YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
PKK, Suriye, İsrail, İran
07 Ağustos 2012 16:57

Suriye odaklı gelişmeler gündemdeki en önemli gündemi teşkil ediyor. Olumlu ya da olumsuz çok abartılı yorumlar veya analizler havada uçuşuyor. Neticede meydana gelen bilgi kirliliği zihinleri de bulandırıyor.

Suriye'nin toplam nüfusu, Şam’ın 2007 yılı resmi verilerine göre 19 milyon 200 bin. Şam’ın haricinde en büyük şehirleri Halep, Lazkiye, Humus. Ülke, 1963'ten beri Baas Partisi tarafından yönetiliyor; 1970'ten beri yönetimin başında Esad ailesi var. Babası Hafız Esad’ın 2000 yılında ölümünden beri ise Beşşar Esad devlet başkanlığı yapıyor. Suriye’de 1 milyon civarında Kürt var. Bunların da hatırı sayılır oranda bir kısmının kimliğinin bile olmadığı ifade ediliyor. Baas rejiminin despot uygulamaları nedeniyle Suriye’de devlet dışında halkın örgütlü olarak hareket etmesi mümkün olmadığı için, muhalifler halk tabanı çok geniş olmasına rağmen rejime karşı mücadelede başlangıçta çok zorlandılar. Ama son zamanlarda ciddi bir örgütlenmenin sağlandığı anlaşılıyor. Bunda muhalifleri destekleyen Suriye dışı aktörlerin payı çok büyük.

Suriye’nin kuzeyinde yoğunlaşan Kürt grupların 15-16 örgütü olduğu ifade ediliyor. Ancak bunlar çok zayıf örgütlenmeler. Suriye Kürtlerinin PKK ile irtibatlı kanadının örgütü ise PYD. 1 milyon nüfusa sahip Suriye Kürtlerinin PYD’ye sempati duyanlarının 150 binden az olduğu belirtiliyor. Yani Suriye Kürtlerinin % 85’i PKK uzantılarına sıcak bakmıyorlar. Bunlar Baas rejimine çok tepkililer. Türkiye’ye ise PYD de dahil büyük bir sempati var.

Aslında Suriye’nin Baas yönetimi Kürtlere karşı şimdiye kadar uyguladığı asimilasyon politikasına ilave olarak giderayak çok büyük bir kazık daha atmış ve Suriye halkına büyük bir fitne tohumu daha ekmiş vaziyette. Suriye’nin Kuzeyinde birkaç yerin PYD’ye teslim edilmesi sonucu Despot Baas rejimi ile PYD’li Kürtler ittifak etmiş görünüyorlar. PYD bu noktada pek önemsenecek bir yapı değil. Ancak Suriye’de halk Baas yönetimine karşı savaşırken bir grup Suriye’li Kürd’ün Esad’dan yana görünmesi, yakın geleceğin Suriye iktidarı olacak muhalifler ile Baas’la ortak harekete soyunan gruplar arasında yer alan Kürtleri sıkıntıya düşürebilir.

PKK-MOSSAD-BAAS kolkola

Öte yandan PKK’lı Fehman Hüseyin’in Suriye vatandaşı olmasından hareketle yapılan abartılı yorumlar, Suriye’deki bütün Kürtler Türkiye’nin düşmanı gibi algılanmasına yol açmaktadır. Fehman Hüseyin, Suriyeli olmakla beraber, Suriye rejiminin çıkarlarından çok taşeronluğunu yaptığı İsrail’in çıkarlarına hizmet etmektedir. Suriye vatandaşı olan diğer PKK’lılar da bilerek veya bilmeyerek buna alet oluyorlar.

Suriye’de başlayan ayaklanmalar ve Türkiye’nin bu isyan eden kesimlere açık desteğinden sonra Türkiye düşmanlığı konusunda Suriye ile İsrail’in aynı çizgide hareket etmeye başladıkları, ortak eylemlere giriştikleri görülüyor. Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi bölge ülkelerinden İran ve Rusya’da Baas rejimine açık destek veriyorlar. PKK’nın Fehman Hüseyin kolunun bir eylemi olan son Şemdinli ve Çukurca saldırılarında 700’den fazla kişinin PKK saldırısında yer aldığı ifade ediliyor.

250-300 saldırgan Suriye’de İsrail tarafından eğitildi

Bu sayının 250-300’ünün durumu biraz farklı. 23 Temmuz 2012’de başlayan ve 2 haftaya yakındır devam eden, Şemdinli’yi ele geçirip bayrak dikmeye dönük PKK saldırısı ve 4 ağustosu 5 ağustosa bağlayan gece Çukurca’ya yapılan PKK saldırısında Suriye ve İsrail’in katkısı büyük. Bu saldırganların 250-300 arası Suriye’de özel eğitim verilmiş kuvvetlerden oluşuyor. Eğitim verilmesi ve saldırıda kullanılan silahların temininde İsrail ve Suriye’nin birlikte destek oldukları tespit edilmiş durumda.

