YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Operasyon daha bitmedi
25 Temmuz 2008 11:56

1 Temmuz sabahında Türkiye, büyük bir operasyonla uyandı. Bir şok havası yaşandı. Biliyorum ki Kanal A’nın müdavimleri, olayların analitik yönüne Kanal A’nın ne dediğini merak ettiler. Ancak ortalık henüz toz dumanken aceleci bir değerlendirme yapmak ve sizleri yanıltmak istemedik. İddianamenin tamamlanmasını bekledik. fakat o süreç uzadı. Buna rağmen artık birçok konu daha da netleşmiş durumda.
 
Sürekli olağanüstü zamanlar yaşaması olağan sayılan Türkiye kendi şartlarına göre olağan olmayan günler yaşıyor. 88 yaşında genç bir rejim olmasına rağmen, bu kısa siyasi hayatına defalarca darbe ve darbe girişimleri sığdırmış olan ve kendisini koruması gereken silahların kendine çevrilmesi sebebiyle tankların ve silahların gölgesinden çıkamayan Türkiye artık bunun mücadelesini veriyor.


Olamaz denilenler oluyor. Türkiye bağırsaklarına yapışmış olan kenelerden kurtulmaya çalışıyor, başına musallat olan darbeci hastalardan hesap sormaya gayret ediyor. Bu amaçla geniş çaplı operasyonlar yapılıyor. Kendini dokunulmaz zannedenlere dokunulabiliyor. Ancak ortaya çıkan manzarayı iyi muhakeme etmemiz gerekiyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapmış bir oramiralin günlüklerinin deşifre olması ile başlayan süreci bir düşünün. Sarıkız ve Ayışığı isimli iki darbe girişimi kuvvet komutanı seviyesinde askerler tarafından planlanıyor. Bazı komutanlar da bunu engellemeye çalışıyor. Ülkemizi dış güvenlik konularında koruması gereken ordumuzun bazı komutanları ABD’nin kapı komşumuz Irak’ı işgal ettiği, diğer komşumuz İran’ı işgal etmek üzere olduğu, Kıbrıs’ta olağanüstü dönemler yaşandığı, AB’ye adaylık konusunda önemli süreçlerin yaşandığı bir dönemde kafasına darbeden başka bir şey takmayan bazı komutanlar, yatıp kalkıp hükümeti devirme planları yapıyor. Bunu hangi hükümete karşı yapıyor? 1 Mart 2003 tarihinde ABD askerlerine hayır diyen parlamentoda üçte iki çoğunluğu bulunan partinin kurduğu hükümete yapıyor. Ve bunu ABD askerlerinin Türk askerlerinin başına çuval geçirdiği dönemlerde yapıyor. Amerika da hükümeti cezalandırmaya çalışıyor, darbe planları yapan cuntacılar da. Ne tesadüf değil mi?


Sarıkız ve Ayışığı akim kalınca eldiven planları devreye giriyor ve başka darbe planları hazırlanıyor. Washington’da birileri Hudson planları yaparken onların dostları ve müttefikleri de Türkiye’de o planları uygulamaya çalışıyorlardı.


Şimdi bu planlar tuvalet kağıdı gibi. Ve planları yapanlardan hesap sorulmaya çalışılıyor. Nereye kadar gidilebilir, nerede durulur kesin bir şey söylemek zor. Ama kesin olan şey şudur. Ankara artık eski Ankara değil. Bu operasyonu hükümetin planladığını ve iktidarın yaptığını düşünenler ve söyleyenler yanılıyorlar. Bu konuda hükümetin yaptığı şey sadece engel olmamaktır. Operasyonla ilgili geri kalan işler tamamen kurumlar tarafından yürütülmektedir. Esasta güvenlik kurumları, savcılık ve mahkeme tarafından yürütülen bu operasyonu hükümete yapıyormuş gibi göstermeye çalışanlar, çarpıtma yapmaya çalışırken aslında kamuoyu nazarında Ak Parti’ye hak ettiğinden daha fazla bir pozitif katkı sağlamış oluyorlar. Çünkü statüko bekçilerinin aksine halk kirli örgütlenmelerin ortaya çıkarılarak cezalandırılacak olmasından son derece memnuniyet duymaktadır.


