YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Tutmayan projeler
25 Şubat 2008 15:29
Türkiye’de öteden beri çok sayıda toplum ve siyaset mühendisliği projeleri hazırlandı, uygulandı, uygulanmaya çalışıldı. Bu projelerin bir kısmı tuttu, bir kısmı ters tepti.

Türkiye’nin NATO’ya girmesinin ardından Türk toplumunun ve Ankara’nın ABD ekseninde durması ve başka bir tarafa kaymaması için özel olarak işlenen “Komünizm korkusu” etkili olmuş, NATO seralarında suni olarak oluşturulan bu toplum mühendisliği projesi başarıya ulaşmıştır. 1980 öncesi yine aynı seralarda oluşturulan sağ-sol kutuplaşmaları ile kardeşin kardeşi öldürmesi ama bu arada büyük patron ABD’nin ülkede etkin olması hedefine de ulaşılmıştır.

1990’dan itibaren ülkede özel radyo ve televizyonların kurulmaya başlanması, basında çok sesliliğin başlaması, Özal’ın Türk toplumunun dünyayı tanımasına yönelik vizyonu sayesinde, şartlar değişmeye başladı. Artık toplum, resmi söylem ve yönlendirme yayınlarının dışında farklı kanallardan Türkiye’yi ve dünyayı tanımaya başladı.

Dikkat edilecek olursa 1990 yılından itibaren sahnelenmek istenen toplumsal mühendislik projeleri hep iflasla sonuçlanmıştır. Şu örnekleri hemen hatırlatabiliriz. PKK terörüne rağmen Türk-Kürt çatışması başarılamamıştır. Alevi-Sünni çatışması başarılamamıştır. İslamcı-Laik kamplaşması toplum zemininde tutmamıştır.

Siyaset mühendisliğine gelince yine yaklaşık son on beş yıl içerisinde uygulanan siyaset mühendisliği çabaları ya hiç tutmamış ya da çok kısa süreli suni başarılar getirebilmiş ama kalıcı başarı getirememiştir.

Aralık 1995 seçimleri ile birinci parti olan Refah Partisini hükümetin dışında tutmak için çeşitli zorlamalarla kurdurulan ANAYOL hükümeti sadece birkaç ay devam edebilmiştir. Ardından kurulan REFAHYOL hükümeti ise o zamanın derin devleti ve statükonun ayak oyunlarına ancak bir yıl dayanabilmiş ve bin bir entrika ile uzaklaştırılmıştır. Daha sonra ABD ve Derin Devlet saksısında özel olarak suni döllenme ile kırk günde yetiştirilen Demokrat Şemsiye Partisi mühendislik projesi ürünü olarak ortak olacağı diğer partilerle birlikte görev ifa etmiştir. Ancak başarılı olmuş gibi görünen bu proje de patronlarına kalıcı bir başarı getirmemiş üstelik toplum nazarında Türkiye’ye karşı kimin hangi hain planları hazırladığına dair güçlü kanaatler oluşmasına yol açmıştır.

Proje müelliflerinin Nisan 1999 seçimleri öncesi “28 Şubat’ın” devamını sağlamak için Ecevit hükümetine hediye ettikleri seçim malzemesi olan Abdullah Öcalan ise bu seçimde daha çok MHP’ye yaramıştır. Ancak MHP’nin ANASOL-M iktidarındaki, icraatları onları da yıpratmış, proje sahiplerini de memnun etmemiştir.

Üstelik bölücü başı Abdullah Öcalan, MHP’nin iktidar ortağı olduğu dönemde idamdan kurtarılmış bu durum MHP mensuplarının hayal kırıklığına neden olmuş, partiyi de mum gibi eritmiştir.

2002 yazında bu defa dış destekli 28 Şubat projesi 57. hükümet, ona uygun görülen role uygun hareket edemez hale gelince yeni bir operasyon başlamış, en yakın adamları bile başbakan Ecevit’i hasta yatağında terk ederek okyanus sularında Yeni Türkiye Partisi macerasına başlamışlardır. Bu oyunu da MHP lideri Bahçeli’nin “3 Kasım’da seçime gidiyoruz” resti bozmuş, proje müellifleri hezimete uğramıştır.

2002 seçimlerine girerken siyaset mühendisleri Ak Parti liderinin önünü hukuk yoluyla kesmiş, mühendislerin bu projesi birkaç ay sonra hüsranla sonuçlanmış, Erdoğan başbakanlık koltuğuna oturmuştur.

1 Mart tezkeresi ile Türkiye’yi tam manasıyla ABD ve İsrail’e mahkum hale getirme projesini ise Türk milletinin hissiyatına tercümen olan TBMM bozmuştur.

2007’de Hrant Dink cinayeti ile başlayan zincirle Ak Parti’li birinin cumhurbaşkanı olmasını engellemek amacıyla çizilen projeler, Malatya cinayetini, PKK terörünün yeniden arttırılmasını, hükümet karşıtı mitingleri, cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP, DYP ve ANAP’ın Meclis’i boykotunu, gece yarısı bildirisini, Anayasa Mahkemesi’nin “367” kararını Ulus patlamasını, CHP-DSP işbirliğini ve bu sebeplerle ülkedeki belirsiz siyasi havayı getirmiştir.

Halka rağmen şu an senaryo ve proje çizenlerin tüm senaryoları birer birer iflas etmektedir. Yeni ilhamlarla halka rağmen proje çizecek olanların projeleri de iflastan kurtulamayacaktır.

Türk milleti bu suni projelere geçit vermeyeceğini bir kere daha göstermiştir. Milletin vermediğini başkalarından elde etmeye çalışanlar iyi düşünmeli, macerayı bırakıp halkın iradesine saygı duymalıdırlar.

Zararın neresinden dönülse kardır.

Bilinmeli ki ne Ankara eski Ankara, ne de Türkiye eski Türkiye’dir.

Hiç kimse halka rağmen proje istemesin.

Çünkü siyaset mühendisliği projeleri kesinlikle tutmayacaktır.
Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.