25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul5 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-2 °C
  • Adana11 °C
  • Antalya7 °C
  • Diyarbakır1 °C
  • Bursa5 °C
  • Kayseri-2 °C
  • Kocaeli3 °C
  • Şanlıurfa0 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel13 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Vekalet savaşlarının sonunda ne var?
23 Ağustos 2016 15:41

Osmanlı Devleti’ni dağıtıp Hilafet’i yıkmak ve Müslümanların birliğini bozmak için tertiplenmiş olan Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaşlar sırasında Haçlı-Siyonist ittifakı içeriden ve dışarıdan iki koldan saldırdı.

Özellikle Osmanlı tebaası Rum, Ermeni ve Yahudileri Osmanlı Devleti’ne karşı örgütlediler. Mavri Mira, Pontus Rum, Etnik-i Eteria, Hınçak ve Taşnak Komitaları, Kardos gibi azınlıklardan oluşturulan tedhiş örgütleri yani bugünkü ifadeyle “terör”örgütleri türetildi.

İlk bakışta birbirleri ile alakası yokmuş gibi görünen bu terör örgütlerinin her ne kadar kendilerine mahsus talepleri olsa da nihayetinde hepsi aynı hedefe odaklanmış ve büyük fotoğrafta aynı maksat için uğraşıyorlardı. Bu büyük hedef Osmanlı Devleti ve İslam hilafetinin yıkılmasıydı. İttihatçılar da bu hedefe farklı noktalardan bilerek veya bilmeyerek katkı sağlamış oldular.

İçeriden bu azınlık örgütlerinin, dışarıdan da İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya, Yunanistan gibi devletlerin doğrudan saldırılarıyla, nihayetinde 1922’de Osmanlı yönetimi, 1924’te de İslam hilafeti resmen yıkıldı.

Şimdi sorulması gereken çok önemli bir soru var. Yoğun bir şekilde Osmanlı Devleti ve Hilafetin yıkılması için düşmanlarla işbirliği yaparak amaçlarına ulaşan bu azınlık örgütleri, Cumhuriyet döneminde ne oldular??? Buharlaştılar mı? Hayır..

Bu örgütlerin beyin tabakası Cumhuriyet döneminde devletin en kritik kurumlarında gizli-açık görev aldılar. Cumhuriyet döneminde millete ve İslam’a karşı yürütülen doğrudan veya dolaylı saldırıların arkasında yine bunlar vardı.

Bunlar en umulmadık kurumlarda en kritik görevlerde bulundular. Devlet içine yerleşmiş bu kripto unsurlar, devlete ve millete karşı, din ve millet düşmanlarıyla işbirliğine devam ettiler.

İşte FETÖ, kökleri bir asrı geçen temellere dayanan bu kriminal zihniyetin mirasçısıdır. Ama FETÖ öncekilerden daha ahlaksız ve daha tehlikeli bir yol izledi. Öncekiler, İslam’a ve millete karşı dini ve etnik azınlıkları kullanırlarken, FETÖ, hem azınlık unsurlarını hem de bu ülkenin samimi Müslüman ailelerinin çocuklarını zehirleyip baştan çıkartarak kullandı. Müslüman ebeveynlerin, “evladımız dinini, diyanetini öğrensin, Müslümanca yaşasın” beklentisi ile yönlendirdiği çocukları FETÖ tarafından uzun ve sistematik yöntemlerle benliğinden uzaklaştırılıp, köklerine yabancılaştırıldı.

“Altın Nesil” yetiştireceğiz vaadiyle efsunlanan ailelerin, çocuklarının tam bir Müslüman düşmanı, ABD ve İsrail casusu haline getirildiklerini öğrendiklerinde ise iş işten geçmişti. Sahabe hayatlarından örneklerle, gözyaşları içinde canlarını feda edecek biçimde şahsına bağlandıkları kişinin, din alimi değil, tecessüm etmiş bir şeytan olduğunu hala anlamayacak kadar kalpleri kararmış, gözleri kapanmış ruhları sönmüş, iradeleri kaybolmuş bir toplulukla karşı karşıya kaldık.

“Hocamız karıncayı bile incitmez” diye savunan ve dünyanın en nadide en hoşgörülü en muttaki cemaatiymiş gibi görünen bir topluluk, kendi ülkesindeki Müslümanların başlarına ölüm kusan bombaları savaş uçaklarıyla boşaltacak kadar dinden imandan çıkmış, azgınlaşmış ve sapıtmıştır.

Boko Haram, PKK, YPG ve DHKP-C de bu Haçlı ittifakının içimizdeki diğer unsurlarıdır. Bu örgütler farklı farklı açılardan Haçlı-Siyonist işgalcilere hizmet ediyor.

