YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Türkiye Değişiyor
25 Şubat 2008 16:05
Türkiye’de ve bölgemizde hadiseler baş döndüren bir hızla değişiyor. Bölgedeki değişim süreci Avrupa Birliği’nin politikalarını ve ABD’yi de etkileyecek. Hatta etkilemeye başladı bile.

ABD sahte istihbarat raporları açıklayarak Irak’ı işgal etmişti. Arkasından İran’ı hedefliyordu. BM Güvenlik Konseyi’nin tüm üyelerinin desteğini aradı. Ama istediği sonucu alamadı. İran’ın nükleer silah ürettiğini iddia eden Bush en büyük darbeyi kendi istihbarat örgütlerinden yedi. 16 İstihbarat kuruluşunun ortak raporunda, İran’ın 2003 yılından bu yana nükleer silah programını durdurduğu ifade ediliyordu. Böylece İran’ı vurma konusunda zaten gayr-i meşru bir tutum içinde olan ABD, kendisini destekleyenlerin bile faydasını göremeyecek duruma düştü. Gelinen bu noktada Türkiye’nin oynadığı rolün çok büyük etkisi var.

ABD, Ortadoğu ve İslam dünyasındaki etkisini hızla kaybediyor. ABD’nin bıraktığı boşluğu yavaş yavaş Türkiye dolduruyor. Türkiye’yi daha önce ciddiye almayan ve ona karşı bir gizli savaş sürdüren Washington’un derin mekanizması, pes etmeye ve bu bölgede Türkiye olmadan projeler uygulamanın mümkün olmadığını görmeye başladı. Şimdi Türkiye ile yeniden işbirliğinin yollarını aramaya başladılar.