PKK kayıplarını gizliyor

Güvenlik kuvvetleri sivil vatandaşlara zarar vermeme hassasiyetinden dolayı iki haftaya yakın süredir uğraşıyor olsa da PKK ve arkasındaki odaklar kesinlikle amaçlarına ulaşamadılar. Bölge halkı tüm baskılara rağmen PKK’nın canlı kalkan olun çağrısına cevap vermiyor. PKK adıyla saldıranların yarısı ise güvenlik güçlerince imha edilmiş durumdalar. Sansasyon yapılmaması için resmi açıklamalarda PKK’nın kaybıyla ilgili sayılar düşük gösteriliyor. PKK ise örgütün hezimete uğradığı görüntüsü vermemek için kayıplarını gizliyor.

TSK Suriye’ye 10 km girdi

Operasyonu sürdüren güvenlik güçleri, PKK’nın arkasından Suriye sınırından 10 km içlere kadar girdiler. Sürekli üst üste darbe yiyen Şam yönetimi en son başbakanı ve 3 bakanının da muhaliflere katılmasıyla iflasını açıklamak üzere. 18 Temmuz’da Ulusal Güvenlik Binasına toplantı sırasında yapılan ve Suriye’nin ülke güvenliğinin en tepesindeki 21 en önemli kişinin öldürülmesi, Baas’ın sac ayağından biri olan kardeş Mahir Esad’ın ağır yaralanmasının ardından Devlet Başkanı Beşşar Esad Lazkiye’de bulunan Rus üssüne, sığınmış durumda. O günden beri dışarı çıkamıyor. Basın mesajlarını bile yazılı olarak yapıyor. Rejimin düşmesi artık an meselesi.

Baas Halep katliamına hazır

Bu arada en büyük şehirlerden biri olan Halep’i muhaliflere kaptıran Baas kuvvetleri şehri kuşatmış durumda. Büyük bir katliam için Beşşar Esad’dan emir bekliyorlar. Fakat Esad kaç günden beri katliam için emir vermedi. Umarız böyle bir çılgınlık yapılmaz. Eğer böyle kitlesel bir katliama girişirse Şam yönetimi kendisi açısından daha korkunç bir sonu hızlandırabilir. Çünkü öyle kitlesel bir vahşet karşısında Ankara’nın, Şam’a kadar uzanan bir müdahale için askeri seçeneği yürürlüğe koyması kaçınılmaz görünüyor. Böyle bir ihtimale karşı ciddi hazırlıklar tamamlanmış görünüyor.   

Etnik ve mezhepsel siyaset olmaz

Suriye’de bulunan Türkmenlerin sayısının ise 1 milyon civarında olduğu belirtiliyor. Tıpkı Irak’ta abartıldığı gibi Suriye’deki Türkmenlerin sayısı da bazılarınca oldukça abartılıyor. Türkiye’nin Suriye politikasını Türkmenler üzerinden şekillendirmesine dair de örtülü ifadeler kullanan heveskarlar var. Bölge siyasetini etnik ve mezhepsel çizgiden çözmeye çalışmak son derece yanlış ve tehlikelidir. Türkiye tüm gruplara ve kesimlere eşit yaklaşarak bu noktada akıllıca hareket ediyor. Olaylara etnik ve mezhepsel yaklaşımlar bölgede sadece İsrail’in ve Rusya’nın işine yarar.

İran ne zaman anlayacak?

Türkiye’nin İran’la olan ihtilafları ise İran’ın bazı hatalarına rağmen siyasi ve diplomatik yollardan çözüme kavuşturulmalı. Umarız İran içindeki dar görüşlü bazı devlet adamları da bunun şuuruna varırlar.

İsrail’e gelince..

İsrail yönetimi, Yahudi devletinin kurulduğu 1948’den beri hayatının en büyük hatalarını üst üste tekrarlıyor. İsrail’in yaptıkları tahammül sınırlarını çoktan aşmış vaziyette.. Ankara artık İsrail’i uyarma gereği bile duymuyor. Ama bu çok riskli bir durum. Türkiye herhalde bu yapılanların hesabını soracaktır. Ama mutlaka soracaktır.

İşte o zaman devran tam dönecektir. 

Alper Tan

07.08.2012

Yazarın Önceki Yazıları
Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.