiyor olmaları..


Bütün bunları ibretler takip ediyoruz.


Şimdi bir an için madalyonun öbür tarafına bir bakalım. Bir an için Ergenekon davasında geçen olayları düşünelim. Olaylarda geçen isimleri ise değiştirelim. Mesela Bedrettin Dalan’a ait İstek Vakfı’nın Beykoz’daki arazisinde çıkan cephanenin Milli Görüş Vakfı’na ait arazide veya Gülen cemaatine ait bir vakfın arazisinde çıktığını varsayalım. Türkan Saylan’ın başında bulunduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin veya Çağdaş Eğitim Vakfı’nın yaptıklarının Milli Görüş ve Gülen Cemaatine ait olan vakıflar tarafından yapıldığını bir an için var sayalım. Bu takdirde şu an Ergenekon’un avukatlığını yapanlar sizce ne yaparlardı?


Bunların ne büyük hain oldukları, ne korkunç devlet düşmanı oldukları, ne dehşet asker düşmanı olduklarına dair hangi manşetler atılmazdı? ÇYDD’nin ve ÇEV’in Amerikan Board ve uluslararası misyoner örgütlerinden aldıkları yardımları, mütedeyyin kesimlere ait dernek veya vakıflar almış olsalardı, bunların ne kadar ajan olduklarına dair CHP TBMM’nin altını üstüne getirmez miydi? Hürriyet, Milliyet, Vatan, Cumhuriyet ve diğerleri aylarca yazı dizileri yayınlamaz, bazı televizyonlar haftalarca ana haber bültenlerini bu konuya ayırmazlar mıydı?


28 Şubat döneminde Kayseri’de bazı kişilerde yakalanan pompalı tüfekler için günlerce kıyametler koparanlar kimlerdi? Yine aynı dönemde üç beş işgüzar tek tip üniforma giydi diye ülkede sanki devrim olacakmış gibi hava oluşturan medya şimdi ne yapıyor?


Sizce Deniz Feneri davası vesilesiyle halkın avukatlığına soyunanlar, hakşinaslık ve dürüstlük timsali görüntü yapanlar, bu halka kasteden, bu halka karşı silahlanan, halkın sosyal ve ekonomik hayatını hedef alan kirli yapılara sizce neden destek veriyor olabilirler?


İstek Vakfı’nın arazisine gömülen lav silahlarıyla acaba fakir öğrencilere burs mu sağlanacaktı? Amerikan Board ve uluslararası misyoner örgütlerinden periyodik yardım alan dernekler ve diğer kuruluşlar, aldıkları bu destekleri sizce neden gizli tutma ihtiyacı duydular? Bu derneklere yardım eden yabancı kuruluşlar sizce neyin karşılığında bu destekleri verdiler?


İstek Vakfı’nın başı olan Bedrettin Dalan İstanbul’da kendine ait büyük bir hastanesi de olduğu halde neden tedavi bahanesiyle Amerika’da bulunuyor? Bedrettin Dalan gerçekten masum ise neden ülkesine gelerek kendi vatanında yaşamayı tercih etmiyor?


Bazıları hala bu davayı “fasa fiso” gibi göstermeye çalışıyor. Ortada ne bir belge varmış ne de başka bir delil. Sanki hayaller üzerinden yürütülen bir siyasi operasyon yapılıyormuş gibi yansıtmaya çalışıyorlar.


Şimdi tersinden bir soru soralım. Bütün bu silahlar, belgeler, itiraflar, ifşaatlar ve gelişmelerden sonra bu operasyonlar durur, bu dava sona ererse sizce bu ülkede neler olur hiç düşündünüz mü?


Bütün bu gelişmelerden sonra bu davayı kapatmayı, bitirmeyi, Ömer Faruk Eminağaoğlu dışında hangi savcı, hangi hakim, hangi mahkeme göze alabilir? Bu davaya gözlerini kapatana hakim veya savcı denilebilir mi?


Her şeye rağmen Ergenekon cemaati direnmeye devam ediyor. Direnmeye devam etsinler. Vahim olan aslında Ergenekon örgütlenmelerinin temizlenmesini ister görünüp de sessiz ve tepkisiz kalanlar, hatta yarımağız Ergenekon cemaatine selam çakan tatlısu demokratlarının durumu. Bunlarınki tam bir kişilik bozukluğu. Ne şiş yansın ne kebap siyaseti.


Ergenekon’u savunanlarınki aslında bunlardan daha kişilikli bir duruş. Onlar en azından ne olduklarını gizlemiyorlar. Tatlısu demokratlarınınki ise patolojik bir durum. “Ülke kirli örgütlerden temizlensin ama polis operasyon yapmasın.” Aslında söylemeye çalıştıkları bunun gibi bir şey.


Operasyonlarda hayatı pahasına mücadele eden güvenlik kuvvetlerimizin moralini bozmaya hiç kimsenin hakkı yok. Yarım debriyaj demokratlık numaraları da geride kaldı. Bu Demirelgillere ait bir numara.. Herkesin ne düşündüğünü adam gibi açıklaması gerekir.
28.04.2009
Alper TAN  


İZLEYEMİYORSANIZ TIKLAYIN


Yazarın Önceki Yazıları
ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.