Son gelişmelerin ne anlama geldiğini iyi anladığı anlaşılan Kuzey Irak yönetimi ise gerçeklerle karşı karşıya kaldı. 11 Aralık 2007’de Erbil'deki konuşmasında Kerkük'ün kaderini belirleyecek 140. maddeye değinen Kürt Yönetimi Başkanı Barzani "Bazı komşu ülkeler 140. madde olursa Kürtler devlet kuracak diyor. Ben Iraklıyım, öyle bir şey yok. Ben Iraklı bir Kürt vatandaşım." dedi. Barzani, Kerkük referandumu konusunda ise "Orda yapılacak referandumdan çıkacak sonuca göre Kerkük Irak'a bağlı olacak ya da Kürt bölgesine bağlı olacak. Nereye bağlı olacağını kendisi belirleyecek." diyor. Bağdat yönetimi ile Kürt yönetimi arasındaki petrol anlaşmazlığına da değinen Mesut Barzani, "Irak topraklarında ve nerede petrol çıkarsa çıksın, bunun geliri tüm Irak halkına eşit olarak dağıtılacaktır. Bu sorunu yanlış yönlendirmenin anlamı yoktur. Anayasal haklar çerçevesinde bu konuda hareket edilmektedir." ifadesini kullanıyor. Barzani bu cümlelerin aksini ifade eden çok sayıda konuşmanın sahibi idi. Anlaşılan 20 günlük Türkiye ziyareti Barzani için son derece faydalı olmuş. Demek ki bizim statükonun Kuzey Irak yönetimi ile görüşmeme siyasetinin aksine görüşülünce bir çok şey değişebiliyormuş.
Askerin değişimi:
Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ, geçen Ekim ayında yaptığı açıklamada 23 yıldır dağa çıkışları durduramadıkları özeleştirisi yapmış, daha sonra da emekli komutanlar bu ve benzeri konularda önemli itiraflarda bulunmuşlardı. Şimdi de Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın tespit ve itirafları geldi. Büyükanıt, terörle mücadelede insanlığın yüksek değerleri olarak tarif ettiği barış, demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi kavramları ellerinden kaçırdıklarını belirterek "Ben o kurumu, bu kurumu suçlamıyorum. Hepimiz, biz de dahil kaçırdık. Bunlar bize silah olarak döndü" diyor.
Genelkurmay ATASE Başkanlığı Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi'nin (SAREM) Merkez Orduevi'nde düzenlediği "PKK Kongra/Gel Terör Örgütüne Yönelik Ekonomik ve İdeolojik Desteğin Kesilmesi" konulu sempozyuma konuşan Orgeneral Büyükanıt şunları söyledi: “1984 yılından beri yapılan terör mücadelesinde insanlığın yüksek değerlerini, bazı değerleri elimizden kaçırdık. Ben o kurumu, bu kurumu suçlamıyorum. Hepimiz, biz de dahil kaçırdık. Bunlar çok önemli. Onlar bize sonra silah olarak döndü. Bu değerler dört tane. Birincisi insan hakları, ikincisi demokrasi, üçüncüsü özgürlük veya özgürlükler, dördüncüsü barış. Şimdi dikkatinizi çekiyorum. Bu kavramlar insanlığın yüksek değer verdiği kavramlar. Bunları şu anda kim kullanıyor? Biz mi kullanıyoruz, terör örgütü mü kullanıyor? İnsan hakları adeta terörist hakları haline dönüştü. Demokrasi öyle. Hepsinin konuşmasında dikkat ederseniz demokrasi, demokratik cumhuriyet... Özgürlük, kavramını bunlar kullanıyor. Barış, bütün yaptıkları şey; Barış Anneleri'ni tutun, barış babalarını tutun her neyse bu kavramlar bizim elimizden çıktı. Şimdi burada bizim kusurumuz var.”
PKK'ya dış ve iç desteğin birbirlerini tetikleyen dinamikler olduğunu anlatan Büyükanıt, “Kendinizi bir yabancının yerine koyun; birileri var Türkiye'de, durmadan insan haklarından, barıştan bahsediyor. Bir grup da bunlara karşı mücadele ediyor, kim bunlar? Diyelim ki asker, polis. Bu kavramlar elimizden çıktığı için kendimizi savunmaya başlıyoruz teröriste karşı. Ama terörist özgürlükten, barıştan bahsediyor. Ne oluyor; biz özgürlüklere tahammül göstermeyen, barıştan nefret eden bir şey halinde... İşte psikolojik harekat bu" diyor.
Demokrasi, insan hakları, özgürlükler.. bizim askerlerimizin ağzından bunları duyuyor olmak ne kadar güzel.. Geç de olsa güzel. Umarız artık 27 Nisan benzeri abur cubur açıklamalarla, Kozan’da yaşananların benzerleriyle bu yeni süreç yaralanmaz.
Asker, Cumhurbaşkanı Gül’e 29 Ağustos’ta selam vermedi, 30 Ağustosta selamın ötesinde jestlerle hatayı telafi etmeye çalıştı. Ankara Garnizon Komutanı, Esenboğa Havaalanı’nda cumhurbaşkanının eşinin elini sıkmamak için köşe kapmaca oynadı. Sonunda hatanın farkına varıldı ve bu, cumhurbaşkanı eşine, cumhurbaşkanına ve onu seçen halka saygısızlık anlamı taşıyan lüzumsuz tavırdan vazgeçildi.
Şimdi Cumhurbaşkanıyla, meclisiyle, hükümetiyle, halkıyla ve silahlı kuvvetleriyle gerçek “birlik” görüntüsü veren bir Türkiye var. Bu Türkiye’nin, mevcut tavrı ve duruşu devam ettiği müddetçe içerde ve dışarıda üstesinden gelemeyeceği sorun olamaz.
Dikkat edelim. Bölgenin değişmesi gibi, Türkiye’nin değişmesi gibi Genelkurmayın değişimi de sürecek. TSK, halkla ters düşen tavırlarını gözden geçirecek. Bunu aşamalı olarak düzeltmek için olumlu bir süreci takip edecek. Belli mi olur belki bu sene Menemen olayının yıldönümünde de bunu yavaş yavaş hissetmeye de başlayabiliriz. Medyaya uygulanan adaletsiz akreditasyon uygulamaları konusunda da olumlu değişimler bekleyebiliriz.
Değişen Türkiye her şeyi etkiliyor. Kurumları da, bölgeyi de, dünyayı da..

12.12.2007
Alper TAN
Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.