YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
PERES “İRAN İSRAİL’İN DÜŞMANI DEĞİL”
09 Aralık 2013 21:03

Dünya düzeninin ve uluslararası dengelerin hızla değişmeye başladığını sık sık vurguluyoruz. Dolayısıyla bu dönemdeki gelişmeleri soğuk savaş döneminin algılamalarıyla ve yargılarıyla değerlendirmenin doğru olmayacağını, yanıltıcı olabileceğini söylüyoruz.

Son 10 yılda çıkan haberlere göz gezdirirseniz her 6 ayda veya senede bir, “İsrail’in İran’ı vuracağına” dair Tel Aviv’deki resmi kişilere atfen yayınlar görürsünüz. Son haberin üzerinden ise daha 3 hafta geçmedi. İngiliz Sunday Times Gazetesi’nde çıkan o habere göre “İsrail’in İran’ı vurmak üzere Suudi Arabistan’la anlaştığı” belirtiliyordu. Bu haberler yayınlandığında bunun “kasıtlı ve düzmece olduğunu gerçekle alakasının olmadığını” belirtmiştik.

5+1’in İran’la anlaştığı açıklandığında “İran'la anlaşma, Batının İsrail’le ilişkilerinin değişmesi ve Tel Aviv'in iyice yalnızlaşmasını getirebilir. Netanyahu tedirgin ve karamsar” diye yazmıştık. “Batının İran'la anlaşmasının en önemli sebebinin bölgede etkinliği artan Türkiye’ye karsı İran'ı yanına alma girişimi olduğunu Türkiye’ye balans ayarı yapılmaya çalışıldığını” dile getirmiştik. “Suudi Arabistan’ın, Batının İran'la anlaşmasından rahatsız ve tepkili olduğu haberlerinin ise gerçeği yansıtmadığını vurgulamış, Hıristiyan Batının Arabistan'ı İsrail’le aynı fotoğrafta gösterme cabası içinde olduklarına ve bu amaçla asparagas haberler yayınlandığına” dikkat çekmiştik.

Bütün bunları niçin tekrar hatırlatıyoruz? Saçma sapan gündemler arasında her şey çabucak unutulup gidiyor da onun için...

Amerikan CNN Televizyonu’na verdiği röportajda dün İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, “İran ile düşman olmadıklarını” anlattı. Aynı Peres, İran’ın “ılımlı” olarak nitelendirilen yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile kendisinin de görüşmek istediğini söyledi.

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, geçen haziran ayında da İngiliz The Daily Telegraph gazetesine verdiği röportajda İsrail ve İran’ın masaya oturarak sorunlarını çözebileceklerini söylemişti. Röportajda “İsrail’in İran’a karşı hiçbir antipatisinin olmadığını” belirtmiş, 3 bin yıl önce Yahudileri yurtlarından süren Babil Kralı’nı yenerek Yahudilerin tekrar geri dönmelerini sağlayan ünlü Pers Kralı Kiros’u “Tarihin ilk Siyonist lideri” olarak tanımlamıştı.

Başbakan Benyamin Netanyahu’nun, İran’ın Batılı ülkelerle yaptığı nükleer anlaşmaya karşı olduğu, İran’ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi “büyük şeytan” olarak gördüğü belirtiliyordu. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise göreve başladıktan sonra her yıl düzenli olarak yapılan İsrail karşıtı, “Yeni Ufuklar” adlı konferansı bu sene yaptırtmamıştı.

İsrail kaynakları, Benyamin Netanyahu’nun İran’ı vurma girişimlerini Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in engellediğini ileri sürüyorlar. Ama bu, tamamen bir tiyatro. Netanyahu’nun vurmak istediği yalan, dolayısıyla Peres’in bunu engellediği de..

