YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ortadoğu'nun statükosu değişebilir
31 Mayıs 2010 16:50

11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD yönetimi hiçbir şey eskisi gibi olmayacak açıklaması yapmıştı. Arkasından da Büyük Ortadoğu Projesini yürürlüğe koymaya kalkışmıştı. Gerçekten de hiçbir şey eskisi gibi olmadı. O tarihten sonra neredeyse hiçbir şey, ABD’nin umduğu veya planladığı yönde yürümedi. ABD Irak’ta çuvalladı. Afganistan’da kazanamadı. Büyük Ortadoğu Projesi, büyük bir fiyaskoyla sonuçlandı ve rafa kaldırıldı. ABD tüm dünyada küresel bir yalancı konumuna düştü.

Bu gelişmelerden sonra İslam ülkeleri ABD ile olan siyasi, ekonomik ve stratejik ilişkilerini hızla ama sessizce azaltmaya başladı. ABD piyasalarından çekilen İslam ülkelerine ait paraların geriye bıraktığı boşluk, ABD merkezli küresel krize yol açtı. ABD o krizden hala kurtulamadı.

BOP’un ortaya çıkması ile ABD’den uzaklaşan İslam ülkeleri şimdi yeni bir imtihanla karşı karşıyalar. Terörist devlet İsrail’in Türkiye bandıralı insani yardım gemisine saldırarak çok sayıda masum insanı öldürmesi ve yaralaması Türkiye başta olmak üzere tüm İslam ülkelerini ilgilendiren bir durum.

İsrail, kendi kara sınırından 77 mil uzakta, yani uluslar arası sularda Türk yardım gemisini vurdu. İsrail’in yaptığı açık bir savaş ilanıdır. Çılgınca ve aptalcadır. Herkese meydan okuyan bir özgüven ve umursamazlık içindedir. Şimdiye kadar yaptıklarının yanına kar kalmış olmasının verdiği rahatlık ve şımarıklığın getirdiği sarhoşluğun etkisindeler.

İsrail’in hukuk tanımaz tavırları özellikle Filistin konusunda dayanılmaz noktalara ulaşmış durumda. Ortadoğu’daki Müslüman halklar, kendi yönetimlerine rağmen Filistinli kardeşlerinin yanındalar. Gerekli şartların oluşması halinde savaş ateşini küçük bir kıvılcım tutuşturabilir. Terörist İsrail’in, Gazze’ye giden insani yardım gemisini vurması böyle bir kıvılcım olabilir. Şimdi, bölge ülkeleri başta olmak üzere İslam ülkeleri ve eğer dünyada varsa uluslar arası örgütlerin, derhal harekete geçirilmesi gerekiyor. Ama unutulmamalı ki bu uluslar arası örgütlerin çoğu İsrail ve onun hamisi ABD ile menfaat veya gönül birliği içindeler. O sebeple bunlar harekete geçirilmeye çalışılsa bile bunlardan önemli bir sonuç alınamayabileceği ihtimali unutulmadan başka çareler de aranmalıdır.

Temelde Hıristiyan Birliği ruh hali ile hareket eden batılı örgütlerden medet beklemek yerine, İslam ülkeleri,  kendileri bir şeyler yapabilmelidir. Siyasi, ekonomik, stratejik ve askeri imkanlar değerlendirilmeli ve problem doğrudan bizzat çözülmeye çalışılmalıdır. Eğer sağlam bir koordinasyon sağlanabilirse bunu yapmak hiç de zor olmaz. Türkiye buna öncülük etmeli ve İslam ülkelerinin umursamaz liderlerini de harekete geçirerek, terörist İsrail’in te’dip edilmesi işini müşterek bir harekete dönüştürmelidir.

Türkiye’nin son yıllarda bölge ülkeleri ile yürüttüğü siyasi, ekonomik, sosyal ve stratejik koordinasyon çalışmaları resmi ve hukuki bir yapıya kavuşturularak kurumsallaştırılmalıdır. Türkiye bölge ülkelerini çözüme ortak edebilirse İsrail’i bölgede iyice yalnızlaştırabilir ve nefes alamaz hale getirebilir. İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ambargoyu bölge ülkeleri de İsrail’e uygulamaya çalışmalıdır. Terörist İsrail’in en büyük destekçisi, kendi halkını temsil etmeyen Hüsnü Mübarek başkanlığındaki Mısır yönetimidir. Hüsnü Mübarek, son saldırıdan İsrail kadar sorumludur.

İsrail’in yaptıklarının yanına kar kalmayacağı en azından bu sefer gösterilmelidir. Bu meydan okuma karşılıksız bırakılmamalı, karşılığı net bir şekilde verilmelidir. Bunu yapmak için ille de top, tüfek kullanarak savaş açmak gerekmiyor. Bölge ülkeleri harekete geçirilebilirse açık bir savaştan daha büyük ağır yaptırımlar da uygulanabilir. Bunun için de en başta Mısır yönetiminin uyguladığı ambargonun etkisizleştirilmesi sağlanabilir.

İsrail’in çeşitli propaganda yöntemlerini kullanarak yaptığı vahşete kılıf uydurmasına fırsat verilmeden gerçekler tüm çıplaklığı ile dünyaya gösterilmelidir. İsrail’in izole edilmesi yalnızlaştırılması ve suçunun cezasını çekmesi gerekiyor. Bu da bölge ülkelerinin ortak hareketi ile mümkün olabilir. Ortak hareket için de Filistin halkının davasını tüm dünyada en yüksek sesle savunana Türkiye’nin öncülük etmesi icap ediyor. Son yıllarda bir çok uluslar arası problemi ustalıkla çözme becerisi gösteren Türkiye’nin gerekeni yapacağına inancımız tam.

İsrail ile Ankara arasındaki gerilim gelecek günlerde daha da tırmanacağa benziyor. Gerilime paralel olarak Türkiye içinde veya Türkiye’ye yönelik başka ülkelerde bazı olumsuz olayların olmasını da beklemek gerekir. İsrail’in yardım gemisine saldırdığı sıralarda İskenderun’da askerlerimize saldırılmış olması tesadüfe benzemiyor.

Görünen o ki, İsrail’in yaptığı saldırının faturası çok ağır olacak. İsrail, Filistinlilere uyguladığı ambargoyu kaldırarak sıyrılamayacağı gibi bu defa onları en büyük hamileri Washington bile kurtaramayacak. Kısacası Terörist İsrail’in insani yardım gemisine saldırması yeni bir milat olmaya aday. Başlayan-başlayacak olan yeni süreç, Ortadoğu’daki kurulu düzenin radikal biçimde değişmesine kadar gidecek bir gelişmeye işaret ediyor.


 

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.