YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Nevruz ve birlik
25 Şubat 2008 11:10

Yıllardır her Mart ayında ülkeyi strese sokan Nevruz belki de ilk defa bu kadar sakin, serinkanlı ve gerçek bir bayram havasında kutlandı. Bakanından, valisine komutanından vatandaşına kadar el ele görüntüler geleceğimiz açısından ümit verici. Yapılan sağduyu çağrılarının vatandaşın içindeki duygulara ışık tuttuğu, güvenlik kuvvetlerinin de görevini ifa ettiği anlaşılıyor. Ufak tefek bazı olaylar dışında 21 Mart Nevruz Bayramının adına uygun şekilde kutlanmasına vesile olan herkese başta vatandaşlarımız olmak üzere çok teşekkürler. Baharın dirilişinin kutlandığı bu günler ümit ederiz ülkemizde huzurun da canlanmasına vesile olur.
Provokatörlere fırsat verilmediği ya da vatandaşlarımız bunların oyunlarına gelmediği takdirde bu odakların başarılı olmaları mümkün değildir. Buna fırsat vermemeliyiz.
İyi niyetli olmayan odakların ülkemizde ayrılıkları ve farklılıkları ön plana çıkarmaları, böyle bir şey bulamadıkları takdirde de ayrılıklar ve farklılıklar ihdas etmeye çalışmaları bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da olacaktır. Önemli olan halkımızın bu tuzaklara düşmemesidir. Farklılıkları ileri sürenlere bu ülkede yaşayanların ne kadar ortak yönlerinin olduğunu gösterecek bir tavır sergilemek gerekir. Tarih boyunca aynı topraklarda kardeşçe yaşayan, Çanakkale’de birbirine sarılarak şehit olan, aynı mezarlıkta yan yana yatan, aynı inancı paylaşan, aynı yağmurda ıslanıp aynı imanla beslenen bizlerin sayılamayacak kadar ortaklıkları var ki, bu durum bizi ortaklığın ötesinde yek vücut haline getirmiştir.
Birbirimizi düşman olarak görmek yerine bizleri top yekün düşman görenlere karşı tek vücut olduğumuzu ortaya koymalıyız. Arasına nifak giren milletlerin ne hale geldiklerini veya ne hale gelebileceklerini Irak’a baktığımızda görebiliriz. Bunu görmek için uzak coğrafyalara veya tarih sayfalarına bakmamız şart değil. Aynı dinin mensuplarını Şii-Sünni söylemi ile kamplara ayırıp çatıştırarak kan dökenler, yığılan cesetlerin üstünde kahkahalar atıyorlar.
1980 ihtilali öncesinde memleket için cihat ettiklerini zanneden ülkücülerle halk için savaştıklarını zanneden solcular, farkına varmadan gerçekte kimin ekmeğine yağ sürdüklerini daha yeni yeni anlıyorlar. Doksanlı yıllarda, özellikle de 28 Şubat sürecinde ateşlenen laik(!)-mürteci(!) kamplaşmasının ve bu paranoya ile hortumlanan bankaların kimlerin işine yaradığını yeni yeni anlamaya çalışıyoruz.
Alevilerin böyle bir talebi ve beklentisi olmadığı halde ülkemizde yaşayan Alevilerin azınlık statüsüne kavuşması için Türkiye’ye baskı yapan AB’nin bunu ne için istediğini iyi araştırmak ve anlamak zorundayız.
Bu ve benzeri çok sayıda örneği sıralamak mümkün. Ama aslında her şey ortada. Üzerinde az bir kafa yorarak çok şeyi görebilir veya anlayabiliriz.
Üç tane biri ayrı ayrı düşünürseniz her birinin "bir" kadar kıymeti vardır. Ama üç tane biri yan yana getirirseniz 111 (yüz on bir) eder.
Aslında her şey açık. Yeter ki fark edelim.

Yazarın Önceki Yazıları
Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.