YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
PKK'da liderlik savaşı çılgın eylemlere yol açıyor
14 Ağustos 2012 14:14

Kaç yıldan beri yazıyorum. Otuz yıldan beri bu ülkeye diz çöktürmeye çalışan PKK bölünmüş durumda. Terör örgütünde temel konularda radikal görüş ayrılıkları yaşanıyor. Ankara’dan başlayan demokratikleşme dalgaları terör örgütünün propaganda malzemelerini bir bir elinden alıyor, etkisiz hale getiriyor. Yeni Türkiye’nin sivilleşme ve demokratikleşme adımları konusunda başlangıçta mütereddit olan Kürt vatandaşlarımızın tereddütlerinin ortadan kalktığı ve devlete olan güvenin oluştuğu görülüyor.
 
PKK’nın Türkiye’deki Kürt çocuklarını dağa çıkarması için fazla bir gerekçe kalmadı. Eksik olan düzenlemeler için de hükümetin gayreti ortada. PKK’nın sadece insan kaynağı değil mali kaynakları da  bir bir kesiliyor. Son aylarda yapılan operasyonlarda ele geçirilen uyuşturucu miktarı artık tonlarla ifade ediliyor. Destek veren ülkeler ise eskisi kadar rahat destek veremiyorlar. Bölgesinde güç kazanan Türkiye’yi karşılarına almak eskisi kadar kolay değil. Dolayısıyla dış destekleri de azaldı. Yine yabancı ülkeler, Kürt vatandaşlarımızın kısıtlanan haklarının tanınmadığına dair siyasi propaganda yaparak PKK’ya dolaylı destek de veremiyorlar.
 
Belki en önemlilerinden biri de devam eden Ergenekon operasyonları ve davaları nedeniyle devlet içine yerleştirilmiş gizli “NATO-ABD” derin yapılanmalarının büyük ölçüde tasfiye edilmiş olması nedeniyle PKK, devlet içinden istihbarat ve taktik alamıyor.
 
İran’ın PJAK’ı tasfiye etmiş olması sebebiyle orada da eskisi kadar rahat değiller. Kuzey Irak’taki Barzani yönetimi de PKK’yı sıkıştırıyor ve kendi bölgesinde istemiyor artık. Suriye’ye gelince.. Şam merkezli Baas yönetimi düştü-düşecek durumdayken yani kendi canının derdine düşmüşken, muhaliflere destek olan Türkiye’ye zarar vermek istese bile bunun için PKK’ya verebileceği destek, hem lojistik olarak hem de süre olarak çok sınırlı.. Baas rejiminin düşüyor olması PKK’nın çatışmacı kanadını son derece düşündürüyor. Çünkü Baas rejimi düştüğünde yerine geçecek yönetimin Türkiye yanlısı olacağını görüyorlar. Böyle bir Suriye’de daha fazla hareket etme imkanlarının olamayacağını da anlamış durumdalar.
 
Ayrıca Suriye kökenli PKK’lılar konusunda bilinmesi gereken bir gerçek de şudur. Daha önceleri de defalarca yazdım. Şimdide söylüyorum. Suriye kökenli PKK yöneticilerinin arkasındaki esas güç Suriye değil İsrail’dir. Suriye yönetimi, Türkiye’ye karşı İsrail saldırına büyük ölçüde aracılık etmektedir. Yani İsrail, silahını Beşşar Esad’ın omzuna koyarak Türkiye’ye ateş etmektedir. Suriye kökenli PKK yöneticilerinin amacı Kürtlerin haklarını elde etmek değildir. Hizmet ettikleri ülkelerin çıkarlarını korumaktır. Bu durum gittikçe daha fazla deşifre olmaktadır. Türkiye’de PKK üzerinden sadece Suriye’nin suçlanması, PKK’nın çatışmacı kollarının ardındaki esas güç olan İsrail’i perdelemektedir. İsrail de zaten kendini perdelemek için PKK’ya olan desteğini Suriye ve başka dolaylı yollardan sürdürüyor. Türkiye’de herkesin bu gerçeği artık görmesi lazım.
 
