YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Tuncer Kılınç ve Vural Savaş
23 Ocak 2009 15:33

Tuncer Kılınç:
Bir zamanlar MGK Genel Sekreteri idi. Kılıcının hem arkası hem önü kesiyordu. Hesap sorulamaz makamlardan birinin başında oturuyordu. Onun üstünde kim(ler) vardı? O ayrı. 7 Ocakta gözaltına alındı bırakıldı. Şimdi konuşuyor. MGK Genel Sekreteri iken “Türkiye’de üretilen istihbaratın koordine edildiği makamın başında” olduğunu anlatan Tuncer Kılınç Star Tv’de şöyle diyor: “Bu süreçte ben hiçbir şekilde Ergenekon diye illegal bir örgütün varlığından haberdar olmadım.”


Bunu duyanlardan kaç kişi inandı onu bilemiyorum. Ancak Tuncer Paşamıza hatırlatmamız ve sormamız gereken hususlar var. Tuncer Paşamızın Ergenekon yapılanmasından haberdar olmamasını düşünemiyorum. Tuncer Paşamız olsa olsa bu yapının illegal olduğunu düşünmemiştir. Yani, bu yapının legal olduğunu biliyor olabilir.


Kılınç, bunun ardından yargıya intikal etmiş bir durum olduğuna göre Ergenekon diye bir şeyin var olduğunu da vurguluyor. “Ama bizim haberimiz yokmuş diyor.” Tuncer Kılınç, Emniyet İstihbarat Dairesi’ni, elde ettiği bilgileri kendileriyle paylaşmamakla itham ediyor. Kendilerinden bilgi kaçırıldığını iddia ediyor.


Şimdi buna inanalım mı? 28 Şubat numaralarını ortaya koyan Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu’nun başına neler açtığınızı bu ülkenin unuttuğunu mu zannettiniz Paşam! Şemdinli provokasyonundan sonra, TBMM’ye bilgi verirken “Hırsız içerdeyse anahtar fayda etmez diyen Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un başına neler açıldığını ve bunun kimlerin baskısıyla yapıldığını bilmediğimizi mi zannettiniz Paşam!


Vatandaşı fişlemeye vakit bulmuştunuz:
Hangi memurun namaz kıldığını, oruç tuttuğunu, hangi memurun eşinin başının kapalı olduğunu, hangi işadamının mütedeyyin olduğunu, hangi akademisyenin dindar olduğunu tespit etmeye uğraşırken Ergenekon türü yapılanmaları bulacak vaktiniz mi kalmadı, ya da bu yapıları faydalı olarak mı gördünüz? Her şeyden haberi olan MGK Genel Sekreterinin Ergenekon’dan habersiz olmasını size yakıştıramadım Paşam! Yani inanamadım demek istiyorum nazikçe. Siz, görev yaparken bu tür yapılanmaların ortaya çıkarılması için bir gayret gösterdiniz mi ki Ergenekon’u göremediniz? Belçika’da yaşayan vatandaşlarımızı, Brüksel’de salona toplayıp, sağcı, solcu, Kürt, Alevi, mütedeyyin tüm kesimlere fırça çeken MGK Genel Sekreteri kimdi Paşam!


Yaşayan “şehit” itirafçı:
Hani şehitler ölmez deriz ya hep. Ama onları toprağa gömeriz. Şimdi bu ölmeyen şehitlerden(!) biri ile karşı karşıyayız. Bu, tek kişi. Ama iki adı var. Abdükadir Aygan ve Aziz Turan. Devletin kayıtlarına göre hem PKK itirafçısı, hem de şehit. Kayıtlarda şehit görünüyor olmasına rağmen eşi ve çocuklarıyla birlikte İsveç’te yaşıyor. Arada bazı açıklamalar yaparak devletin derin yapılarının ve mensuplarının şimdiye kadar hangi karanlık işleri yaptıklarını deşifre ediyor. Ergenekon yandaşları onu iftiracı, dolandırıcı ve yalancılıkla suçluyor. Ama onun hemen her gösterdiği yerden cesetler çıkıyor. Onun TSK’yı yıpratmaya çalıştığı söyleniyor. Fakat bu adamı JİTEM yani TSK kullanmış. Şimdi bu adam PKK’lı mı, itirafçı mı, yalancı mı, JİTEM’ci mi? Bu adama kimler farklı kimlikler düzenledi. Kimlerin girişimi ile şehit gösterildi? Kimlerin yardımı ile yurt dışına çıkarıldı? Bu adam yalancı ise söylediklerinin çoğu niçin doğru çıkıyor?


