YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Türkiye 2009'da nelere öncelik vermeli?
06 Ocak 2009 00:50

 

Hayırsız 'hayır'cıların ve yasakçı zihniyetin provokasyonları sebebiyle 2007’yi cumhurbaşkanı seçimi tartışmalarıyla, 2008’i de parti kapatma gündemi ile çarçur ettik. Buna rağmen 2007 ve 2008’de hiç iyi şeyler olmadı mı? Güzel şeyler de oldu. En azından bu ülkenin insanları ile gayr-i meşru yöntemlerle mücadele etmeye çalışanlar, eylemlerine, zaman zaman sahip oldukları resmi konumlarını ve kurumlarını da alet etmeye çalışsalar bile sonunda kaybettiler. Netice elde edemediler ama ülkemize ve halkımıza zarar verdiler. En azından son iki yılın heba edilmesine yol açtılar.

 

Tedbirli olalım:
Şeytani yollarla yürütülen bu direniş olmasaydı bugün Türkiye, siyasi ve ekonomik olarak çok daha iyi bir seviyede olabilirdi. O sebeple geçmişte olanları unutmayalım. Bu yıl ve devamında da, geçen yıllarda yapılan kışkırtmalara benzer yeni tezgahlar hazırlamak isteyeceklerdir. Türkiye’nin buna karşı tedbirli olması gerekir. Kaybedenler ve kaybetmeye mahkum olanlar cephesi rahat durmayacak en azından 2009’da da suyu bulandırmaya çalışacaktır.

 

Peki 2009’da Türkiye, yapılması gerekenler konusunda nelere öncelik vermeli?

 

Ergenekon:
Ergenekon davası devam ediyor. Çapraz sorgular yapıldıkça, çarpık ilişkiler ve işbirlikçiler daha da netleşiyor. Bu dava belli bir seyirde devam ediyor. Ancak Şener Eruygur ve Hurşit Tolon gibi üst düzey Ergenekon sanıklarıyla ilgili ek iddianame henüz tamamlanmadı.  Bu ek iddianamenin önümüzdeki birkaç hafta içinde tamamlanması bekleniyor. Açıklandığında zannediyorum daha büyük bir gürültü kopacak. Ek iddianamenin açıklanmasından sonra Ergenekon davasında yeni büyük dalgalar gelebilir.

 

Ergenekon davası, Türkiye’nin arınması için büyük bir gelişme. Mevcut gündemlerin asrın davasını gölgede bırakmaması gerekir. Türkiye’nin içerde üzerinde durması gereken en önemli iş budur. İçerdeki diğer işlerin tamamı daha sonra gelir.

 

Anayasa değişikliği:
Türkiye’nin, bir yandan Ergenekon belasından arınırken diğer yandan da demokratik bir anayasa için kolları sıvaması ve işe koyulması gerekiyor. Bu konuda TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın harekete geçmesinde fayda var. Böyle bir süreçte eğer Anayasa tamamen değiştirilemiyorsa bile Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay’ın yapısal değişikliğini de içeren en azından 10-15 maddelik bölümünün Yargı reformu niteliğinde değiştirilmesi elzem görünüyor. TBMM bunu yapmadığı takdirde “egemenliğin” millete ait olduğuna kimse inandırılamaz. O sebeple Anayasayı değiştirme yetkisi ve iradesinin TBMM’nin uhdesinde olduğu yüksek yargı da dahil dünya aleme bu yıl gösterilmelidir. 

 

PKK ve Kürt sorunu:
2009’da halletmemiz gereken bir konu da terörü bitirecek şekilde PKK’nın çökertilmesi. Bu konuda Türkiye’nin Irak ve diğer ülkelerle devam eden girişimleri çok önemli. Bu girişimler arttırılarak devam ettirilmeli. PKK terör örgütü geçici olarak değil kesin şekilde sonlandırılabilmelidir. Diğer konu ise Kürt meselesi. Bazı yönleriyle PKK sorunu ile ilişkisi olsa bile Türkiye genel olarak Kürt meselesini terör meselesinden ayrı düşünmeli. Kürt meselesi daha geniş bir konu. Ve çözümü de farklı olacaktır. Bir yandan PKK terörü bitirilirken diğer yandan da Kürt sorununu devletin çözüyor olduğu samimi bir şekilde gösterilebilmeli.

 

Bu hususta TRT’nin başladığı Kürtçe yayın açılımı son derece cesur ve olumlu. Geç de olsa güzel. Bu açılım, Türkiye’nin kendine ve vatandaşlarına olan güveninin de önemli bir göstergesi. Benzer konularda yeni açılımlar da yapılabilmeli. Bu sorun siyasetin ve toplumun çözeceği bir sorundur.

 

Mali kriz:
Dünyayı sarsan finans krizinin Türkiye’yi fazla etkilemeden atlatılması için tedbirli ve uyanık olunması gerekiyor. ABD ve Avrupa’daki güvensiz ortam nedeniyle kendine yer arayan Körfez sermayesinin ülkemize çekilmesi için özendirici düzenlemelere ihtiyaç olabilir. Bu konuda acele etmeliyiz.

 

Ermenistan ve “soykırım” iddiası:
ABD ve Avrupa’daki iki yüzlü devletlerin ve Ermeni diasporasının elinde tam bir oyuncak haline getirilmiş olan “soykırım” malzemesi bu devletlerin elinden bir an önce alınmalıdır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün milli maç vesilesiyle Ermenistan ile başlattığı olumlu süreç güçlenerek devam etmeli. Tabii buna Ermenistan yönetiminin de desteği ve katkısı gerekiyor. Mütekabiliyet esasına göre atılacak adımlar ve geliştirilecek ilişkiler kısa zaman sonra bu yersiz soykırım iddialarını kendiliğinden geçersiz hale getirebilir. Tıpkı Kıbrıs ve Ege sorunlarına rağmen Türkiye ve Yunanistan’ın şu an yaşadığı süreç gibi. 2009’da bu konuyu da mesele olmaktan çıkarabilirsek mükemmel bir iş yapmış olacağız. Tabi Ermenistan da öyle..

 

Ortadoğu:
En son Gazze vahşeti bir kez daha gösterdi ki İslam ülkeleri darmadağınık ve gelişmeler karşısında son derece hazırlıksız. Bu da Müslümanların yeminli düşmanlarını her zaman cesaretlendiriyor. Bu durum Türkiye de dahil halkı Müslüman olan ülkelerin büyük bir yarası. İslam ülkelerinin ve Türk devletlerinin koordinasyonu için “acil, pratik kararlar verebilecek” ve bunun “uygulanmasını takip edecek” yüksek bir mekanizma kurulması için geç kalınıyor. Türkiye, bunun sağlanması için öncülük etmeli. Bu da 2009 için ajandamızın başında olması gereken hususlardan biri olmalı.

 

Eğer 2009’da, hepsini tamamen başaramasak bile bu konularda, önemli mesafe almamız halinde dahi Türkiye 2010’a sıçrayarak girebilir. Gücüne güç katar.

 

06.01.2009
Alper TAN
 


Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.