YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
PKK kaç parça? Apo tek lider mi?
16 Mayıs 2011 13:26

Son yıllarda PKK’nın eylemsizlik veya kendi ifadeleri ile tek taraflı “Ateşkes” ilan ettikleri dönemlerde eylemler azaldı ise de neredeyse hiç durmadı. 12 Eylül 2010 referandumu öncesi eylemsizlik ilan edildi. Ama eylemler devam etti. Referandumdan sonra da Öcalan “Eylemsizlik” dedi. Fakat eylemler tam olarak durmadı. En son geçtiğimiz Şubat ayı sonunda PKK’dan birileri çıktı “Ateşkes bitti” dedi; Abdullah Öcalan, önce “21 Mart Nevruz gününe kadar eylemsizlik devam edecek” dedi. Sonra da eylemsizliği 12 Haziran seçimlerine kadar uzattığını açıkladı. Ne var ki eylemler yine tam olarak durmadı, devam etti.

Bu durum ne anlama geliyor. Abdullah Öcalan aslında çatışmanın devam etmesini istiyor da taktiksel olarak bir yandan “Ateşkes” deyip öbür taraftan “Çatışmaya devam” talimatı mı veriyor, yoksa başka bir durum mu var?

Abdullah Öcalan 1999’da tutuklanmadan önce zaten örgüt içinde çeşitli hizipler vardı. Son 3-4 yıldan bu yana sık sık tekrarlıyoruz. Öcalan’ın tutuklanmasından sonra bu hizipler iyice ayrışmış vaziyette. Hatta bazı gruplar hizip olmaktan çıkıp, ayrı bir örgüt gibi bağımsız hareket etmeye başladı. Şu an PKK dört büyük parçadan oluşuyor. Bu gruplardan ikisi Abdullah Öcalan’ın kontrolünde. Diğer iki grup ise Öcalan’ın kontrolü dışında hareket ediyor.

PKK 4 parça:

1-Diyarbakır-Lice kolu
2-Ağrı kolu
PKK’nın Diyarbakır-Lice kolu ile Ağrı kolu, Abdullah Öcalan’ın kontrolünde. Öcalan bu kontrolü Murat Karayılan üzerinden sürdürüyor. Abdullah Öcalan’ın kontrolünde bulunan PKK grupları örgütün yaklaşık % 60’ını oluşturuyor.
3-Dersim kolu
4-Hakkari-Şırnak kolu
PKK’nın % 40’ını oluşturan bu son iki grup, tamamen Ergenekon’un kontrolünde. PKK’yı bir marka olarak kullanıyorlar. Ergenekon-Mossad-CIA üçgenince yönlendirilen bu gruplar, son zamanlarda provokasyon amaçlı kanlı olaylar gerçekleştirdiler. Geçen yıl, Hakkari’de imam Aziz Tan’ı bunlar öldürdüler. Yüksekova Geçitli’deki minibüsü mayınla patlatıp, olay mahalline asker kıyafetleri koyanlar bunlardı. Yani PKK’nın Hakkari-Şırnak grubu idi. Hakkari-Şırnak kolu 12 Eylül referandumunda da etkili oldu. En yüksek boykot oranları Hakkari ve Şırnak’tan gelmişti. Dersim grubu ise geçtiğimiz Mart ayında Hatay ve Osmaniye’de yine provokatif eylemler yaptı. Dersim grubunun başında TSK kökenli bir Alevi bulunuyor.

Abdullah Öcalan’ın eylemsizlik kararlarına rağmen provokatif olayları devam ettiren bu grup, Kürt sorunu başlığı altında sıralanan tüm meseleler halledilse bile teröre devam edebilirler. Çünkü bu grupların maksadı kesinlikle Kürt meselesini çözmek değil. Bunların gerçek misyonu, ilişkili oldukları Ergenekon-CIA-MOSSAD üzerinden Türkiye’deki vesayet rejimini devam ettirmek. Bunlar kesinlikle Kürtlere hizmet etmiyorlar. Esas amaçları için kaç Türkün kaç Kürtün öldüğü de umurlarında değil.

Odatv işin neresinde?