İsrail devleti, kendi halkını zinde tutmak için sürekli bir düşmana ihtiyaç duyuyor. Bu konuda Tel Aviv için en ideal düşman İran. İran’da da uluslararası izolasyondan bıkmış, rejimin baskılarından gına gelmiş, sisteme karşı patlamak üzere olan başka bir halk var. İran rejimi, “Reformcu lider” imajıyla Hasan Ruhani’yi cumhurbaşkanlığına getirdi. Aslında Ruhani “Reformcu“ değil. Reformcu görünümlü bir rejim yanlısı. Buna rağmen halktan % 60’ın üzerinde oy aldığı ancak seçim sonuçlarına müdahale edilerek oranın % 50’nin az üzerinde gösterildiği belirtiliyor.

Halkın rejime öfkesini frenlemek için Tahran da, devlet açısından tıpkı İsrail gibi “ideal bir düşman”aihtiyaç duyuyor. Tahran bakımından bu ideal düşman ise İsrail’di. Tahran, rejim açısından tehlikeli gördüğü insanları çeşitli örtülü operasyonlarla bertaraf ediyor ve suçu İsrail’e atıp kurtuluyordu. Tıpkı 90’lı yıllarda Türkiye’de Derin Devlet’in operasyon yapıp suçu İran’a attığı gibi.

Komşumuz İran’ın elbette içerde ve dışarda sorun yaşamasını arzu etmeyiz. Aksine güçlü ve istikrarlı olmasını isteriz. Böyle düşündüğümüz için, bize İran’ı düşman olarak gösterenlerin kim olduklarını milletin görmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Ancak Tahran’ın Tel Aviv’le yakınlaşması nereye kadar olabilir? Burası kuşkulu. Çünkü bugüne kadar “Dış düşman” metaforu üzerinden halkı kontrol altında tutan rejim, Batı ve İsrail ile yakınlaşınca bu defa kendi halkını nasıl tutacak veya halkın istediği reformları da yapabilecek mi, yapamazsa ne olacak bunlar belli değil.

Ülkemizde, Batının İran'la nükleer program konusunda anlaştığı gün bile “Türkiye'nin İran, Rusya ve Ortadoğu'ya kayacağı endişesini” yazanlar oldu. Bu güne kadar İran’a “Büyük şeytan” diyen İsrail’in cumhurbaşkanı Şimon Peres’in “İran düşmanımız değil Ruhani ile görüşebilirim” çıkışı üzerine şimdi ne diyecekler? Acaba aynı kalemler “İsrail’in ekseni kaydı” diyecekler mi? “İsrail’in Ortadoğu’ya kaydığını” yazacaklar mı? 

Evet dünya dönüyor. Dünya döndükçe rejimler de insanlar da dönüyor. Dünya düzeni ve uluslararası dengeler değiştikçe denklemler de değişiyor. Daha da değişecek. Türkiye ise özüne dönüyor. Türkiye özüne dönerken özünden uzaklaşanları da görüyoruz. Başkasının davulunu çalanları da.. Bu da bu milletin imtihanı..

Alper TAN

09.12.2013

 
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
PERES “İRAN İSRAİL’İN DÜŞMANI DEĞİL”
PERES “İRAN İSRAİL’İN DÜŞMANI DEĞİL”
09 Aralık 2013 15:52
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, İran ve İsrail ilişkilerini ele alarak çarpıcı bir analiz kaleme aldı.

Dünya düzeninin ve uluslararası dengelerin hızla değişmeye başladığını sık sık vurguluyoruz. Dolayısıyla bu dönemdeki gelişmeleri soğuk savaş döneminin algılamalarıyla ve yargılarıyla değerlendirmenin doğru olmayacağını, yanıltıcı olabileceğini söylüyoruz.

