YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Satır arasına değil, büyük resme bakalım
05 Mart 2014 14:09

“Satır arasında şunu anlatmak istedi.” “Detaylarda şunlar var.!”

Millet olarak aslında biraz detaycıyız. Ama çoğu zaman detay, o kadar önemli hale getirilir ki, “körün fili tarifi” gibi tuttuğumuz veya gördüğümüz yeri “her şey” olarak görür-gösterir, hadiseyi detaya indirger, bütünü, büyük resmi ıskalar geçeriz. Böylece hem yanılır hem de yanıltırız.

Gezi olayları gibi, 17 Aralık süreci gibi konularda da benzer gariplikler yaşanıyor. “Tamam da ayakkabı kutusu ne olacak?” “Tamam da rüşvet yok mu diyorsunuz?” “Öyle de kasalar neydi?” “İyi de şu villalara ne diyeceksin?” “Filanca iş adamı şu kadar ihale almış” “Filan adam sövmüş…” Tepkiler devam ediyor.

Bütün bunlar yargının alanına giriyor. Yargı görevini yapacak. Gerçekler ortaya çıkacak. Ama yargı, adalet dağıtmak için vardır. Siyaseti siyasetçiler yapar. Yargının siyaseti dizayn etme yetkisi yoktur. Ama siyasetin “millet adına” yargıyı dizayn etme kabiliyeti vardır. Siyaset yargıyı dizayn ederken milletin değerlerine aykırı hareket ediyorsa bunun faturasını sandıkta öder. Yargı da adalet dağıtmak için değil de siyaseti dizayn etmek için uğraşıyorsa bunun faturasını öder. “Siyaset hata eder de yargı hata etmez” diye bir kural yok. İnsanın olduğu her yerde hata olur.

Savcılar, polise toplattırdıkları belge çuvallarının mührünü bile açmadan gözaltı, tedbir ve tutuklama istiyorlar, mahkeme de yine çuvalların mührüne dokunmadan tedbir ve tutuklama kararı veriyorsa, orada hukuk bitmiş, siyaset, siyasi ve toplumsal mühendislik işi başlamış demektir. Böyle bir yargı asla savunulamaz. Böyle bir yargıdan asla adalet çıkmaz..

Bütün bunları detaydan çıkıp büyük resmi görebilmek için hatırlatıyoruz. Bu söylediklerimiz “ortada rüşvet veya yolsuzluk yoktur” anlamına gelmiyor. Böyle bir yargılama anlayışı ile adil bir kararın verilemeyeceği kastediliyor. “Gizli emeller” uğruna yargı ve güvenlik kurumlarının kullanılmasına müsaade edilemeyeceği anlamına geliyor.

O sebeple kafamızı detaydan kaldırıp büyük fotoğrafa bakmamız gerekir.

Bakınız çevremizde neler oluyor? 3 yılı aşkın süredir Suriye’de iç savaş yaşanıyor. Batılı-doğulu güçler, diktatör Beşşar Esad’ın arkasında. Esad’ın resmen tespit edilmiş 150 bine yakın insanı öldürtmüş olması “Medeni Batı'nın” umurunda değil. Ülke nüfusunun yarısının göç etmiş olması onlar için önemli değil. 11 bin insanın sistematik işkence yöntemiyle öldürülmesinin, 55 bin fotoğrafla belgelendirilmesi bir anlam ifade etmiyor Batı açısından..

Mısır tarihi boyunca ilk defa halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı'nın kanlı bir askeri darbeyle devrilmesinin Batı açısından hiçbir mahzuru yok. Darbecilerin 10 bin civarında darbe karşıtını katletmiş olması Batı için sıradan bir hadise.

Libya’da geçen Şubat ayı içinde en az 2 askeri darbe girişimi yapılmış olması Batı açısından sorun değil.

Batı’ya göre Orta Afrika’da Fransız askerlerinin gözetiminde her gün ortalama 10 Müslümanın vahşice öldürülmesinde bir gariplik yok.

Batı’ya göre İsrail’in Filistin’de insanlık dışı ambargoyu devam ettirmesi, oradaki Müslümanların aç susuz, ilaçsız, çaresiz kalmaları olağan bir durum.

Batı’ya göre Afganistan’da ülkenin sahipleri Taliban mensuplarının hak iddia etme yetkileri yok.

Arakan’da onbinlerce Müslümanın barbarca öldürülmüş olmaları Batı'yı hiç ilgilendirmiyor.

Doğu Türkistan’da devam eden Çin işkencesi ve zulmü, Batı’nın insan hakları örgütlerinin hiç dikkatini çekmiyor.

Batı, Bosnalı Müslümanların elde ettikleri hakların tekrar ellerinden alınması için Sırp zalimlerini destekliyor.

Ukrayna’da AB ve ABD, Rusya ile savaşıyor, savaşın faturasını Ukrayna halkı ödüyor. Ukrayna, bölünmenin eşiğine getirildi. Dünya seyrediyor. Ukrayna’da olan şeyler 2013’ün Haziran ayındaki Gezi kalkışmasıyla Türkiye için de planlanmıştı. Çok şükür ki başaramadılar.

Büyük bir küresel savaşın farklı cephelerinden söz ediyoruz. Tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi, Batı Cephesi, Kafkas Cephesi, Yemen Cephesi, Trablusgarp Cephesi gibi farklı farklı cepheler var idiyse, şimdi de benzer bir küresel savaşta benzer cephelerde savaş devam ediyor. Sadece bu defa şu aşamada sıcak savaş olarak değil de postmodern bir savaş yöntemiyle yürütülüyor. Darbelerin postmoderni keşfedildiği gibi savaşların da postmoderni icra ediliyor.

