YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Tekerrür eden hatalar ve olaylar
21 Haziran 2012 14:03

Türkiye’nin, henüz ismini bile net olarak koyamadığımız kronik meselesine dair CHP’nin de inisiyatif alması, çözüme dair umutları biraz daha arttırmıştı. Hükümetin çözüm konusunda risk almayı da göze alan kararlılığı ve BDP’de beliren nispeten olumlu atmosfer, PKK’nın başı Murat Karayılan’ın açıklamalarıyla biraz daha gerçeklik kazanmış, ete kemiğe bürünmeye başlamıştı.

19 Haziran sabahı Dağlıca’dan gelen kara haber gündemi bir anda değiştirdi. Çözüm konusunda yer yer kafalar karışıyor. İnsanlar, acaba kimin söyledikleri doğru diye tereddütte kalabiliyorlar. Çünkü bu tür karanlık gelişmeler olduğunda her kafadan başka ses çıkıyor. Ancak ülkede yaklaşık 30 yıldır devam eden PKK tecrübesi, yaşı 40’ın üzerinde olan her vatandaşımızı neredeyse bir stratejist haline getirdi. Eskiden belli periyotlarla TBMM tarafından uzatılan “Olağanüstü hal” uygulaması, sürenin dolmasına günler kala meydana gelen büyük çaplı terör saldırıları akabinde bir dönem daha uzatılırdı. Bu, zaman ayarlı terör olayları ve “OHAL” süresinin uzatılmaları bir birini takip ederdi.

Yine geçmişi hatırladığımızda ne zamanki “Kürt meselesine” dair makul adımlar atılmaya dair niyetlenmeler olduysa anında büyük terör olaylarının yaşandığını görürüz. Bunlarla alakalı sayısız misaller var.

Son Dağlıca saldırısı da öncekilerden farklı değil. Her ne kadar adı terör uzmanına çıkmış olan bazıları ısrarla tersini iddia ediyor olsalar da şunları tespit edelim:

1)    Karşımızda tek ve bütün halinde hareket eden yekpare bir PKK yok. 

2)    Son bir sene içinde özellikle de 14 Temmuz 2011 Silvan saldırısından sonra başlayan süreçte PKK çok büyük darbeler yedi. 2000’den fazla militanını kaybetti.

3)    Hükümetin çözüm yönünde attığı adımlar, PKK’nın silahlı mücadelesinde gerekçe olarak gösterdiği bahaneleri bir bir geçersiz hale getiriyor.

4)    Türkiye daha önce de yazdığımız gibi, Kuzey Irak’la ciddi bir entegrasyon ve bütünleşme sürecine girdi.

5)    Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve Kürdistan Özerk Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, silah bırakması ve Irak’ı terk etmesi konusunda PKK ve BDP’ye hem açıkça hem de kapalı kapılar ardında ısrarla baskı yapıyorlar, Türkiye’deki değişime destek olunmasını telkin ediyorlar.

6)    Obama yönetimi (ABD yönetimini bütün olarak kastetmiyorum) aynı yönde telkinde bulunuyor.

7)    TC vatandaşı olmayanlar da dahil PKK’nın lider kadrosu Mayıs ayı sonuna doğru önemli bir toplantı yaptılar. Kararların toplantıya katılanların üçte iki çoğunluğu ile alınması benimsendi. Bu toplantıda uzun uzadıya PKK’nın artık silah bırakması tartışıldı. Tartışmalar neticesinde PKK lider kadrosunun yarıdan fazlası silah bırakmayı kabul etti. Ancak üçte iki çoğunluk sağlanamadı. Silahlı mücadeleye devam edelim ısrarında olanların oranı ise dörtte birde kaldı. Diğerleri ise çekinser durumdalar. Silah bırakalım diyenlerin başında Murat Karayılan geliyor. Çatışmaya devam edelim diyenlerin başında ise Fehman Hüseyin var. Konuyu kategorik bir yaklaşımla izah edecek olursak Türkiye vatandaşı olanlar silah bırakmayı benimsemiş durumdalar. Genel olarak, Türkiye vatandaşı olmayanlar ise çatışmanın devamını istiyorlar. Ancak PKK içinde silah bırakmak istemeyenler arsında Türkiye vatandaşı hiç kimse yok da diyemeyiz.