Diğer taraftan gizli Ergenekoncular bu operasyonu, hükümetin TSK’ya bir hamlesi gibi gösterme gayreti içindeler. TSK’yı kendi yanlarına çekme veya kendi yanlarında gösterme çabasındalar. TSK’yı darbe teşebbüsüne destek göstererek buradan kendilerine güya meşruiyet ve taraftar sağlama eğilimindeler. Unutmayalım ki Genelkurmay, hukukun gereğini yerine getirerek aletin tecelli etmesine katkı sağladı. Bu durum, cunta ve darbe özlemi içinde olanların Genelkurmay başkanı ve kara kuvvetleri komutanına doğrudan veya dolaylı saldırılarına neden oluyor.


Ergenekon operasyonunun Ak Parti’yi kapatma davasının rövanşı gibi göstermeye çalışanlar şimdi, Ak Parti kapatılmasın Ergenekon örgütünün üzerine de gidilmesin yaklaşımı ile bir pazarlık yaklaşımı ortaya koyuyorlar. Bu operasyon hiçbir davanın veya siyasi olayın rövanşı olarak sayılamaz. Ak Parti’nin kapanmasının önlenmesi dahil hiçbir konu Ergenekon operasyonunu durdurmamalıdır. Eğer Ak Parti’nin kurtarılması karşılığında darbecilerin kurtarılabileceğini düşünenler varsa hayal görüyorlar. Aksini düşünmek aynı zamanda yargıya da bir hakaret anlamına gelir.


Darbecilerin gerçek hedefinde Ak Parti değil unutmayalım ki milletimiz var. Anadolu insanı var. Anadolu sermayesi var. Milli irade var.


Deniliyor ki; “Abdullah Öcalan’a yargılama sırasında gösterilen hassasiyet paşalara gösterilmedi.” “Teröre karşı savaşan generaller, terör örgütü kurmakla suçlanıyor.” Bu sözlerle zanlıları savunanlar, yarın öbür gün, Danıştay saldırısını kimin planladığını, Madımak cinayetini kimin hazırladığını, Uğur Mumcu’yu kimin öldürttüğünü, Necip Hablemitoğlu’nu katlettirenlerin kimler olduğunu ayan beyan gördüklerinde acaba yüzlerinin rengi nasıl olacak? Hepimiz bunları dikkatle takip edeceğiz.


Şimdi sormamız gerekiyor. “Susurluk aydınlatılsın” diye ışık yakıp söndürenler Susurlukların aydınlanmasına neden açık bir direniş halindeler? Neden Susurluk’un, Ergenekon’un avukatı oluverdiler. Yoksa Susurluk ve Ergenekon şimdiye kadar kendilerine tersinden bir destek veriyordu da bunun deşifre olmasından mı korkuyorlar?


Kapatma davası sürecinde “yargıya saygı mitingi” yapmaya çalışanlar, yargı, Ergenekon operasyonu yapınca neden yargıyı hedef aldılar? Darbe destekçileri, ortada bir darbe olmadığı halde operasyon yapılmasını eleştiriyorlar. Harekete geçmek için Cuntacıların darbe yapmasını beklemek mi gerekiyordu?


Darbe teşebbüsünde bulunanların yargılanması gerektiği gibi, darbe yaparak, darbe ürünü anayasa tarafından da kendilerini anayasal koruma altına alıp, ülkemizde darbe geleneğini pekiştirenler de paşa paşa yargılanabilmelidir. O sebeple hepimizin ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras’ın TBMM’de başlattığı sürece destek olması gerekir.


“Biz kaç kişiyiz” diyerek taraftar toplamaya çalışan kışkırtıcılar, şimdi “Birkaç kişiyiz” demeye başladılar. Neden bu noktaya geldiklerini iyi düşünmeliler. Bazı kesimlerin hassasiyetlerini kullanarak ara dönem idaresine dönüştürmeye çalışanlar ortada çıplak kalacaklar. Cumhuriyet mitinglerine katılanların bile darbe ve ara dönem idaresi istemediklerini umarız artık anlamışlardır.


Her türlü riski ve tehlikeyi göze alarak, devletin bağırsaklarının temizlenmesi için kendini tüm ruhuyla ortaya koyanları tebrik ve takdir etmek gerekir.


Kişisel beklentilerle, milletin sırtına basarak ikbal ve istikbal peşinde, cuntacılarla, darbecilerle kol kola olanların da en azından yüzlerinin kızarması gerekiyor. Tabi hala birazcık ar damarları kaldı ise!


Milletimizin gelecekten umutlu olması için çok şey var artık. Tüm bu karamsar tablolara rağmen, Türkiye’nin önünde parlak bir gelecek duruyor. Ve bu çok uzak değil..


MİLLETİN OPERASYONU DEVAM EDECEK.. BEKLEYİN.


Alper TAN

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.