YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Rakamlarla PKK ve dramatik son
22 Eylül 2011 13:29

Son üç sene içinde birkaç defa dikkat çekmeye çalıştığım bir konuyu yeniden hatırlatmak isterim.

 

PKK’nın ülkeye verdiği maddi zarar:

Güvenilir bir araştırmaya göre PKK’nın 1984’ten 2008 sonuna kadar ülkeye verdiği doğrudan mali zarar 209 Milyar Dolar. PKK terörü nedeniyle fazla asker istihdamından kaynaklanan masraflarla, şehit yakınları ve gazilere verilen paralar da eklendiğinde PKK sebebiyle harcanan toplam para, 360 Milyar Doları geçiyor.

 

Ne kadar şehit verdik?

Milli Savunma Bakanlığı'nın hazırladığı verilere göre Türkiye, bugüne kadar asker, polis ve korucu dahil, ülke genelinde 7 bin 946 şehit vermiş. 7 bin 946 şehidimizin 5 bin 821'i TSK mensubuydu. Emniyet teşkilatı 775, geçici köy korucuları da bin 350 şehit verdi. Dört bin 828 sivil de terör nedeniyle hayatını kaybetti. Son 3 yılın kayıpları ilave edildiğinde bu rakamların daha da arttığı görülecektir. Öte yandan ben bu rakamın daha fazla olduğunu düşünüyorum. Dahası, 1990’dan sonra karanlıkta kalan 17 500’den fazla faili meçhulü de hesabın bir yerine ilave etmek gerekiyor.

 

Daha önce de yazdım. Milli Savunma Bakanlığı’nın verilerine göre en çok şehit veren iller sıralamasında birinci sırada Şırnak var. İkinci sırada İstanbul ve üçüncü sırada da Hakkari geliyor.

 

Güneydoğu ve doğuda Kürt vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları 17 vilayetin toplam nüfusu yaklaşık 10 milyon. Bu 17 vilayetin PKK terörüne verdiği şehit sayısı toplamda 2 200’ü geçiyor. Yani ülke nüfusunun yedide birini oluşturan bölge Milli Savunma Bakanlığı’na göre ülkede PKK terörüne verilen şehitlerin dörtte birinden fazlasını vermiş. Tablo ortada.

 

12,5 milyon nüfusuyla İstanbul PKK teröründe 284 şehit vermiş. Nüfusa oranladığımızda İstanbul’da her 44 000 nüfusa bir şehit düşüyor.

 

En mağdur şehir Şırnak:

Şırnak 429 000 il nüfusuyla 335 şehit vermiş. Şırnak sayısal olarak en çok şehit veren il. Her 1 284 nüfusa bir şehit düşüyor Şırnak’ta.

 

Gelelim Hakkari’ye. Hakkari il nüfusu 259 000. Hakkari’li şehit sayısı 264. Yani Hakkari’de oran binin altına iniyor. Hakkari’de her 977 nüfusa bir şehit düşüyor. Bu rakam diyor ki, Hakkari’de her bin kişiden biri bu melun PKK teröründe şehit olmuş.

 

Yani şehit sayısı yönüyle Hakkari, İstanbul’dan 44 kat daha mağdur. Şırnak da İstanbul’dan 34 kat daha mağdur.

 

Güneydoğu illerinde PKK teröristi olarak dağa çıkıp çatışmalarda öldürülen Kürt çocuklarını da hesaba kattığınız zaman bölgede bu çatışma ortamından etkilenmeyen aile kalmamış durumda.

 

PKK terörüne harcanan 360 Milyar Dolar’ın bu ülkeye yatırım olarak kullanıldığını tahayyül edebiliyor musunuz? Ancak para, kaybedilir, kazanılır. Paradan daha önemlisi kaybettiğimiz insanlarımız. Bunlar geri getirilebilir mi? Anaların akıttığı gözyaşlarını hangi parayla telafi edebilirsiniz, kalplerindeki volkanları hangi suyla söndürebilirsiniz.

