YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Şam-Tel Aviv arasında komik mizansen
22 Mayıs 2013 15:53

Bir önceki Analiz’de “Esad’ın gizli destekçileri kimler” diye yazmıştık. Bazı ülkelerin zahiren Esad’a ve Baas rejimine karşı görünmelerine rağmen gizli ve dolaylı yollarla Esad’a ve rejime destek olduklarını isimleriyle ifade etmiş ve şöyle demiştik: “İkide bir “İsrail Suriye’yi vurdu” manşetlerini atanlara basit bir sorumuz var. Ankara, muhalifleri destekliyor diye Akdeniz’de uçağımızı düşüren, Akçakale’yi, Cilvegözü’nü, Reyhanlı’yı kana bulayan Şam yönetimi, eğer dedikleriniz doğru ise Suriye topraklarını “vuran” İsrail’e neden hiçbir karşılık vermedi? Neden Tel Aviv’de ya da İsrail’in başka yerlerinde misilleme yapma gereği duymadı? Buna bir cevabınız var mı? Cevabınız yok.. Çünkü yazdığınız haberler yanlış ve kasıtlı.”

Çünkü İsrail Suriye’de Esad yönetimini vurmuyor. Suriye’de ya bizzat Esad’ın muhaliflerini vuruyor ya da muhaliflerin eline geçmek üzere olan kritik tesisleri vurarak muhaliflerin elinin güçlenmesini engelliyor. Ne yazık ki bu gerçeklere medyada bizlerden başka dikkat çeken kimse yok. Aksine İsrail’in bir “halkla ilişkiler” çalışması olan haberleri, gerçekmiş gibi medya üzerinden servis ediliyor.

İsrail-Suriye arasındaki bu kozmik ittifak deşifre olmaya başlayınca şimdilerde Suriye-İsrail sınırında Esad’ın askerleriyle İsrail’in askerleri “Çatışmacılık oyunu” oynamaya başladılar. Sözüm ona İsrail, Golan bölgesinde sınırı ihlal etmiş Esad’ın askerleri de İsrail askerlerine ateş açmış. Esad’la Tel Aviv’in halkla ilişkiler çalışması olan bu numara, bizim medyada yine “Suriye, İsrail’e ateş açtı; İsrail Suriye’yi vurdu” türünden geniş yer buldu.

Ancak İsrailli bir istihbarat yetkilisi, İsrail’in iki seneyi aşkın bir süreden beri gizlediği gerçek niyetini ve amacını açık etti. Suriye’de Beşşar Esad’ın iktidarının devamından yana olduklarını açıkladı. İsrailli yetkili “Suriye’de İslamcı militanlar olacağına Esad olsun. Böyle bir durumda Esad’ı tercih ederiz” dedi.

İngiltere’de yayınlanan The Times Gazetesi’ne konuşan ismi açıklanmayan İsrailli bir istihbarat yetkilisinin “Eğer Arap dünyasından aşırı dinciler orada güçlenecek ve Suriye kaosa düşecekse, bildiğimiz şeytanı, bilmeyip ne olacağını sadece hayal edebildiklerimize tercih ederiz. Yerinde duran ama güçsüz olan bir Esad rejimi bizim açımızdan daha iyi olur” açıklamasında bulundu. Haberde, İsrail’in Suriye’ye ilişkin en büyük endişesinin muhalifler kastedilerek aşırı muhafazakâr silahlı direnişçilerin Suriye’de iktidarı ele geçirmesi olduğuna işaret edildi.

Bu haber aradan kaç gün geçmiş olmasına rağmen İsrail hükümeti tarafından yalanlanmadı. Gerçi yalanlasalar bile gerçekler değişmez. Daha önceki Analizlerde de defalarca vurguladığımız gibi İsrail ve ABD, Suriye’deki rejim muhaliflerini Müslüman ve genelde dindar oldukları için “İslamcı terörist” gibi görüyor ve dünyaya da böyle gösteriyorlar. Dolayısıyla da İsrail ve ABD, Suriye’ye “İslami hassasiyeti olan güçlü bir yönetim gelirse, Türkiye’nin de desteğini alan böyle bir yönetime dışardan etki etmek zor olur” diye bakıyorlar. Kendi içinde halkıyla kavgalı, zayıf ve küçük bir azınlığa dayalı mevcut yönetimin kolayca maniple edilebileceğini düşünüyorlar. Bu ülkeler ayrıca da Esad rejimi düştüğü zaman Türkiye’nin nüfuz alanının İsrail ve Ürdün sınırına kadar genişleyecek olmasından son derece rahatsızlar. Onlar açısından bu sıkıntıya çare bulmaya çalışıyorlar. Çare bulamadıkları için de “Çıkmadık candan umut kesilmez” beklentisiyle Esad’ın siyasi ömrünü uzatacak her türlü desteği ona veriyorlar.