Sudan’da olanla Afganistan’da olanların, Arakan’da olanlarla Bosna’da olanların, Doğu Türkistan’da olanla, Ukrayna’da olanların, Tunus’ta olanla Gezi’de olanların, Orta Afrika’da olanlarla 17 Aralık sürecinde olanların ilişkilerini kavrayamazsak düpedüz yanılırız. “Körün fili tarif etmesi” hatasına düşeriz.

17 Aralık süreci, yargı eliyle yürütülmek üzere planlanmış postmodern bir darbe girişimidir. Tüm aşamaları planlanmıştır. 17 Aralık darbesini planlayanlar, Sisi darbesini, Libya’daki başarısız darbe girişimlerini, Bosna’daki kargaşayı, Arakan’daki Müslüman katliamını, Orta Afrika’daki Müslüman kıyımını, Gezi kalkışmasını planlayanlarla aynıdır.

17 Aralık darbe teşebbüsü çökmüştür. Deşifre olmuştur. 17 Aralık darbesini yapmaya çalışanların arkasındakileri her geçen gün halkımız daha net görecektir. Ama Müslümanlarla, kısaca Haçlı zihniyeti diyebileceğimiz güçler arasındaki savaş, görülüyor ki burada bitmeyecek ve şiddetlenerek devam edecektir. O nedenle 17 Aralık darbesi atlatıldı diye rehavete kapılmamak gerekir.

Her zaman her şeye hazırlıklı olmakta fayda var..

Alper TAN

20.02.2014

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

ALLAH’I DİNLEMEDİLER İNSANLARI DİNLEDİLER

DOSTLAR DÜŞMAN, DÜŞMANLAR DOST OLUNCA..

İSLAM’A KARŞI PROTESTAN İSLAM ÜRETİLİYOR

PARALEL CIA PARALEL MOSSAD İÇERİDE

KARANLIK ADAMIN KALBİNE GİRMEK!

KİM İÇİN SAVAŞIYORUZ?

BİLDİRİ DAĞITAN SAVCI MI ADALET DAĞITAN HAKİM Mİ?

VESAYETÇİ MÜSLÜMANLARLA İMTİHANIMIZ-MISIR VE TÜRKİYE

MISIR'DA PISIRIK MÜSLÜMANLIĞIN SONU

KÜRESEL PROJELERE KÜRESEL DARBE

HAK ETTİN BUNU ERDOĞAN

Yazarın Önceki Yazıları
Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
her yapılanın bir karşılığı vardır elbet
 // devleti ebedi müddet
acaba bu olayların somlusu olan TAPINAKÇILAR VE İSRAİL siz bu yaptıklarınızla israile ne kadar zarar verdiğinizin farkındamısınız? bu olayların sonucunda birilerinin sabrını taşırdığınızda HEBRONDA,TELAVİVDE,HAYFADA İKİNCİ BİR HİROŞİMA olayına sebebiyet vermek zorunda kalabilirsiniz.neden size yapılan ikazları dikkate almıyorsunuz?sizler 17 ARALIK günü bu operasyonunu MUHAMMED MEVLANANIN kutlu doğum günü yaparak İSLAMİYETE inananlara göz dağı vermeye kalktınız.Acaba Başbakan Pakistan NEDEN GİTTİ...
08 Mart 2014 Cumartesi 22:27
TSK'lerinin gücü...
 // ibrahim çelikoğlu
Dikkat kesilmemiz ve yardımcı olmamız kurum,cuntadan vazgeçmiş vatana hizmet peşindeyse TSK'lerdir.Türkiye'de haşhaşilerin önünü kesecek bir güç düşünülemezdi ve bugün bu gerçek oldu.Bu gerçeklik payında iyi niyetmi var,yoksa haşhaşileri kışkırtıp soğağa dökmekmi var? Hayati önem taşyor.Sayın Tan'ın gözünün üzerinde olduğunu düşünüyoruz.İnşallah şer değil hayırlara vesile olunur......
07 Mart 2014 Cuma 05:06
23:44
 // YÜKSEKTE OLMA PSİKOLOJİSİ
Dağları severim...
Sıkılıp daraldığım zamanlar, sürekli yüksek yerlere çıkarım. Bizim burda yüksekce bir tepe var rakımı yerden, 1200 m falan vardır. Çıkana kadar atletim ıslanır. Zirveye vardığım zaman, sıkıntılarım yukarıya çıkamadığından, rahatlıyorum. Kuşbakışı şehre baktığımda; olayları ve gelişmeleri aşağıda ikin düşündüğümden farklı algılıyorum. İşte buna geniş persfektif ve görüş açısı diyoruz. Bir karınca, karpuz üzerinde gezinirken; karpuzun yuvarlak olduğunu anlayamaz; ta ki, bir sırık veya karpuzun sapına tırmanıncaya kadar. İşte bütün ön yargılar, dar bakış açısından geliyor. Google Earth ile olmaz bu iş. Çıkın dışarı ve tırmanın, ufkunuz açılacak ve böylece aşağılık komplesinden sıyrılacaksınız. Bu içgüdünün tadını çıkarın, zihniniz açılsın. Var arkadaşım var... Konuyla çok alakası var....
05 Mart 2014 23:44