YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ulusalcılar ve dış güçler Türkiye'deki...
25 Şubat 2008 12:13
Ulusalcılar ve dış güçler Türkiye'deki gerçek milli güçlere karşı mücadeleyi kaybettiler
Ulusalcı-vatansever görüntü ve söylemlerle ortaya çıkarak ülkenin başka bir devlete bağımlılığının devamı için çaba sarf edenler bazen terörü kullandılar, bazen başka çeşitli provokasyonlar yaptılar. Bazen TSK'nın başındaki komutanı Ak Parti destekçisi gibi göstermeye çalışarak tahrik ettiler ve aynı zamanda yıpratmaya, politize ederek etkisiz hale getirmeye çalıştılar. Ülkeye en büyük zararı veren ve verebilecek olan çeteleri de sempatik göstermeye çalışmaktan utanmadılar.
Bugün dış güçler ülkeye nüfuz edemiyorlarsa, Türkiye'yi kukla gibi kullanamıyorlarsa devletimiz artık bir çok alanda bağımsız politikalar hazırlıyor ve yürütebiliyorsa, etrafında ve Dünya'da saygın bir konuma doğru gidiyorsa bundaki en büyük katkı ve başarı, dış odaklara itibar etmeyen, tehditlere göğüs geren, milletine güvenen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ündür.
Belli kesimler, Süreyya Serdengeçti'den sonra Merkez Bankası başkanlığına gelecek kişide hükümetin sadece başörtüsü kriteri aradığı iddialarıyla devletin bu en önemli kurumunu zafiyete uğratmaya çalıştılar. Durmuş Yılmaz'ın başkanlığa gelmesini Ertuğrul Özkök, garibanizm ihtilali olarak değerlendirdi. Bir taraftan bu yıpratma yayınları yapılırken diğer taraftan da ulusalcılarla el ele veren dış güçler özellikle Mayıs ayı ortalarından itibaren yoğun bir şekilde para piyasalarıyla oynamaya başladılar. Maksat para piyasaları üzerinden Türk ekonomisini vurmaktı. Ekonomi çökertilebilirse siyasi iktidar sarsılacak, ekonomik kriz siyasi krizi tetikleyecek, istikrarsızlaşan Türkiye yeniden ve tam olarak ABD'nin kucağına oturacaktı.
Böylece de Türkiye'nin 1 Mart tezkeresiyle başlayan bağımsızlık mücadelesi hayallere karışıp gitmiş olacaktı.
Merkez Bankası başkanlığı çevresinde "türban" çarpıtması ile ortalığı karıştıranların gerçek maksadının ne olduğunu Türkiye şimdi daha iyi anlıyor. Eğer kendi kafalarına uygun biri getirilmiş olsa ve bunların aklına hizmet etmiş olsa idi şu anda Türkiye, çok vahim bir tablo ile karşı karşıya kalacaktı.
Bu büyük para maniplasyonlarına rağmen Türkiye sarsılamamışsa bunun en büyük mimarları Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Başkan Yardımcısı Erdem Başçı, ve Hazine Müsteşarı Halil İbrahim Çanakçı'dır. Tabi ki herşeyin toz pembe olduğunu iddia etmiyoruz. Ortada böyle bir mücadele varsa elbette bunun taraflara zayiatı da olacaktır. Fakat unutmayalım ki bir ülkenin gerçek anlamda özgür ve bağımsız olması her şeyin üstündedir.
Yukarıda belirtilen isimlerin ve adlarını yazamadığımız "vatan delilerinin" büyük gayretleri neticesinde ulusalcılarla kol kola hareket eden dış güçler bu bilek güreşini kaybetmişlerdir. Ulusalcılar ve dış güçler Türkiye'deki gerçek milli güçlere karşı mücadeleyi kaybettiler

Ulusalcı-vatansever görüntü ve söylemlerle ortaya çıkarak ülkenin başka bir devlete bağımlılığının devamı için çaba sarf edenler bazen terörü kullandılar, bazen başka çeşitli provokasyonlar yaptılar. Bazen TSK'nın başındaki komutanı Ak Parti destekçisi gibi göstermeye çalışarak tahrik ettiler ve aynı zamanda yıpratmaya, politize ederek etkisiz hale getirmeye çalıştılar. Ülkeye en büyük zararı veren ve verebilecek olan çeteleri de sempatik göstermeye çalışmaktan utanmadılar.
Bugün dış güçler ülkeye nüfuz edemiyorlarsa, Türkiye'yi kukla gibi kullanamıyorlarsa devletimiz artık bir çok alanda bağımsız politikalar hazırlıyor ve yürütebiliyorsa, etrafında ve Dünya'da saygın bir konuma doğru gidiyorsa bundaki en büyük katkı ve başarı, dış odaklara itibar etmeyen, tehditlere göğüs geren, milletine güvenen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ündür.
Belli kesimler, Süreyya Serdengeçti'den sonra Merkez Bankası başkanlığına gelecek kişide hükümetin sadece başörtüsü kriteri aradığı iddialarıyla devletin bu en önemli kurumunu zafiyete uğratmaya çalıştılar. Durmuş Yılmaz'ın başkanlığa gelmesini Ertuğrul Özkök, garibanizm ihtilali olarak değerlendirdi. Bir taraftan bu yıpratma yayınları yapılırken diğer taraftan da ulusalcılarla el ele veren dış güçler özellikle Mayıs ayı ortalarından itibaren yoğun bir şekilde para piyasalarıyla oynamaya başladılar. Maksat para piyasaları üzerinden Türk ekonomisini vurmaktı. Ekonomi çökertilebilirse siyasi iktidar sarsılacak, ekonomik kriz siyasi krizi tetikleyecek, istikrarsızlaşan Türkiye yeniden ve tam olarak ABD'nin kucağına oturacaktı.
Böylece de Türkiye'nin 1 Mart tezkeresiyle başlayan bağımsızlık mücadelesi hayallere karışıp gitmiş olacaktı.
Merkez Bankası başkanlığı çevresinde "türban" çarpıtması ile ortalığı karıştıranların gerçek maksadının ne olduğunu Türkiye şimdi daha iyi anlıyor. Eğer kendi kafalarına uygun biri getirilmiş olsa ve bunların aklına hizmet etmiş olsa idi şu anda Türkiye, çok vahim bir tablo ile karşı karşıya kalacaktı.
Bu büyük para maniplasyonlarına rağmen Türkiye sarsılamamışsa bunun en büyük mimarları Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Başkan Yardımcısı Erdem Başçı, ve Hazine Müsteşarı Halil İbrahim Çanakçı'dır. Tabi ki herşeyin toz pembe olduğunu iddia etmiyoruz. Ortada böyle bir mücadele varsa elbette bunun taraflara zayiatı da olacaktır. Fakat unutmayalım ki bir ülkenin gerçek anlamda özgür ve bağımsız olması her şeyin üstündedir.
Yukarıda belirtilen isimlerin ve adlarını yazamadığımız "vatan delilerinin" büyük gayretleri neticesinde ulusalcılarla kol kola hareket eden dış güçler bu bilek güreşini kaybetmişlerdir.
Yazarın Önceki Yazıları
Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.