YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
''One minute''den BM'ye Filistin, İsrail ve Rusya
04 Aralık 2012 16:35

2009 Davos programında Başbakan Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı ŞimonPeres’e “Bİ DAKKA” azarlamasının ardından İsrail şok olmuş ama ülkemizdeki İsrail muhipleri Erdoğan’ı topa tutan eleştiriler getirmişlerdi. Öyle bir tablo çiziliyordu ki Ankara İsrail’i karşısına aldığı için Türkiye’de kıyamet kopacaktı. Çünkü bu anlayışa sahipler açısından ABD ve İsrail’e rağmen hiçbir şey yapılamazdı.

Erdoğan’ın İsrail’e “Bİ DAKKA” çekmesi dünyada da merak ve ilgiyle karşılandı. İsrail’i gözünde büyütenler “Ne olacak şimdi?” beklentisine girdiler. Ankara hiç geri adım atmadı.

Telaviv, Davos’ta dünyanın gözleri önünde canlı yayın sırasında yüksek perdeden azarlanmayı unutamıyordu. 2010’un Ocak ayında İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u, İsrail Parlamentosu Knesset’e çağırdı ve çalışma ofisinde ağırladığı Türkiye Büyükelçisini, kendisinin oturduğu koltuktan daha alçak bir koltuğa oturtup gazetecilere de bunu söyleyerek intikam almak istedi.

30 Mayıs 2010 tarihinde ise başka şok bir gelişme oldu. Gazze’deki çaresiz masumlara yardım ulaştırmaya çalışan gönüllüleri taşıyan Mavi Marmara gemisi Akdeniz’de uluslararası sularda İsrail ordusunun saldırısına uğradı. 10 masum insan hayatını kaybetti. Yaralılar da vardı. 10 yardımsever masum hayatını kaybetti ama, İsrail vahşeti tüm dünyaya bütün çıplaklığı ile sansürsüz olarak gösterilmiş oldu. İsrail yönetimi bu yaptıkları ile övünemediği gibi alçaldıkça alçaldı.

4 Kasım’da yapılan ABD başkanlık seçimi sırasında Başkan Obama’ya açıktan tavır alan İsrail Başbakanı BenyaminNetanyahu açıktan Cumhuriyetçi ve savaş yanlısı Romney’i destekledi. Romney seçimi kaybedince İsrail de kaybetti. Başkanlık koltuğuna ikinci kez oturan Obama İsrail’e şeklen destek veriyormuş görünse de Tel Aviv’i çok rahatsız eden kararlar almaya başladı. İsrail yönetiminin, dünyada sorgusuz sualsiz, en fazla destek gördüğü Beyazsaray’ın telefonları Tel Aviv için meşgul çalmaya başladı. Çünkü Türkiye’nin ABD’den bağımsızlaşmasından sonra başlayan Arap baharı ile Ortadoğu ve İslam dünyasında dengelerin hızla değiştiğini gören Washington, yeni bir gerçeklikle karşı karşıya idi. Bölgedeki gelişmeler Beyazsaray’a bu gelişmeye karşı durmanın faydasız olduğu mesajını veriyordu. Amerikan halkının çıkarları İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemeyi değil İslam ülkelerinde yeni oluşmaya başlayan dengeleri gözetmeyi gerektiriyordu.

Tel Aviv’in gözünü kan bürüdüğüiçin bu gerçekliği görmek mümkün olmamıştı. Bunların şok tedaviye ihtiyaçları vardı. Kendini yenilmez gören Siyonist yönetim Gazze’ye yeniden saldırdı. Ortadoğu’da değişmeye başlayan düzeni sınamak, ikinci defa başkanlık koltuğuna oturan Obama’nın tavrını denemek istediler. İsrail’e ABD desteği konusunda Obama’yı mecbur bırakacaklarını düşündüler. Böylece çevre ülkelere gözdağı vermiş olacaklar, “ABD başkanı kim olursa olsun İsrail’e kayıtsız destek olurlar” mesajı verilecekti.