8)    Şimdi şunu açıkça sorgulamak gerekiyor. Suriye’de yaşayan Kürtlerin çoğu vatandaş sayılmazken, nüfusa bile kayıtlı değilken, Suriye’li bir “Kürt liderin,” Kürtlerin bazı taleplerde hala eksikler olmakla birlikte demokratik haklarının tamamına yakınını aldığı Türkiye’ye karşı kanlı terör saldırıları yapıp despot ve inkarcı Suriye devletine karşı sesini hiç çıkarmıyor olması çok düşündürücü değil mi? Yani Suriye’de yaşayan Kürtler Türkiye’den daha mı fazla haklara sahipler de Suriye’li Fehman Hüseyin ve diğerleri, Suriye’ye karşı değil de Türkiye’ye karşı terör yapıyorlar?

9)    Açıkça söyleyelim. Fehman Hüseyin, Türkiye’ye karşı bu saldırıları, Kürtler adına değil İsrail adına MOSSAD’ın desteği ile yapıyor. İsrail ve dolayısıyla Fehman Hüseyin Kürt meselesinin çözümünü zerre kadar istemediği gibi Kürt çocuklarının daha fazla ölmesini, askerin, polisin daha fazla vurulmasını istiyor. Çünkü terör ne kadar fazla olursa Türkiye o kadar istikrarsız ve huzursuz olur. Türkiye huzura kavuşursa Müslümanların, Filistinlilerin hesabını sormaya kalkışır. Bu da İsrail’in huzurunun bozulması demektir. Kürtlerin haklarının tanınması için PKK’ya destek veren Kürtlerin bunu iyi değerlendirmesi gerekir.

10)   Önceden verdiği saldırı haberleriyle kendinden söz ettiren Emre Uslu, silah bırakma yönünde mesaj veren Murat Karayılan’ı PKK’nın öldürmesi talimatı verirken neden Fehman Hüseyin’in Türkiye’ye karşı saldırılarını perdeliyor? Amerika’da yaşayan Emre Uslu Türk devlet adamlarını “ahmaklıkla” itham ederken, PKK’nın saldırı haberlerini acaba hangi devletin istihbarat servislerinden alıyor? Emre Uslu’ya bu istihbaratı veren gizli servisler, acaba Türkler duysun da tedbir alsınlar diye mi veriyor, yoksa başka bir şey için mi?

11)   Emre Uslu’nun ipiyle kuyuya inen arkadaşlara dostça tavsiyem şudur: İndiğiniz kuyudan bir daha çıkamayabilirsiniz. Çıksanız bile içinize aldığınız “metan gazı” sizi iflah etmeyebilir. O her şeyi bilenler bize itibar etmezler. Ama yine de söyleyelim.

12)   Dağlıca saldırısının ertesi günü hemen hemen bütün gazeteler saldırı talimatını Fehman Hüseyin’in verdiğini yazarken sadece Hürriyet “Emri Murat Karayılan verdi” diye haber yaptı. Acaba Hürriyet’e bu bilgiyi kim verdi?

Netice olarak 30 yıldır hatalar ve olaylar tekerrür ediyor. Birileri PKK’da ve BDP’de barış isteyenlerin samimi olmadıklarını, bunu taktiksel olarak kullandıklarını anlatmaya ve buna Türkiye’yi inandırmaya çalışıyor. Eğer buna inanırsak tüm barış çabaları rafa kaldırılacak. Aklın ve mantığın yerini silahlar dolduracak. Kan, barut, şiddet, ölüm ve ayrılık sadece Türklerin de Kürtlerin de düşmanı olanların işine yarayacak. Şahsen ben hala barışa inanıyorum. Başbakan Erdoğan da “Yaklaşan barışa PKK engel olamayacak” diyor. Bu sözden geri adım atılmamalı. Eğer geri adım atarsak saldırılar amacına bir kere daha ulaşmış olur. Hataları bir kere daha tekerrür etmiş oluruz.

Barış adımlarını daha da hızlandırmalıyız.

Alper TAN

21.6.2012

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.