Ergenekon sanığı Soner Yalçın'ın sahibi olduğu Odatv'de ele geçirilen notlarda, internet sitesinin PKK haberlerinde izleyeceği yayın politikası hakkında çok önemli bilgiler yer alıyordu. Notlarda "PKK'yla ilgili sıkıntı çıkaracak haber yapılmasın. Bu konuda propaganda çok önemli, örgütün eylemleri bu noktada kullanılabilir" deniliyordu. Bu notlarda: “Örgütün Öcalan'ın kontrolünde olduğunu sürekli vurgula. Örgütü zayıf gösterecek yayınlardan uzak dur. PKK'yla ilgili sıkıntı çıkaracak haber yapılmasın” talimatlarına herkesin dikkatini çekiyorum.
Odatv’de çıkan bu notlar, çok büyük ihtimalle Ergenekon sanıklarından Prof. Yalçın Küçük’e aitti. Gerçek durum öyle olmadığı halde, notlarda PKK’nın bütün halinde gösterilmesi isteniyor, PKK içinde Ergenekon bağlantılı grupların eylemleri örgütün kurumsal işi olarak gösterilmeye çalışılıyordu.

Abdullah Öcalan ise kendi zafiyeti ortaya çıkmasın diye bu parçalı hali deşifre etmek istemiyor. Ama kendi inisiyatifi dışında yapılan eylemleri bazen açıkça eleştiriyor, bazen de dolaylı olarak tasvip etmediğini ima ediyor. Burada anlatmaya çalıştığımız şey Abdullah Öcalan’ın tamamıyla masum veya PKK’nın suçsuz olduğu değil. Sadece karşı karşıya olduğumuz realitenin toplumsal olarak daha iyi farkında olmak. Özellikle de Kürt vatandaşlarımızın bunun farkına varmaları.

Abdullah Öcalan, Kürt meselesinin çözümü konusunda PKK içinde bahsettiğim Dersim ve Hakkari-Şırnak gruplarına göre daha samimi görünüyor. 11 Mayıs 2011 Çarşamba günü avukatlarına söyledikleri de yukarda anlatmaya çalıştığımız gerçekleri teyit eder nitelikte.

O görüşmede, İmralı’da devletin temsilcileriyle yaptığı görüşmelerden söz ediyor. Abdullah Öcalan, heyetin ciddi olduğunu, heyette devletin ciddi kurumlarının temsilcileri olduğunu, devlete etki edebilecek güçte bir heyet olduğunu vurguluyor. Kendisi ile görüşen heyetin devlete, siyasi partilere, topluma etki edecek nüfuzu olduğunu anlatıyor.

Abdullah Öcalan, "Burada yaptığım görüşmeler nitelikli görüşmelerdir, anlamlı görüşmelerdir. Ciddi görüşmelerdir. Benimle görüşmeye gelen heyet, görüşmenin ciddiyetinin farkında, her geçen gün daha da farkına varıyor diyebilirim” diye devam ediyor. Önemli bir süreçten geçildiğini söyleyen Öcalan, "Bu yaz çok önemlidir, bazı ilkleri yaşayacağımız tarihi önemde olan bir yaza gireceğiz.” diyor. Anladığımız kadarıyla Öcalan Kürtleri sakin olmaya, provokasyonlara alet olmamaya davet ediyor.

Ilgaz’da başbakanın konvoyuna yapılan saldırı ile Silopi’de yine bir polisi şehit eden saldırıdan ise provokasyonun ötesinde ihanet kokuları geliyor.

Umarım çok geç kalmadan aydınlanır..

16.5.2011
Alper TAN

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Kökeni önemli mi ?
 // zihniyet
"Dersim grubunun başında TSK kökenli bir Alevi bulunuyor." Burada yapmış olduğunuz alevi vurğusu zihniyetinizi açıkça orataya koymakla birlikte alman faşist nazi mantığından farksızdır. unutmayın insanlar nasıl doğacaklarını seçmez bu yüzden içlerinden çıkan insanların ne yaptığı o dini , ırkı veya mezhebi kapsamamalı. Yazınıdaki vurğu aynı amaç için olmasada aynı zihniyeti benimsiyor. O seçmeden doğduğu mezhebi sizde temsil ettiğiniz insanları leke...
17 Mayıs 2011 15:48
Bu şerefsizlere hadleri derhal bildirilmeli..
 // Ali Fuat Atay
Benim bu sözlerim hükümete ve muhalefet partilerine ..Bu cani bebek katili nasıl affedilip idamdan kurtarıldı bu hepimizin malumu dsp -anap-- ve mhp koalisyonu tarafından affedilmişti bu koalisyon üçlüsü benim bildiğim kadarı ile şart koşulmuştu ama bu şarttan muhalefette dahil olmak üzere kimse bihaberbu şart ne idi apo denen KÖPEK hiç bir şeye karışmayacak eylem emri vermeyecek sessizce utanması gereken şerefsizler gibi sessizce duracaktı bizler neden demoklsin...
16 Mayıs 2011 17:58