YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
'Saldırının ne anlama geldiğini millet biliyor'
30 Temmuz 2008 11:43

Korku siyaseti ile halkı ve devleti yönlendirmeyi alışkanlık haline getirenler, aynı taktiği kullanmaya devam ediyorlar. Önceleri kendilerini saklamak için ciddi çaba sarf ederler ve başarılı da olurlardı. Ergenekon iddianamesi ile herkes gördü ki yapılan başarılı kamuflaj sayesinde halkın birbirinden ayrı ve hatta birbirinin düşmanı gibi gördüğü örgütler, aslında tek elden yönetiliyormuş. Bütün bunlar iddianamede itiraflar, konuşmalar ve belgeler şeklinde tüm çıplaklığı ile ortada.


Manzara şu: PKK, Hizbullah, DHKP-C, TİT, İBDA-C aslında gizli bir koalisyon. Birbirinden bağımsız gibi görünen, hatta PKK-Hizbullah çatışması gibi, zaman zaman birbiriyle çatışan örgütler gerçekte hedef ve eylem birliği içinde hareket ediyorlar. Fakat bu hedef ve eylem birliğinden, gizli koalisyondan, örgüt militanları haberdar değil. Bunlar ve bağlı diğer örgütler, yapılanmalar tepede Ergenekon organizasyonuna bağlılar. Ergenekon’un ülkedeki birçok resmi kurum ve kuruluşla da çok sıkı ilişkileri, irtibatları var. Bu ilişkiler sayesinde devlet içinde devlet gibi hareket edebiliyor, kendisine devlet görüntüsü verdiği için de birçok yerden maddi-manevi destek almayı başarıyorlar.


TSK, yargı, istihbarat, üniversiteler, bazı siyasi partiler, medya ve iş dünyası dahil olmak üzere bir çok resmi ve sivil yerden destek aldığı için Ergenekon’u faydalı bir oluşum olarak görenler de var. Gayet safiyane duygularla düşünen bu kesim, Ergenekon’u, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, olağanüstü durumlar karşısında kendini korumak için oluşturduğunu zannediyor. Dolayısıyla Ergenekon’u kendi gizli devleti olarak kabul ediyor.


Şimdi siz şöyle bir yapı düşünün. Yelpazenin her yönüne hitap etmek için farklı terör örgütleri kuracaksınız. On yıllar boyunca bu örgütlerle, Türk, Kürt, Alevi, Sünni, laik, Mütedeyyin, Ermeni, Rum demeden bu ülkenin vatandaşlarını, saçma sapan gerekçelerle acımasızca öldürteceksiniz. Yönlendirdiğiniz ve gerekçelerini hazırladığınız darbe ve müdahalelerle ülke siyasetine müdahale edeceksiniz, memleketin politik, ekonomik ve sosyal olarak krizden krize sürüklenmesine yol açacaksınız. Muadili ülkelerin milli gelirleri ve zenginlikleri artarken bu ülke yerinde sayacak. Sağ-sol çatışmaları ile sanal gerekçelerle gençliği birbirine kırdırtacaksınız. Ülkenin istikbalini karartacak, devleti ABD’ye, İMF’ye, Dünya Bankası’na mahkum 70 sente muhtaç edeceksiniz. Sonra da babalar gibi meydana çıkıp vatanseverlikten söz edecek, ülkeyi Sevr’in gazabından kurtarmaktan dem vuracaksınız.


İnsan biraz saf olabilir. Ama bu kadar saflığa saflık değil olsa olsa saftoriklik denir.


Millet, sizin zalimliklerinizin çilesini çekecek, döktüğünüz kan nehir olacak, insanlar, katlettiğiniz yakınlarının çetelesini tutacak, ürettiğiniz krizlerin faturasını cebinden ödeyecek, ülkede on binlerce faili meçhul olay olacak, tüyü bitmemiş yetimleri bile borçlandıracaksınız, ama o milleti, o ülkeyi, o devleti kurtardığınızı söyleyeceksiniz, buna da bizim inanmamızı bekleyeceksiniz.


Siz milleti salak kendinizi de dahi mi zannediyorsunuz?


İstanbul Güngören’de, patlattığınız ses bombası ile, Pazar günü birkaç saati ailesiyle veya kendi başına geçirmek isteyen, tamamen masum savunmasız insanları bir yere toplayacaksınız. Ardından da, yerlerde kıvranan kişilere el uzatarak yardım için çırpınan vatandaşları, vahşice katledeceksiniz, yaralayacaksınız. Ve bu olayı şu veya bu örgütün üstüne yıkıp kirli siyasete devam edeceksiniz. Millet de bunu yutacak.


Merak etmeyin Ergenekon iddianamesinin mahkeme tarafından kabulünün hemen ardından gelen bu saldırının ne anlama geldiğini millet artık biliyor.


Anayasa Mahkemesinin kapatma davasını görüşmeye başlayacağı günün öncesinde yapılan bu katliam ve akim kalan diğer saldırı girişimlerinin gerçek hedefini millet gayet iyi anlıyor.



Tetiği kimin çektiği, bombayı kimin attığı veya bunu hangi örgütün yaptığı polisi ve yargıyı ilgilendiriyor. Ama hiç merak etmeyin Millet gerçek katilleri zaten çok iyi biliyor. Çünkü bu katil, çok tanıdık.


Ergenekon, emrindeki PKK’ya önce askerimizi vurdurtup, sonra da cenaze töreninde şehidin naşını, insanların duygularını istismar edip Türk bayrağı sallatarak “Kahrolsun PKK” sloganları attırıyordu. Şimdi Ergenekon’un patronu, “Teröre karşı Türkler’in yanındayız” mesajı gönderiyor. Ne ala. “Tavşan kaç tazı tut.” Gel sen de yut.


Yandaşlarına ait her eyleme itina ile kılıf uydurma konusunda son derece mahir olan Ergenekon bülbülleri, “Şimdi bunun ne alakası var?” diyecekler.


Veli Küçük’le Ergenekon’un ne kadar alakası yoksa, Şener Eruygur’un, darbe girişimleri ile ne kadar alakası yoksa, Ergenekon’la Güngören olayının da o kadar ilgisi yoktur. Tıpkı Ergenekon’un ABD ile alakası olmadığı kadar!


Diğer yolları ve pazarlık imkanını kullanarak sonuç alamayacağını görenler şimdi masum halkı katlederek bazı yerlere gözdağı vermeye çalışıyorlar. Hedefin odağında ise mahkemeler var. Ama bilsinler ki artık yolun sonundalar. Ve onları adaletin elinden kimse kurtaramaz.
28.07.2008
Alper TAN

Yazarın Önceki Yazıları
"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.