YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Türkiye için riskler ve fırsatlar yılı
06 Ocak 2015 14:56

Bir Afrika atasözünde şöyle deniliyor. “Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları yer. İnsanlara karşı davranışlarına dikkat et. Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar veriyor.”

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, geçen ay Çin Genelkurmayı ile yaptığı toplantıda ordunun bütün birimlerine "Her an savaşa girebilecekmiş gibi hazır olun" talimatı verdi.  Bu talimatın son dönemde Rusya-Çin yakınlaşmasının ardından gelmesi dikkat çekti. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Ukrayna nedeniyle içine düştüğü siyasi belirsizlik ve bunalım nedeniyle muhtemel bir ekonomik krize karşı Rusya'yı destekleyeceklerini kısa süre önce açıklamıştı.

Başkan Şi, geçen ayın son haftası ordunun 15 üst düzey komutanı ile önemli bir toplantı yaptı ve savaş hazırlığı için emir verdi. Başkan Şi'nin daha önce de benzer talimatları olmuştu. Ama bu sefer iş ciddi görünüyor. Savaş hazırlığı emri, Pekin'in Washington'a karşı Moskova'yla yakınlaştığı bir döneme denk gelmesi nedeniyle çok önemli. Özellikle ordunun sıcak savaş birimlerinin hazırlıkları yoğunlaştırmasının istendiği bu gelişmede, muhtemel hedefler arasında Hindistan da sayılıyor.

Çin silahlı kuvvetleri PLA 2 milyon 285 bin mevcudu ile dünyanın en güçlü değil ama en kalabalık ordusu. Çin ordusuna mühimmat tedariki konusunda ise Rusya ayrıcalıklı bir yere sahip. Son zamanlarda Çin ve Rusya arasında doğalgazdan silah satışına çok sayıda önemli anlaşma imzalandı. Çin ve Rusya’nın 1996’da kurulan Şangay İşbirliği Örgütü’nün en büyük iki üyesi olduklarını da unutmamak gerekir.

“Bize ne bunlardan” diye düşünenler olabilir. Bu gelişmelere karşı kesinlikle “Bize ne” deme lüksümüz yok. ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel geçen Kasım ayında istifasından birkaç gün evvel “Dünya, şu an hiç olmadığı kadar tehlikeli. Gözlerimizin önünde yeni bir dünya düzeninin belirlendiğini görüyoruz. Bunun tam ortasında yer alıyoruz. Bunun gibi bir şeyi daha önce hiç görmedik” demişti. ABD’nin eski Ankara büyükelçisi Robert Pearson ise yine o günlerde halkların fark etmediği, geri plandaki derin krizi deşifre ediyordu. “ABD ile Türkiye arasında son 40 yılın en derin krizi yaşanıyor” cümlesi Robert Pearson’a ait.

İkinci Dünya Savaşı sonrası soğuk savaş döneminde kurulan küresel dengeler iyice bozuldu. Bu dönemde oluşan geleneksel ittifaklar, geleneksel ilişkiler, dostluklar-düşmanlıklar artık geçerliliğini koruyamıyor.

Yeni bir dünya düzeninin kurulması aşamasındayız. Ezberler bozuluyor, teamüller değişiyor. Şaşırtıcı ittifaklar, beklenmeyen çatışmalar yaşanabilir. Önümüzdeki süreçte olacak muhtemel gelişmeleri modern çağın veya soğuk savaş döneminin düşünce kalıpları ile anlamakta zorlanabiliriz.

AB ve ABD, Türkiye’yi “öteki” veya “düşman” olarak görmeye devam ediyor. İslam karşıtı hareketler Batı’da yeniden alevlenmeye başladı. Batıda Türkiye ve Müslümanlara karşı bazen açık ama daha çok örtülü bir düşmanlık derin biçimde sürüyor ve artıyor. Şu anda net konuşmak zor ve henüz erken ama; ilerleyen süreçte ortaya çıkacak şartlar Türkiye’nin de Rusya-Çin bloku içinde konuşlanmasını getirebilir.

Gelişen şartlar dünyayı yeniden bir bloklaşmaya zorluyor. Bloklaşma daha çok din ve inanç eksenli görünüyor. Ama Çin-Rusya-Türkiye’nin aynı blokta yer alması, İslam dünyasını da bu bloka yakınlaştıracağı için farklı bir kutuplaşma da olabilir. Çünkü mevcut şartlarda AB ve ABD’nin müşterek hareket edeceği anlaşılıyor. Bu durum onların geleneksel reflekslerine de son derece uygun. O takdirde buna kabaca Doğu-Batı blokları olarak da bakılabilir.

Eğer Çin-Rusya ve Türkiye aynı blokta yer alacak olurlarsa kendi coğrafyalarındaki krizlerin çözümünde son derece kolaylaştırıcı bir süreç yaşanabilir.