 

Bu tablo gösteriyor ki Türk’üyle Kürt’üyle ülke çapında büyük bir sosyal rehabilitasyona ihtiyacımız var. Bağırıp çağırmaya değil, karşılıklı olarak bağışlayıcı bir tavra ihtiyacımız var. Kardeşliği kuvvetlendirecek adımlara ağırlık vermemiz gerekiyor.

 

Üç kıtaya yüzyıllarca hükmetmesiyle övündüğümüz atalarımız, milletinin veya devletinin üstünlüğünü sloganlarla değil, sahip olduğu topraklarda yaşayan halklara gösterdiği adil tavır ve sevgi medeniyeti ile gösterdi. Elinde tuttuğu toprakların coğrafi ve beşeri gerçeklerini göz ardı etmedi. İnsanlığı ve yönetimde adaleti gözeterek var oldu. Ama mecbur kaldığı durumlarda da elbette güç kullanmaktan çekinmedi.

 

Kürtler, PKK-Derin devlet çarkına sıkıştı:

Şunu iyi anlayalım. PKK terörü Kürtlerin Türklere karşı savaşı değil. Kürtleri, sadece bazı teröristlerin üzerinden ya da provokatör bazı siyasetçilerin konuşmalarından tanıyanlar Kürtlerin hepsini isyancı veya bölücü görebiliyorlar. Bu büyük bir haksızlık ve bilgisizlik olur. Unutmayalım ki bu vahşi terör döneminde Kürt vatandaşlarımız, Türklerden daha fazla zarar gördüler. Onlar, PKK ile Derin Devletin çarkları arasında sıkıştılar.

Çok şükür ki devletin derin unsurları temizleniyor. Devlet, yasakçı, inkarcı ve baskıcı anlayışı terk ediyor ve demokratikleşiyor. Ancak demokrasinin özgürlüklerin ve adaletin önündeki en büyük engel PKK’dır şu anda. PKK, Kürtlerin hakları için mücadele eden bir örgüt değil, aksine PKK, Kürlerin de Türklerin de ortak düşmanı olan İsrail ve ABD derin yapılarının, Türkiye’yi hizaya getirmek için kullandıkları operasyonel bir unsurdur.  İsrail hükümeti bunu açıkça ifade etmekten kaçınmıyor artık. Bu gerçek, tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır.

Geri sayım başlıyor:

Devletin, Türkün de Kürdün de ortak düşmanı olduğu ortada ve açık olan PKK’ya karşı yok edici bir operasyon için daha fazla beklemesi düşünülemez. Devletin PKK mensuplarına silah bırakıp eve dönmesi için bir çağrı yapıp kısa bir mühlet vermesinden sonra terörde ısrar edenler için acımasız bir operasyona başlaması kaçınılmaz görünüyor. Paralel olarak da demokratik adımların hızla tamamlanması icap ediyor. Bu işi daha fazla sürüncemede bırakmak devleti sarsar ve şaibe altına sokar. Bölgede, PKK baskısından bezmiş olan Kürtler de sabırsızlıkla bunu bekliyorlar.

 

Alper TAN

22.09.2011

Yazarın Önceki Yazıları
Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı.
 // İSMET KARA
Doğru söze ne denir ki.Ancak alkışlanır....
25 Eylül 2011 23:17
medyanın görevi var...
 // ibrahim çelikoğlu
NATO güçlerine mensup,TSK'lerine dahi haber vermeden çalışan,faal personel vardır.Bu personel askerin eline bir diken batsa haberi olur.Beğinin çalışma düzeninin farkına varır,bellek e göre hesap edebilirler.Vatandaşlık görevi olarak biz ihbarda bulunduk.Cihazların nerede olduğunu öğrettik.Bu işleri ellerinde bulunduranlar casus olarak görev yapıyor.Bunlara karşı koymayan TSK'leri olursa suça dahildir.Öldürülenlerden mesuldur.Medyanın görevide bunları deşifre ...
22 Eylül 2011 17:02