18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul17 °C
  • Ankara8 °C
  • İzmir19 °C
  • Konya12 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya19 °C
  • Diyarbakır18 °C
  • Bursa15 °C
  • Kayseri7 °C
  • Kocaeli8 °C
  • Şanlıurfa17 °C
  • Gaziantep16 °C
  • İçel23 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
PKK silahlı gücünün çoğunu kaybetti
27 Aralık 2011 17:15

Amerika ve Avrupa’da kapitalist düzeni sarsan mali krizler üst üste yaşanırken siyasi krizler de mali ve ekonomik krizleri takip ediyor. Finans krizi ve siyasi kriz, yumurta-tavuk misali birbirini doğuruyor. Yer kürenin çeşitli noktalarında meydana gelen yeni hadiselere, kriz yaşayan ABD ve Avrupa’nın, müdahil olması zorlaşıyor.

Türkiye ise daha rahat. Siyasi ve ekonomik olarak büyüyor. Bölgede ve dünyada nüfuzu hızla ve istikrarlı biçimde artıyor. Ortadoğu’da gelişen Arap Baharı karşısında aciz kalan Batı’ya inat Türkiye, yeni oyunlar kurabiliyor. Siyasi ve toplumsal gelişmelere yön ve şekil verebiliyor. Mısır’da, Tunus’da, Libya’da bunu gördük. Şimdilerde Suriye’de benzer gelişmeler yaşanıyor.

Türkiye’nin dış siyasette daha etkili olması için, içerde demokratikleşmesini daha ileri götürmesi, siyasi, ekonomik ve toplumsal istikrarını daha sağlam hale getirmesi gerekiyor. İç istikrar ve mukavemet açısından ilk yapılacak iş ise terörün bitirilmesi ve yeni, demokratik bir anayasanın yürürlüğe girmesi. Türkiye 2011’den 2012’ye bu umutlarla giriyor.

PKK’nın, Temmuz ayında yaptığı Silvan saldırısı toplumun ve devletin sabır taşını çatlattı. Ağustos ayında TSK’nın komuta kademesi toptan değişti. Ülkede kurumlar arası uyum sağlandı. Terörle mücadelede yeni yöntemler uygulamaya konuldu. PKK, KCK, BDP muhatap olmaktan çıktı.

Devlet, bir yandan terör yapan, barış istemeyen PKK’lı teröristleri tasfiye ederken diğer yandan da siyaseti geren ve şehirleri şiddet sarmalına sokan KCK yapılarına operasyonlar düzenledi. Devletin terörle mücadelede bu dönemde dikkat ettiği bir husus da şehit cenazelerinin sıra sıra dizilerek yapılan üst üste törenlerle toplumun ajite ve tahrik edilmesi, terör örgütünün cesaretlendirilmesi uygulamalarından vazgeçmesi. Diğer yandan terörist cenazelerinin yayınlanması üzerinden kuru propaganda yapmaması. Öldürülen terörist sayısının gizli tutulması. Popülist politikayı terk edip sonuç alıcı yöntemlere yönelmesi.

2000 PKK’lı devre dışı:

Resmen açıklanmamakla birlikte Ağustos ayından bu yana ortadan kaldırılan PKK’lı terörist sayısının 1 700’ü bulduğu belirtiliyor. Teslim olan PKK’lılar da hesaba katıldığında sayının 2000 civarında olduğunu söyleyebiliriz. Bu da örgütün silahlı gücünün büyük kısmının ortadan kaldırıldığı anlamına geliyor.

Böyle başarılı bir sonuç alınmasında, devletin kurumları arasındaki uyum ve kararlılığın payı büyük. Ama en az onun kadar özgürlükler ve demokratikleşme konusunda Kürt vatandaşlarımızın devlete olan güveninin kazanılması da etkili oldu. Artık Kürt vatandaşlarımız, şimdiye kadar devletin tanımamakta ısrar ettiği hakların ikamesi konusunda samimi bir kararlılık olduğunu görüyorlar.     

PKK’ya karşı mücadelenin başarılı olmasında bazı PKK liderlerinin artık pes ederek itirafçı olmaları veya örgütün tasfiyesi için güvenlik kurumlarıyla işbirliği yapıyor olmaları da işleri kolaylaştırmış görünüyor. Bu da terör örgütünün tam bir çözülme içine girdiğini ifade ediyor. Her şeye rağmen güvenlik birimleri, terörist de olsa öldürülmeden teslim olmaları için elinden geleni yapıyor. Bütün bu iyi niyetli çabalara rağmen teslim olmayanları ise mukadder bir acı son bekliyor.

Yoğun şekilde süren PKK ve KCK operasyonlarının yapılıyor ve bunların etkisiz hale getiriliyor olmasından en çok memnun olanlar arasında bazı BDP’liler de var. Örgütün haşin baskıları sonucu siyaseti geren tablolar, eskiye göre daha az yaşanıyor. Umarız eskiye dönmezler. BDP’li milletvekillerinin belki de yarısının PKK ve KCK operasyonlarından memnun olduklarını söyleyebiliriz. Bu durum ilerleyen süreçte BDP’yi bölünmeye doğru da götürebilir.

Kürdistan Türkiye’ye entegre olabilir:

2012 yazına girmeden PKK’nın tasfiye süreci tamamlanmış olabilir. Türkiye 2012’ye içerde böyle bir tabloyla giriyor. 2012, Türkiye ile Irak Kürdistan bölgesi arasında yeni birlikteliklere ve sürpriz entegrasyon süreçlerine de sahne olabilir. Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi arasında başlayan ve Kürdistan yönetimini de içine alan siyasi çatışma süreçleri, bahsettiğim gelişmeyi hızlandıracak gibi görünüyor.

Ancak Türkiye’nin önlenemeyen etkisinden rahatsız olan İran ile Ankara’nın önünü kesmeye çalışan ABD-Avrupa ve İsrail ittifakına karşı dikkatli olmak gerekiyor. Bütün bunlar yapılırken her şeye rağmen İran’la ilişkilerin tamamen bozulmasına ve bölgede bir Sünni-Şii çatışmasına fırsat verilmemesi gerekiyor. Çünkü böyle bir gelişme sadece bölgeyi karıştırmak isteyen emperyalist güçlerin işine yarayacağı gibi, Arap baharını da hazana çevirebilir.

Kısacası 2012’ye yeni umutlarla giriyoruz. Batıda ve doğuda bu umudumuzu kursağımızda bırakmak isteyenlerin olduğunun farkındayız. Ama umutlarımız ve hayallerimiz onlardan daha güçlü. Buna inanıyoruz.

 

Alper TAN

27.12.2011    

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
pkk cöküyor
 // Insallah
Insallah bu haber bütün vatadaslara hayirli olur.Müslümanlari birbirine kidiran sahtekar devletler kazdigi kuyuya kendileri düser amin....
05 Ocak 2013 03:27