Unutkan gazeteciler:
Malulen emekli Albay Abdülkerim Kırca hakkında çeşitli iddialar ortaya atıldı. Son iddiaları Star Gazetesi dile getirmişti. O gün albay intihar etti. Ancak o günün öncesinde söz konusu albay hakkında Hürriyet, Vatan, Milliyet, Radikal, Zaman dahil, hemen her gazetede çok sayıda olumsuz haber çıkmıştı onun hakkında. Muhtemelen de en fazla olumsuz haber, Doğan grubunun yayın organlarında dile getirilmiştir. Ama albayın avukatı, intihar kararının bu haberlerden değil Ergenekon davasının gidişatının, albaya da uzanacağı endişesinden kaynaklanmış olabileceğini, intihardan önceki süreçte çeşitli defalar bu endişesini kendisi ile paylaştığını anlatıyor. Ama birileri intihar olayını kullanarak gerçekleri kapatmaya çalışıyor. Bu intihardan basın sorumlu ise bu sorumluluk haber yapan herkese aittir.


Şimdi ben başka bir şeyi hatırlatmak isterim. Uğur Dündar, Abdülkerim Kırca’nın intiharı sebebiyle, medyaya kendince ahlak dersi veriyor bültenlerinde. Uğur Dündar’ın gizli kamera görüntülerini Arena isimli programında yayınladığı Şerafettin Yardımedici bu olay üzerine intihar etmişti. Bu görüntüleri Uğur Dündar dışında hiç kimse yayınlamamıştı. Peki onun sorumluluğu kime ait oluyor sizce? Uğur bey bu olayın unutulduğunu düşünmüştür muhtemelen. Ama hatırlatmak istedik faydası olur diye.. Umarız vermeye yeltendiği dersten kendisi de pay çıkarıyordur.


Doğu Perinçek’ten Apo numarası:
Doğu Perinçek, Silivri’deki duruşmada kendisinin Abdullah Öcalan ile çektirdiği  fotoğrafları Öcalan’ın MİT’e verdiğini söylemiş. Doğu Perinçek önceki MİT yönetimlerinin Abdullah Öcalan’la ilişkilerini hatırlatarak şimdiki MİT’i zan altına sokmak istiyor. Birilerinin Doğu beye bu numaraların tutmadığını hatırlatmasında fayda var.


Vural Savaş “derin devleti” anlattı:
Vural Savaş, Sözcü Gazetesi’ne verdiği mülakatta, çok önemli konulara değinmiş: “Her devletin varlığını korumaya çalışan bir derin devlet vardır. Bizim derin devletimizin nasıl dejenere edildiği açıklığa kavuşturulmadan gerçekler anlaşılamaz” demiş. 28 Şubat döneminin hızlı savcısı Vural Savaş, derin devletin olması gerektiğini savunuyor. Vural Savaş, “Atatürk zamanında ülke, çapından daha büyük ve etkin bir derin devlete sahipti. O da Atatürk’le bitti” diyor aynı zamanda. Şimdi ben buraya da takıldım. “Çapından daha büyük derin devlet” lafından ne anlamamız gerekiyor bu bir. Eğer Atatürk zamanında da derin devlet var idiyse bu derin devlet, acaba o zaman ne gibi işleri organize etmiştir bu da iki.


Vural bey, “Gerçekler ortaya çıkmayınca Susurluk ve Ümraniye olayları da aydınlatılamaz” diyor. Söyledikleri yüzde yüz doğru. Ama keşke gerçeklerin nasıl ortaya çıkabileceği konusunda da bir şeyler söylemiş olsa idi.


Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş önce “Derin devletin Atatürk’ün ölümüyle birlikte bittiğini söylüyor, ama sonra önemli bir tespitte bulunuyor. Bu günlerin derin devletini açıklıyor. Şöyle diyor Vural Savaş: “Bana göre günümüzdeki derin devleti oluşturan kişiler arasında, gerçekten Atatürkçü olarak nitelendirilebilecek tek kişi yoktur. Derin devlet, aslında birbiriyle doğrudan bağlantısı olmayan ama hepsi de bilerek veya bilmeyerek emperyalist devletlerin güdümüne girmiş asker ve sivil bürokrat, politikacı, iş adamı, cemaat ve tarikat liderlerinin önemli bir bölümü, bazı sözde bilim adamı ve medya mensupları ile etkili bazı sivil toplum örgütlerinden oluşur.”  Böyle diyor Vural Savaş.


Bu sözler son derece göz açıcı olsa gerek. 28 Şubat’ın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bakınız konuyu gayet iyi biliyor. Keşke “tüm istihbarat kurumlarından gelen bilgileri koordine etmekle görevli MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç Paşa akıl edip Vural Savaş’a sorsaydı da şu, haberdar olmadığı Ergenekon’un ne olduğunu öğrenmiş olsaydı önceden.


Şimdi ben merak ettim. Acaba Vural Savaş da zamanında bilerek veya bilmeyerek bu “derin devlete” hizmet etmiş midir?
23.01.2009


Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.