Son 10 yılda çıkan haberlere göz gezdirirseniz her 6 ayda veya senede bir, “İsrail’in İran’ı vuracağına” dair Tel Aviv’deki resmi kişilere atfen yayınlar görürsünüz. Son haberin üzerinden ise daha 3 hafta geçmedi. İngiliz Sunday Times Gazetesi’nde çıkan o habere göre “İsrail’in İran’ı vurmak üzere Suudi Arabistan’la anlaştığı” belirtiliyordu. Bu haberler yayınlandığında bunun “kasıtlı ve düzmece olduğunu gerçekle alakasının olmadığını” belirtmiştik.

5+1’in İran’la anlaştığı açıklandığında “İran'la anlaşma, Batının İsrail’le ilişkilerinin değişmesi ve Tel Aviv'in iyice yalnızlaşmasını getirebilir. Netanyahu tedirgin ve karamsar” diye yazmıştık. “Batının İran'la anlaşmasının en önemli sebebinin bölgede etkinliği artan Türkiye’ye karsı İran'ı yanına alma girişimi olduğunu Türkiye’ye balans ayarı yapılmaya çalışıldığını” dile getirmiştik. “Suudi Arabistan’ın, Batının İran'la anlaşmasından rahatsız ve tepkili olduğu haberlerinin ise gerçeği yansıtmadığını vurgulamış, Hıristiyan Batının Arabistan'ı İsrail’le aynı fotoğrafta gösterme cabası içinde olduklarına ve bu amaçla asparagas haberler yayınlandığına” dikkat çekmiştik.

Bütün bunları niçin tekrar hatırlatıyoruz? Saçma sapan gündemler arasında her şey çabucak unutulup gidiyor da onun için...

Amerikan CNN Televizyonu’na verdiği röportajda dün İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, “İran ile düşman olmadıklarını” anlattı. Aynı Peres, İran’ın “ılımlı” olarak nitelendirilen yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile kendisinin de görüşmek istediğini söyledi.

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, geçen haziran ayında da İngiliz The Daily Telegraph gazetesine verdiği röportajda İsrail ve İran’ın masaya oturarak sorunlarını çözebileceklerini söylemişti. Röportajda “İsrail’in İran’a karşı hiçbir antipatisinin olmadığını” belirtmiş, 3 bin yıl önce Yahudileri yurtlarından süren Babil Kralı’nı yenerek Yahudilerin tekrar geri dönmelerini sağlayan ünlü Pers Kralı Kiros’u “Tarihin ilk Siyonist lideri” olarak tanımlamıştı.

Başbakan Benyamin Netanyahu’nun, İran’ın Batılı ülkelerle yaptığı nükleer anlaşmaya karşı olduğu, İran’ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi “büyük şeytan” olarak gördüğü belirtiliyordu. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise göreve başladıktan sonra her yıl düzenli olarak yapılan İsrail karşıtı, “Yeni Ufuklar” adlı konferansı bu sene yaptırtmamıştı.

İsrail kaynakları, Benyamin Netanyahu’nun İran’ı vurma girişimlerini Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in engellediğini ileri sürüyorlar. Ama bu, tamamen bir tiyatro. Netanyahu’nun vurmak istediği yalan, dolayısıyla Peres’in bunu engellediği de..

İsrail devleti, kendi halkını zinde tutmak için sürekli bir düşmana ihtiyaç duyuyor. Bu konuda Tel Aviv için en ideal düşman İran. İran’da da uluslararası izolasyondan bıkmış, rejimin baskılarından gına gelmiş, sisteme karşı patlamak üzere olan başka bir halk var. İran rejimi, “Reformcu lider” imajıyla Hasan Ruhani’yi cumhurbaşkanlığına getirdi. Aslında Ruhani “Reformcu“ değil. Reformcu görünümlü bir rejim yanlısı. Buna rağmen halktan % 60’ın üzerinde oy aldığı ancak seçim sonuçlarına müdahale edilerek oranın % 50’nin az üzerinde gösterildiği belirtiliyor.

