YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Tezkereden sonra
25 Şubat 2008 12:33
Lübnan’a asker gönderme tezkeresi Meclis'te kabul edildi. Lübnan’da yaşanan gelişme, anlaşma öncesi bir gerçek ateşkes olmayıp Lübnan ve Hizbullah’a saldıran ve yenilen ABD güdümlü İsrail’in yeniden toparlanma sürecidir. İsrail, kendini hazır hissettiği ve ABD’den tekrar destek ve işaret aldığı anda tekrar saldıracaktır. Zaten gerçek hedefin Lübnan ve Hizbullah’tan ziyade İran ve Suriye olduğunu da artık nerdeyse herkes biliyor. Gittikçe sadece hayal mahsulü olmanın ötesine geçemeyeceği daha net görülmeye başlanan Büyük Ortadoğu Projesi'nden ABD henüz vazgeçmediğine göre bu saldırılar da durmayacak, değişik gerekçelerle farklı şekillerde de olsa devam edecektir. Ekim, Kasım aylarında yeniden saldırılar başlarsa sürpriz sayılmamalıdır.
Saldırı veya savaş durumunda Lübnan’da bulunan askerlerimiz arada kalırsa veya birilerinin provokasyonu karşısında nasıl hareket edeceği çok iyi hesap edilmelidir. Yetkililerin de ifade ettikleri gibi sıfır risk hiçbir konuda yoktur. Her kararın muhakkak az ya da çok riskleri vardır. Türkiye bir takım zorlamalar olursa Lübnan’a göndereceği askerleri geri çekeceğini şimdiden açıkça ifade etmiştir. Gelişmeler buraya getirirse bu açıklamanın gereğini de yapmalıdır. Çünkü bu ciddi bir risktir.
Bazı nüansları iyi görmemiz gerekir. Türkiye, asker gönderme konusunda BM Genel Sekreteri Kofi Annan’dan garanti almıştır. Fakat tarihinin en itibarsız günlerini yaşayan, ayrımcı, çifte standartlı ve etkisi bitmek üzere olan ya da etkisi sadece İslam ülkelerine veya diğer mazlum milletlere karşı kullanılan BM garantisine çok fazla güvenilmemelidir. Son zamanlarda BM’nin ABD eşkıyasının çılgınlıklarına meşruiyet kılıfı uydurmaktan başka bir iş yapmadığını unutmayalım.
Türkiye’nin Lübnan’a asker göndermesini isteyenler ABD yönetimine hakim Neoconlardan ziyade Neoconlarla yıldızı pek barışık olmayan ve ABD hükümetinde farklı bir kanat olarak bulunan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve Dışişleri Bakanlığıdır. ABD yönetimindeki şahinlerle İsrail sağı Lübnan’da Türk askerinin bulunacak olmasından rahatsızlık duymaktadırlar. Bütün dünyada pervasız politikalar yürüten ve Ortadoğu’yu da kan gölüne çeviren bu güruh, emin olun ki rahat durmayacaktır. Rahat durmayacaklarsa neler yapabileceklerini iyi hesap etmeli, tedbirlerini veya cevaplarını hazırlamalıyız. Bu cevaplar karşı tarafın anladığı dilden olmalıdır.
Lübnan’a gönderilecek askerlerimiz Afganistan’a gönderilenler gibi iyi seçilmelidir. Türkiye son birkaç yılda geliştirdiği ilişkilerle komşuları ve Arap ülkeleriyle stratejik manada çok iyi devam eden bir sürece girmiştir. Bu sürece zarar verecek hatalara ve tuzaklara düşmemelidir. Mümkünse Lübnan’a asker gönderme politikasını bu süreci daha da geliştirecek şekilde değerlendirebilmelidir. Bizim askerimizin ABD-İsrail politikalarına destek için değil bölgeye bunların verebilecekleri zararlardan korumak için orada olduğunu iyi anlatmalıyız. Aksi halde Türkiye’nin ABD-İsrail ekseninde politikalar izlemesi veya böyle görünmesi, ülkemizi dünyada da, bölgede de yalnızlaştırır. Yalnızlaşmış bir Türkiye’nin ABD karşısında bile hiçbir stratejik değeri olmaz.
Yukarıda sayılan veya benzeri kaygıların dışında gerekçelerle “Türk askerinin ne işi var Lübnan’da” gibi tabansız açıklamalar yapanlar bundan önce şuna cevap arasınlar: ABD askerlerinin ne işi var Irak’ta? ABD askerlerinin ne işi var Afganistan’da? Eğer ABD’nin buralarda işi varsa bizim oralarda ABD’den çok daha fazla işimiz var demektir.
Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.