Nasıl ki içeriden terör örgütleri, dışarıdan da işgal orduları ile ortak hareket edip işbirliği halinde Osmanlı Devleti’ni ve İslam hilafetini yıktılarsa şimdi de aynı yol ve yöntemleri deniyorlar.

Yüz yıl önce yıktıkları Osmanlı ruhunun yeniden canlanıyor olmasından, İslam hilafetinin farklı biçimde yeniden gündeme gelmesinden çok korkuyorlar.

2015’in Aralık ayında 40 civarında Müslüman ülke tarafından İslam Ordusu’nun kurulduğunun açıklanması, Haçlı-Siyonist koalisyonunu çılgına çevirdi. Bir asır önce tarihe gömdüklerini zannettikleri İslam Birliği ruhunun canlanıyor olmasını bir türlü kabullenemiyorlar.

Türkiye’ye karşı saldırıların ne zaman yoğunlaşmaya başladığına, darbe planlarının ne zaman planlandığına bakacak olursanız, İslam Ordusu’nun açıklanması ve bu senenin Şubat ayında dünyanın en büyük savaş provasını yapmasından sonra olduğunu görürsünüz.

Haçlı-Siyonist ittifakı bugüne kadar savaşı, kendi kurdurduğu PKK-YPG, DHKP-C ve FETÖ gibi terör örgütleri üzerinden yürüttü. Bu savaş bir vekalet savaşıydı; başarılı olamadılar.

Siyasi cinayetler başlayabilir..

Şimdi muhtemelen savaşın yeni bir aşamasına geçecekler. Vekalet verdikleri terör örgütleri üzerinden ülkede kaos, kargaşa, anarşi ve iç savaş çıkartmak istiyorlar.. Siyasi cinayetlere de başlayabilirler. Eğer Türkiye’de bir iç savaş görüntüsü oluşturabilirlerse bunu bahane ederek –Allah korusun- ülkeyi doğrudan işgal edecekler.

Şimdi bu işgalin gerekçelerini peydahlamak için çalışıyorlar. Bir nebze olsun iç karışıklık çıkarabilseler,“Türkiye gibi kritik bir ülkedeki iç savaş tüm Avrupa ve ABD’nin güvenliğini derinden etkiler. Türkiye’nin istikrarsız olmasını göze alamayız. Uluslararası camianın bu ülkeye derhal müdahale etmesi gerekir” diyerek acilen bir BM kararı çıkartıp NATO’yu devreye sokarak ülkeyi işgal edecekler.

Olamaz demeyin.. Fırsatını bulsalar bal gibi yaparlar. Tıpkı Afganistan ve Irak’ta yaptıkları gibi.. “Türkiye IŞİD’i destekliyor” propagandasını yıllardır Batılı kamuoylarını buna hazırlamak için köpürtüyorlar. Bu noktada ülkede birlik ve bütünlüğün sağlanması çok önemli. İktidar ve muhalefet partileri bu tehlikeli senaryoyu gördüler. Düşmanlara fırsat vermemeliyiz ve vermeyeceğiz.

Bütün bu kirli ve kanlı oyunları bozacağız. Senaryolarını, tuzaklarını kendi başlarına geçireceğiz. Müslüman dünyayı kana bulamak isteyenlere karşı, Müslümanların hazırlıksız olduğu zannedilmesin. Vakti zamanı geldiğinde bunu herkes görecek inşallah.

Müslümana umutsuzluk yakışmaz.

Sadece sabır, gayret ve dua gerekiyor.

Alper TAN

22.08.2016

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

KÜRESEL SAVAŞ VE HAÇLILARIN TRUVA ATI FETÖ!

FETÖ-NATO DARBESİNİN KANITLARI

GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR. ZAFER İNANANLARINDIR

15 TEMMUZ DARBE TERÖRÜNDEN ÇIKAN DERSLER!​

TÜRKİYE NATO’DAN DERHAL ÇIKMALI

“NORMALLEŞME” SADECE BİZE Mİ LAZIM?

TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKASI DEĞİŞMEMELİ

DOSTA BAK, MÜTTEFİKE BAK!

MÜSLÜMANLAR DÜNYAYA MEYDAN OKUYOR..

İSLAM BİRLİĞİ KURULUYOR, KAFASI BOZUKLAR ÜZÜLÜYOR

BAŞLAYAN 3. DÜNYA SAVAŞI BATI'YI KAVURABİLİR!​

İSLAM ORDUSU HAÇLI-SİYONİST ORDUSUNA KARŞI!​

İSLAM ÜLKELERİ, 'ORTAK ORDU' VE 'ORTAK İSTİHBARAT' KURDU

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.