YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Öfke taşmak üzere
13 Mayıs 2008 16:46

Milletin vereceği karardan ve iradesinin tecellisinden kimse korkmamalı. Kendisinden yana da olsa kendisine karşı da olsa, Ak Parti başta olmak üzere her kesim milletin tercihine saygı duymalı. “Halkın tercihi beni işaret ederse doğru, başkasını işaret ederse yanlış” anlayışının kendisi yanlıştır. Bu vesile ile belirtmek isterim ki, adil ve tarafsız olması gereken ama ne kadar adil ve ne kadar tarafsız olduğu aşağı yukarı herkes tarafından anlaşılmış olan Anayasa Mahkemesi’nin düzenlediği programa halkın oyları ile seçilmiş olan DTP’li vekillerin davet edilmemiş olması, aynı vekillerin askeri resepsiyonlara çağrılmaması, 23 Nisan kutlaması sırasında Başbakan Erdoğan’ın DTP’lilerin elini sıkmaması, ham, kaba, dışlayıcı ve ötekileştirici bir davranıştır ve baştan aşağı yanlıştır. Anayasa Mahkemesi aslında “ihsası rey” yapmıştır. Ak Parti lideri ise partisine oy verilen seçmeni küçümseyen kesimlere tepki gösterirken kendisi de aynı vahim hataları yapmaktadır. Halbuki o, oy veren-vermeyen her vatandaşın başbakanı olma sorumluluğunun gereğini yerine getirmelidir. Aksi halde yargısız infazda bulunma hatasını göstermiş olur.


Başkasına verilen oylara saygı duymayanların, kendisine verilen oylara saygı duymayanlara vereceği bir cevabı olamaz.


Ak Parti arkasındaki gücün farkında değil


Başbakan Erdoğan ve Partisi, kapatma davasının ardından bir gevşeme ve tereddüt dönemi yaşamakta, acziyet ve çaresizlik görüntüsü vermektedir. Bu görüntü, Ak Parti’nin sahip olduğu gücün farkında olmadığını gösteriyor. İktidar partisi 16.5 milyon seçmenin oyunu almıştır. Her iki seçmenden biri bu partiyi seçmiştir. Millet onlara anayasayı bile değiştirebilecek bir güç vermiştir. Bu noktadan sonra hiçbir mazeret Ak Parti’nin beceriksizliğine gerekçe oluşturamaz. Statükonun hiçbir kurumu bu gücün ve bu iradenin karşısında duramamalıdır. Millete karşı durma cüretini hala gösterebilenler varsa bunun en büyük sorumluluğu Ak Parti ve hükümetin strateji körlüğü ve cesaretsizliği ile ilgilidir. Ak Parti kendisine hazır bir paket olarak sunulan yeni Anayasa’yı gündeme getirmek için neyi bekledi?


Eğer Ak Parti, sahip olduğu gücü ve enerjiyi Türkiye’yi değiştirme ve statükoyu yenme konusunda değerlendiremezse zaten mahkemenin kapatmasına gerek kalmadan millet onu kapatacaktır. Ak Parti’nin çeşitli tercihleri yoktur. Tek tercihi vardır ve bu kaçınılmazdır. O da milletin iradesine sahip çıkmak, demokrasiye sahip çıkmak ve sivil, tam bağımsız, demokratik ve hürriyetlerin en geniş haliyle yaşandığı bir Türkiye için çalışmaktır. Bunun için bedel ödemek gerekiyorsa Ak Parti o bedeli ödemeyi de göze alabilmelidir. Aksi halde Ak Parti yine bedel öder. Ama bu bedel, özgürlüğün değil mezelletin bedeli olur.


Eğer Ak Parti, “Biz bedel ödemeye hazırız, ama millete bedel ödetmek istemiyoruz” gibi bir gerekçeye sığınıyorsa, unutmayalım ki, statüko bu millete zaten her an bedel ödetiyor. Yukarıdaki gerekçe de sadece statüko yanlılarının işine yarayan bir gerekçe olabilir. Bu millet de bedel ödemeye devam eder.


Ak Parti, statükoyu değiştirme cesaretini gösteremiyor ve yasakçı anlayışa bir kere daha boyun eğmeyi düşünüyorsa.. O takdirde bu millet kendi iradesine sahip çıkmak için inisiyatifi bizzat eline alacak ve kendi kaderini tayin hakkını bihakkın kendisi sağlayacaktır. O zaman da statüko başta olmak şartıyla Ak Parti de dahil tüm sorumlular faturayı ortak ödemek durumunda kalabilirler. Anadolu’dan yükselen feryat, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana olmadığı kadar acı bir çığlık şeklinde sinyal vermekte ve çok tehlikeli ama bir o kadar önemli mesaj içermektedir.


Fransız ihtilali neden olmuştu?


1789’da Fransız İhtilali yapılabiliyorsa, 2008’de Türkler bu zokayı hala yutmaya devam eder diye düşünenler hata ediyorlar hatta halt ediyorlar. Nehirler gibi akan halk iradesinin önüne uyduruk yorumlarla, sözüm ona yasal gerekçelerle baraj yapmaya çalıştığınız zaman, yasaklarla yükselen bendin arkasında biriken güç, gün gelir o bendi de o bendi yapanları da altına alarak tarihin utanç dehlizlerine gömer.


Ak Parti öncelikle şu dağılmış ruh halinden derhal sıyrılmalı, kendine gelmeli. Öncelikle kendi içinde birlik-bütünlük ve güç birliğini temin etmeli. Topyekün bir milletin gücünü hissetmeli. Kendine güven duymalı. Gerekirse bedel ödemeyi de göze alarak, millet dışında hiçbir gücün engeline kulak asmadan doğru bildiği yoldan devam etmeli. Aksi halde başbakanın “Durmak yok, yola devam” lafı da bir anlam ifade etmez. 


Öfkenin taşmasına az kaldı


Son söz olarak şunu söyleyebilirim. Bu, belki de bir erken uyarı mesajıdır. İçinde bulunduğumuz Mayıs ayı millet iradesinin tecellisi bakımından kritik bir önem taşıyor. Statükonun yasaktan barajları, milletin öfke seline yenik düşebilir. Bu da statükonun sonunu getirmekle birlikte ülkemiz açısından telafisi güç sonuçlar da doğurabilir. O nedenle ülkeyi düşünen herkesin böyle bir sonuca yol açılmaması için gerekli tedbirleri alması ve öfkeli kesimleri rahatlatacak formülleri gecikmeksizin ortaya koyması icap ediyor. Bunu Ak Parti de onun karşısındaki statüko da iyi hesap etmeli..


Bizden söylemesi. 
13.05.2008

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.