İsrail’in Gazze saldırısı ile Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Katar derhal çeşitli mekanizmalarla harekete geçti. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel Riyad’da kritik kararlar aldı. 11 ülkenin dışişleri bakanları Gazze’ye çıkarma yaparak Telaviv’e meydan okudu. İsrail önceden yapacağını ilan ettiği kara harekatından vazgeçtiğini açıkladı. “Beton gibi İsrail’in arkasındayız” açıklaması yapmış olan ABD’nın Dışişleri Bakanı Clinton, İsrail’in derhal saldırıları durdurmasını telkin etmeye başladı.  Kısa zaman sonra da Tel Aviv istemeye istemeye “Ateşkesi” kabul etmek zorunda kaldı.

Bu durum 1948’de İsrail’in kurulmasından bu yana aldığı en büyük yenilgidir. İsrail büyük bir hezimete uğramıştır. Fakat bu daha başlangıçtır. Önümüzdeki günler ve özellikle de Ocak ayında yapılacak seçimlerden sonra çok daha sıkıntılı günler gelebilir.

BM genel kurulunda 138 ülke Filistin’e desek vermiştir. İsrail ve ABD’nin tavrına rağmen İsrail tarafını tutan ülke sayısı sadece 8’dir. Bu 8 ülkenin yarısı ise adını dahi kimsenin bilmediği uyduruk ülkelerdir. İsrail artık bu durumlara düşmüştür. İsrail’in en büyük destekçilerinden Rusya da eskisi kadar destek veremeyecektir artık. Çünkü büyük ve etkin bir ülke olan yakın komşusu Türkiye ve 60’a yakın İslam ülkesini İsrail için karşısına almak Moskova için hiç de rasyonel değil.

İsrail için her geçen gün daha beter olmaya devam edecek. Tel Aviv için en son şok haber yine BM’den geldi. BM Genel Kurulu 6'ya karşı 174 oyla kabul edilen karar tasarısında, İsrail'in ''Daha fazla erteleme olmadan'' Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'na katılması ve nükleer tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun incelemesine açması çağrısında bulunuluyor.Peki bu ne demek? Bu, İran’a uygulanan ambargonun ve izolasyonların İsrail için de yolda olduğunu gösterir. Bu gelişme, İran’ı “nükleer silah hazırlığı” yaptığı gerekçesiyle hedefe koyan İsrail’in sesinin kesilmesi demektir.

BM’de bu konuda İsrail’in yanında kimler yer almış diye baktığımızda şu ülkeleri görüyoruz: ABD, Kanada, Marshall Adaları, Mikronezya ve Palau. Son üçünü ülke sayarsanız tabi. 6 ülke de çekimser kaldı. Hatırlayınız. Daha geçen hafta Filistin’in BM’de gözlemci devlet oylamasında bile İsrail’in yanında 8 ülke vardı. 41 ülke de İsrail hatırına çekimser oy kullanmıştı. Son oylamada İsrail’i sadece 5 ülke destekledi. Çekimser sayısı da 41’den 6’ya indi. Ortada dolaşanların sayısı hızla azalıyor.

193 üyeli BM Genel Kurulu'nda kabul edilen tasarılar, yasal olarak bağlayıcı değil, ancak dünyanın görüşünü yansıtıyor, ahlaki ve siyasi ağırlık taşıyor.Herkes tarafını yeniden belirliyor. Bu süreçte İsrail hızla siyasi, toplumsal ve ekonomik darboğaza ilerliyor. Kısa zaman sonra Suriye Baas’ının da düşmesiyle büyük bir şok daha yaşayacak.Yeniden devran dönerken, dönülmez akşamın ufkuna doğru ilerleyen İsrail görünüyor.

04.12.2012

Alper TAN

 

Yazarın Önceki Yazıları
Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
alper tan
 // osman y
zaman zaman yazılarınızı okuyorum.dış politika adına insanın ufkunu açan mükemmel tespitler yapıyorsunuz.saygılar.......
07 Aralık 2012 02:54
Harika
 // FARUK ARDOĞAN
Sayın Alper Tan yazılarınızı büyük bir zevkle okuyorum. Analizleriniz,tespitleriniz mükemmel. Kaleminize sağlık....
05 Aralık 2012 09:53
04:25
 // ibrahim bingul
Kalemine ve azinasaglik alper bey seninbuderin analizlerin bizi gercekten aydinlatiyor avusturyadan saygilar...
05 Aralık 2012 04:25