Türkiye-Rusya ittifakı, Suriye, Karabağ, Kırım, Abhazya, Çeçenistan ve Ukrayna gibi sorunların çözümünü çok hızlandırabilir. Bu durum hem Türkiye’yi hem de Rusya’yı rahatlatır. Asya’daki Türk Cumhuriyetleri de çözüm ortağı olacakları için “kazan kazan” formülü bütün taraflara avantaj sağlayabilir. Türkiye-Çin ittifakı ise Doğu Türkistan ve Çin Müslümanlarının meselelerine çare olabilir. Çin’le ortak çözümler üretilebilirse Çin de Hong Kong ve Hindistan konularında elini güçlendirebilir.

Tabi bu şartlarda İran’ın nasıl davranacağına, AB ve ABD’nin bu gelişmelere engel olmak için nelere müracaat edeceğine bakmak gerekiyor. Yukardaki muhtemel gelişmeler gerçeklik kazanmaya başlarsa Batı bloku da Doğu’daki aktörlere daha cazip şartlar sunabilir. Bu da kartların yeniden dağıtılması demektir.

Bu yazılanlar sadece bir senaryodan ibaret. Henüz böyle bir gelişme yok. Ama bunun gerçekleşebileceğine dair işaretler var. Hadiselere kendi açımızdan bakacak olursak, Türkiye ve İslam dünyasının ortak hareket etmesi gerekiyor. Türkiye’nin İslam ülkeleri ile ittifakı “olmaza olmaz”ımız görülüyor. Bu, hayati derecede önemlidir. Ama denklemin geri kalan kısımları değişebilir.

O nedenle Türkiye ve İslam dünyasının güçlü bir şekilde temsili ve dünya siyasetine mührünü vurabilmesi için nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair hepimiz kafa yormalıyız.

Descartes “Akıllı olmak bir şey değil. Mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır” diye hatırlatır. Dünya dengeleri yeniden kuruluyor. Küresel denklem değişiyor. Bu büyük bir fırsattır. Bu değişimi kaçırmamak ve şansımızı heba etmemek için medyamızın, siyasetçilerimizin, üniversitelerimizin ve münevverlerin buna kafa yormaları gerekiyor.

Millet olarak özgüvene ve daha fazla cesarete ihtiyacımız var. Goethe’nin dediği gibi “Mal kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.” James B. Conont ise “Kaplumbağaya dikkat et. Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebiliyor” der. Yakın tarihin komplekslerinden kurtulup özgüven kazanırsak, küçük hesaplara, kısır polemiklere ve günübirlik olaylara vakit ayırmak yerine büyük geleceğe kafa yorarsak inanıyoruz ki çok kazançlı çıkarız.

Bu hususta çok umutluyuz ve çok şanslıyız. Bu vesileyle umutsuzları cesaretlendirici tarihi ve yol gösterici bazı sözleri hatırlatmak isteriz. E. Raux der ki “Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar.” Andre Tardieu “Herkes dünyanın düzene girmesini ister. Fakat çabayı komşusundan bekler.” Son cümle ise Jean Jacques Rousseau’dan “Zor iş, zamanında yapmamız gereken fakat yapmadığımız kolay işlerin birikmesiyle meydana gelir.”

AB ve ABD’nin birlikteliği/ortaklığı, Rusya ve Çin’in de adım adım ortaklığını zorluyor.. Tüm bu hızlı gelişmeler yaşanırken, 1.7 milyar nüfusa ulaşan İslam dünyasının boş duracağını veya edilgen kalacağını kimse beklemesin. Önümüzdeki 3-5 yıl içinde İslam dünyasını, siyasi, askeri, ekonomik alanlarda aynı merkezden hareket eden, tek bir yapı ve tek bayrak altında görürseniz hiç şaşırmayın.. 2020’lere doğru bunları görüp yaşayacağız.. Bu konuda şahsen ben çok umutluyum.. İnananların umutlu olmaları için çok sebep ve emareler var.. Bizden söylemesi!..

Alper TAN

06.01.2015

 

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

BATI'YA GÜVENME ÜLKENE GÜVEN!

BATI İÇİN “SON ASRIN EN DERİN KRİZİ”​

BATI KENDİ SONUNU HAZIRLIYOR

DÜNYA YENİDEN KURULUYOR​

ABD ANKARA’DAN SONRA RİYAD’I DA KAYBETTİ​

DÜNYA SAVAŞI YAYILIYOR

BAŞLAYAN 3. DÜNYA SAVAŞI BATIYI KAVURABİLİR!​

MISIR’I UNUTTURMAK İÇİN SURİYE ÖNE ÇIKARILIYOR​

HAMAS İSRAİL OTORİTESİNİ TANIMADI DEVLET OLDU​

KANLI HANÇER

BATI ORADA MÜSLÜMANLAR NERDE?!​

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.