İsrail-Suriye sınırında olduğu söylenen çatışmalar, özellikle bizim medya ve bizim muhalefete malzeme üretmek için sahnelenmiş bir mizansenden ibaret. İsrail Suriye’yi vurabilir. Ama ne zaman? Eğer Esad’ın düşeceği mukadder hale gelir, muhaliflerin iktidarı kaçınılmaz görünürse, bu defa daha farklı bir halkla ilişkiler numarası olarak Esad’a bir tekme de İsrail’den gelebilir.  

Dışarıda bunlar olurken Suriye, içeride de iktidar mücadelesinin malzemesi olarak kullanılıyor. Esad’ın hükümet için söylemek isteyip de söyleyemediklerini bizim ana muhalefet partisinin başı söylüyor. Reyhanlı’da hayatını kaybeden insanlarımızı katledenlere öfke duymayan Kılıçdaroğlu, bu saldırıda ölenlerin üzerinden hükümetin dış politikasını hedef tahtasına koyuyor. En ağır sözleri Başbakan için uygun gören CHP lideri Reyhanlı’da 50’den fazla vatandaşımızı katlettirenlere hiçbir şey söylemedi. Üstelik bu saldırının sorumluluğunu Başbakan’a yükledi. Öyle bir öfke ve tahrik içinde ki sanki Suriyeli muhalifler, Şam diktatörü Beşşar Esad’a değil de CHP genel merkezine saldırmış gibi tepki veriyor. CHP Genel Başkanı Türkiye’nin muhalefet partisi lideri gibi değil de Suriyeli Baas Partisi’nin lideri gibi davranıyor.

Gerçi bunu çok da yadırgamamak gerekiyor. Çünkü CHP’nin geçmişte Dersim’de yaptıkları ile Esad’ın Suriye’de yaptıkları arasında ne fark var?

Bu kesimler, “Komşumuz Suriye’nin yönetimi ile neden Türkiye’nin arasını bozuyorsunuz” diye Ankara’nın dış siyasetini eleştiriyorlar. Ama eşzamanlı olarak baktığımızda Ankara, Irak Kürtleri ile ilişkilerini ileri düzeyde geliştirmek için büyük bir çaba içinde. Ama bu defa aynı kesimler Kürtleri kastederek “Irak’ta Müslüman bir İsrail kuruluyor” bahanesiyle buna da karşı çıkıyorlar. Türkiye’nin Irak Kürtleri ile ilişkilerini geliştirmesini engellemeye çalışıyorlar.

Bütün bunların temelinde ilkesel olarak Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerinin bozulmasına karşı çıkmak yok. Bugüne kadar komşularımızla bizi düşman eden zaten bu zihniyetti. Bunların tek ilkeleri var. Türkiye’nin iflah olmaması. Yeni Türkiye’nin başarısız olması. Eski düzenin tekrar dönmesi.

Ama başaramayacaklar..

 

Alper TAN

22.05.2013

Yazarın Önceki Yazıları
ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Teşekkürler Alper Bey
 // Hasan Basri SUBAŞI
Mazlumlar (ister müslüman olsun ister olmasın) ağlarken bize ne diyen müslüman da insan da olamaz. Müslümanlığı veya insanlığı cüzdana kadar olanlar var. Bizim görevimiz ihtiyaç sahiplerine yardım etmektir. Bizim imtihanımız budur. Onlardan (mültecilerden) bir karşılık beklemek değildir. Vefalı davranıp davranmamak ise onların imtihanıdır. Bir müslüman sadece Allah rızası için iyilik yapar o kadar....
22 Mayıs 2013 Çarşamba 18:24