PKK’ya destek konusunda bazı hükümet üyeleri de dahil olmak üzere İran’ın suçlanmasını da gereğinden fazla ve abartılı buluyorum. Suriye konusundaki tavrı nedeniyle İran’a karşı eleştirilere hak vermemek mümkün değil. İran’ın PKK’yı Türkiye’ye karşı kullandığı suçlaması gerçekçi değil.
 
PKK’nın eskisi gibi bütün halinde hareket etmediğini, Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra yaşanan sürecin PKK’yı önce oligarşik yönetime götürdüğü sonra da örgütün parçalı hale geldiğini PKK’nın bazı grupları üzerinde artık Abdullah Öcalan’ın etkisinin kalmadığını herkesin anlaması gerekiyor.
 
Murat Karayılan’ın başını çektiği bazı grupların Türkiye’nin geldiği süreçte silah bırakmayı gerektirdiğini örgüt içinde açıkça dillendirdikleri biliniyor. Başını Fehman Hüseyin’in çektiği ve daha çok Suriye kökenlilerden oluşan PKK gruplarının ise çatışma ve silahı savundukları ortada.
 
Bu temel konuda PKK içi gruplar arasında son zamanlarda çetin bir mücadele yaşanıyor. Fehman Hüseyin örgütün tek ve en önemli lideri olmak istiyor. Buna ulaşmak için de büyük ses getirecek eylemleri tercih ediyor. Böylece hem örgüt içindeki çatışmacı kesimleri etrafında toparlamak hem de taşeronluğunu yaptığı güç odaklarına kendini ispat etmek istiyor. Son Dağlıca, Şemdinli, Çukurca vb olayların esas sebebi budur. Tekrar söylüyorum Fehman Hüseyin PKK’nın tek lideri olmak için kendini ispat etme çabasında. Bu konularda ona destek veren İsrail başta olmak üzere diğer dış odakların amaçlarıysa, Arap ayaklanmaları ve Suriye konusunda son derece dikkat çeken Türkiye’yi etkisizleştirmek, kendi içiyle uğraştırmak ve bölgedeki gelişmeler konusunda zaman kazanmak istiyorlar.
 
PKK içindeki grupların söylem ve eylem farklılıklarını “iyi terörist” “kötü terörist” stratejisi ile değerlendirmek ezbere ve kolaycı bir yaklaşımdır. Olayların arka planını iyi göremezsek, ürettiğimizi zannettiğimiz çözümler de sonuçsuz kalır, amaca hizmet etmez. 
 
Kürt vatandaşlarımız artık PKK’nın silahlı eylemlerine destek vermiyorlar. PKK’nın Şemdinli’de “canlı kalkan olun” çağrısına tek Kürt bile riayet etmedi. Sık sık eleştirdiğimiz BDP bile PKK’nın bu çatışmacı gruplarının eylemlerini dolaylı da olsa savunamaz hale geldiler. Hatta Tunceli’de CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırılması olayında BDP, bu eylemi tasvip etmediğini ve yanlış bulduğunu açıkça ifade etti. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’de Kürtlerin haklarını elde etmek için kurulduğunu iddia eden PKK, TBMM’de Dersim katliamını gündeme taşıyan, Kürtlerin demokratik hakları için siyasi mücadele veren bir Kürt siyasetçiyi dağa kaldırıyor.
 
Bu durum PKK’nın bitişinin ilanıdır. Elbette bundan sonra da çılgın eylemler yapabilirler. Yapacakları eylemlerin arkasında Kürt vatandaşlarımızı bulamayacaklar.
 
Bu da devletin terörle mücadelede henüz istediği sonucu alamamış olsa bile Kürt sorununun çözümünde büyük mesafe aldığının açık delilidir. Terörle mücadelede de başarının yakın olduğunu düşünüyorum.
 
14.8.212
 
Alper TAN
 

 

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.