Halkın rejime öfkesini frenlemek için Tahran da, devlet açısından tıpkı İsrail gibi “ideal bir düşman”aihtiyaç duyuyor. Tahran bakımından bu ideal düşman ise İsrail’di. Tahran, rejim açısından tehlikeli gördüğü insanları çeşitli örtülü operasyonlarla bertaraf ediyor ve suçu İsrail’e atıp kurtuluyordu. Tıpkı 90’lı yıllarda Türkiye’de Derin Devlet’in operasyon yapıp suçu İran’a attığı gibi.

Komşumuz İran’ın elbette içerde ve dışarda sorun yaşamasını arzu etmeyiz. Aksine güçlü ve istikrarlı olmasını isteriz. Böyle düşündüğümüz için, bize İran’ı düşman olarak gösterenlerin kim olduklarını milletin görmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Ancak Tahran’ın Tel Aviv’le yakınlaşması nereye kadar olabilir? Burası kuşkulu. Çünkü bugüne kadar “Dış düşman” metaforu üzerinden halkı kontrol altında tutan rejim, Batı ve İsrail ile yakınlaşınca bu defa kendi halkını nasıl tutacak veya halkın istediği reformları da yapabilecek mi, yapamazsa ne olacak bunlar belli değil.

Ülkemizde, Batının İran'la nükleer program konusunda anlaştığı gün bile “Türkiye'nin İran, Rusya ve Ortadoğu'ya kayacağı endişesini” yazanlar oldu. Bu güne kadar İran’a “Büyük şeytan” diyen İsrail’in cumhurbaşkanı Şimon Peres’in “İran düşmanımız değil Ruhani ile görüşebilirim” çıkışı üzerine şimdi ne diyecekler? Acaba aynı kalemler “İsrail’in ekseni kaydı” diyecekler mi? “İsrail’in Ortadoğu’ya kaydığını” yazacaklar mı? 

Evet dünya dönüyor. Dünya döndükçe rejimler de insanlar da dönüyor. Dünya düzeni ve uluslararası dengeler değiştikçe denklemler de değişiyor. Daha da değişecek. Türkiye ise özüne dönüyor. Türkiye özüne dönerken özünden uzaklaşanları da görüyoruz. Başkasının davulunu çalanları da.. Bu da bu milletin imtihanı..

Alper TAN

09.12.2013

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

DERS ALMA ZAMANI

YENİ TÜRKİYE VE DİYARBAKIR

MESUT BARZANİ NİÇİN “GELECEK”

GENÇLİĞİ TEHDİT EDEN KORKUNÇ TABLO

NE DEĞİŞTİ?

ABD ANKARA’DAN SONRA RİYAD’I DA KAYBETTİ

BİRLİĞİN GÜCÜ VE DÜŞMANIN KORKUSU

EYVAAH. “MİT TÜRKİYE’Yİ KOLLUYOR!”

İÇERİDEN VE DIŞARIDAN İNCE İNCE İNCİLER

 

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
02:31
 // KARDAK KRİZİ
Sayın Tan'ın dediği gibi bunlar hep tiyatro. Ortadoğu ve Batı, Türkiye'ye karşı yeni ittifaklar peşinde. Hatırlarım; bir zamanlar Türkiye ile Yunanistan, F16 larla sürekli biribirilerini taciz edip, 'it dalaşı'na girerlerdi. Millet buna alışınca, bu sefer de, Kardak Kayalıkları için savaş rüzgarları estirdiler. Peki ne oldu? Halk uyutuldu, üç haneli enflasyon yerine, nutuk ve ''Yine de şahlanıyor aman'' bağırtıları dinletildi ve halk, soyulmaya, ezilmeye mahkum edildi. Doğu ve Güneydoğu'da devlet ve pkk terörü el ele verdi. Gelen her tabuta, külçe altın gözüyle bakıldı. Daha da vahimi, külçe altın mecazi değil. Şehit tabutlarında, neler yoktu ki?!...
10 Aralık 2013 02:31