YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
PKK'da iç çatışma yaklaşıyor
19 Temmuz 2011 14:59

“Kürt hareketinde ayrışma noktası” başlığını taşıyan 15 Temmuz tarihli yazımda 13 askerimizin şehit edildiği Silvan olayı ve “Demokratik özerklik” ilanında bulunanların provokasyonları üzerine bazı muhtemel gelişmelere dikkat çekmiştim.

O yazıda şunları ifade etmiştim: “Son yıllarda defalarca dikkat çektiğimiz gibi PKK ciddi şekilde ayrışma yaşıyor. Her geçen gün bu ayrışma gün yüzüne çıkıyor ve derinleşiyor. PKK ve BDP içinde “Kürt meselesinin” gerçekten çözülmesi için mücadele edenlerle “Kürt meselesi”nin devam etmesi üzerinden geçim sağlayan, sosyal statü elde eden, problemin devamı konusunda ABD başta olmak üzere İsrail, Fransa ve Almanya gibi devletlerle işbirliği yapmaktan çekinmeyen kesimler ciddi bir çatışmaya geçmiş durumdalar. PKK ve BDP içinde Kürt meselesinin devamı için çalışanlar, devlet içindeki demokrasi ve değişim karşıtı kesimlerle de omuz omuzalar.”

“PKK içinde Abdullah Öcalan’a karşı bayrak açmış olan Tunceli kolu ile Hakkari-Şırnak kolu giderek güç kazanıyor. Bu iki grup PKK ve BDP içindeki barış ve çözüm karşıtı kesimleri yönlendiriyor. Bu gruplar, Kürt meselesinde devlet heyetiyle görüşmeler yürüten ve son zamanlarda, şiddetin azmasını önlemeye dönük mesajlar veren Abdullah Öcalan’ı “işbirlikçi” olarak ilan ederlerse şaşırmam.”

“Abdullah Öcalan da PKK içindeki şiddet taraftarı grupları açıkça eleştirmeye başlarsa da şaşırmam. Ancak bu durum ne kadar süre içinde gerçekleşebilir? Bunu kestirmek zor.”

Bu yazının üzerinden daha bir hafta bile geçmeden PKK ve BDP içinden önemli açıklamalar geldi.

Abdullah Öcalan’ın devletle yaptığı görüşmeler sonucu “Barış Konseyi” kurulmasında anlaşma sağlandığını belirtmesine rağmen 13 askerimizin  şehit, 7 askerin yaralanmasına ve 7 PKK’lının da ölmesine yol açan Silvan’daki saldırının emrini veren derin PKK’nın önde gelenlerinden Cemil Bayık’tan Abdullah Öcalan’ı devre dışı bırakmaya dönük mesajlar geldi. Cemil Bayık, 12 Haziran seçimleri sonrası CHP’nin Ergenekon tutuklusu mensuplarının serbest bırakılması maksadıyla milletvekili yemini etmemesi ve sonrasında ise bu tavırdan vazgeçip TBMM’de yemin etmesini kastederek, “CHP gibi, BDP’nin de iradesini kırmak, etkisiz hale getirmek ve teslim almak istiyorlar. Eğer bunu gerçekleştirseler AKP’nin Anayasa’sı da başarılı olacak” diyor. 

Derin PKK’nın seçim öncesi Ilgaz’da başabakanın konvoyuna saldırması, yine seçim öncesi başbakanın geçişi sırasında patlatılmak üzere Mardin yolu üzerinde bir köprüye tahrip gücü çok yüksek patlayıcılar yerleştirip uzaktan infilak ettirmek için de yaklaşık 2 km kablo döşenmesi benzeri olaylar gibi, 13 askerin şehit edildiği Silvan olayı, DTK’nın sözümona özerklik ilanı gibi konuların en önemli amacının, darbecilerin hazırladığı 12 Eylül Anayasası’nın değişmesini engellemek olduğu çok açık. Cemil Bayık son açıklamasında bunu açıkça ifade ediyor. Bayık’ın örtülü ifadesinden “Yemin etmeme” sürecinde CHP ve BDP’nin ortaklaşa hareket ettiğini anlamak zor değil. Cemil Bayık’ın şu cümlelerine dikkat: “CHP gibi, BDP’nin de iradesini kırmak, etkisiz hale getirmek ve teslim almak istiyorlar. Eğer bunu gerçekleştirseler AKP’nin Anayasa’sı da başarılı olacak.”

Cemil Bayık, TBMM’de BDP dahil tüm siyasi partilerin ortak katkılarıyla hazırlanacak anayasayı “AKP’nin anayasası” yaftasıyla aşağılarken, savunduğu şeyin 12 Eylül darbe anayasası olduğu gerçeğini gizliyor.

Cemil Bayık aynı açıklamasında ‘İmralı’da “Barış Konseyi”, “Anayasa Komisyonu” ve “Güvenlik Komisyonu” kurulmasına yönelik protokoller imzalandığını ifade ederek “Bu da kandırmaca ve taktiktir... Bunlar taktik ve oyalamadır. Önderimizi, hareketimizi ve halkımızı oyalamak istiyor” şeklinde konuşuyor. Cemil Bayık’ın konuşmalarına bir bütün olarak baktığımızda aslında, Öcalan’ın devletle birlikte Kürtleri kandırdığını ima ediyor. Ancak PKK tabanı üzerinde Abdullah Öcalan’ın ağırlığını bildiği için bunu açıkça ifade etmiyor. Bayık, “Kürtler, demokratik özerklik ilan ettiler, Kürtlere bu konuda da destek vermelidirler” diyerek, “özerklik” provokasyonuna destek istiyor.

BDP ise ikiye bölünmüş durumda. Şerafettin Elçi ve Altan Tan “Demokratik özerklik” beyanını imzalamayarak tepki gösterdiler. Bu konu, BDP blokundan diğer vekillerin önemli bir kısmının da içine sinmiş değil. Bazı milletvekilleri zamanlamanın yersiz olduğu görüşündeler. Bağımsız İstanbul milletvekili Levent Tüzel ise, özerklik ilanını, “Yeni bir anayasa yapım sürecinde Kürtlerin ne yapmak istediğinin, nasıl bir yaşam ve yönetsel ortam istediklerinin deklare edilmesi diye bakmak lazım” şeklinde yumuşatmaya çalışıyor.

Şimdi konuşma sırası Abdullah Öcalan’da. Bakalım o ne diyecek. Bu provokasyon sürecini destekleyecek mi yoksa tepki mi gösterecek? Öcalan ne yaparsa yapsın. PKK iç hesaplaşamaya doğru ilerliyor. Kürtlerin problemlerinin çözülmesi için uğraşanlarla, bu sorunları bahane ederek, kullanarak, istismar ederek kendilerine statü sağlamak isteyenler ve yabancı odaklarla işbirliği içinde olanlar ayrışacaklar ve hesaplaşacaklar. Kaçınılmaz olarak..

Alper TAN

19.07.2011

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
ğ
 // vedat kaya
yahu allah aşkına biraz akıllı olun be biz büyle dedikçe pkk güçleniyor yok efendim ayrışacaklarmış 30 senedir aynı şey...
29 Temmuz 2011 21:52