18 Aralık 2017 Pazartesi
  • Altın155,771
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1428
  • İstanbul11 °C
  • Ankara10 °C
  • İzmir16 °C
  • Konya8 °C
  • Adana14 °C
  • Antalya17 °C
  • Diyarbakır7 °C
  • Bursa13 °C
  • Kayseri4 °C
  • Kocaeli16 °C
  • Şanlıurfa9 °C
  • Gaziantep8 °C
  • İçel15 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ne değişti?
01 Kasım 2013 15:33

Bu ülke on yıllarca kendi vatandaşını düşman olarak gören bir devlet anlayışı ile yönetildi. Devlet kendi vatandaşlarını Türk, Kürt, Alevi, laik, irticacı, sağcı, solcu, bölücü, dinci yaftalarıyla fişledi. Milli Güvenlik siyasetinde “İç düşman” diye bir garabet icat edildi. Devletin istihbarat kurumları vatandaşın özel hayatını dikizledi. Dış istihbarat işi CIA ve MOSSAD’a bırakıldı. Kürtler bölücü, Aleviler tehlikeli, mütedeyyin insanlar irticacı, Ermeni ve Rum vatandaşlar yabancı olarak görüldü.

Vesayet sisteminin emrindeki savcılar, halkın oylarıyla kurulan partileri sistemin zulüm dağıtan mahkemelerince kapatıldı. Halkın dili, dini, kültürü, yaşam tarzı, kıyafeti yasaklandı. Halkın çocuklarının oluşturduğu orduyu yönetenler, askerin başörtülü annesini oğlunun yemin törenlerine sokmadılar.

Halkın çocukları halkın paralarıyla kurulmuş üniversitelerde halkın ödediği vergiden maaşını alan profesörler tarafından ikna odalarında psikolojik işkenceye maruz bırakıldılar.

Küçücük çocuklara “Andımız” adı altında on yıllarca yalan yere yemin ettirildi. Bu milletin fertleri kıyafetinden dolayı devlet memuru yapılmadılar. Merve Kavakçı örneğinde olduğu gibi halkın oylarıyla seçilmiş ve hiçbir suçu bulunmayan kadınlar ülkenin Başbakan'ı tarafından ahlaksızca Milletin Meclisi’nden kovuldu.

Peki ne oldu?

Türkiye incir çekirdeğini doldurmayan saçma sapan tartışmalarla on yıllarını heba etti.

Kürtçe yasaklıydı. Bu yasağı ülke bütünlüğünün teminatı saydılar. Yasaktan teminat olamazdı. Yasak kalktı halkın devlete olan güveni arttı. Bu yasakların zulmüne maruz kalanlar artık bu devleti kendi devletleri olarak görüyorlar.

“Andımız” kaldırılırsa ülke bölünür dediler. Bir ay önce kaldırıldı. Ülke yerinde duruyor. Üstelik bir ay öncesine göre daha güçlü, daha mutlu. Başörtü yasağını laikliğin güvencesi olarak gösterdiler. Yasak yok; laiklik yerinde duruyor.

Türkiye nasıl bu noktaya geldi? Esas bunu düşünmemiz gerekir. On yıllarca beyinlerimiz nasıl işgal edildi, nasıl yönlendirildi? Bu saçma yasaklara uydurma gerekçelere nasıl itibar ettik?

Bizce cevabı şudur:

Güzel şeyler ABD-NATO güdümlü “Üst Yapı”nın dağıtılmasıyla başladı. Böylece ülkemizdeki vesayet sistemi çökmeye başladı. Gizli “Üst Yapı”nın operasyonel birimlerinin oluşturduğu Ergenekon’un deşifre edilmesiyle vesayet sistemi büyük bir darbe daha aldı. Balyoz Davası'nın nihai karara bağlanmasıyla yasakçı düzenin sahiplerinin kalan umutları da suya düştü. TSK’da vesayet sistemine gönül vermiş olanlar yeni gerçekleri görmeye başladılar. Gizli “Üst Yapı”nın kullandığı siyasetçiler ise ortada kaldılar. Bunlar, “Üst Yapı” ve Ergenekon deşifre olup TSK'da asli görevine dönünce kendi başlarına başarılı olamayacaklarını anladılar. Hala çatlak sesler mevcut olmakla birlikte, ülkenin kaderine hükmedebilecek güçte değiller artık. Gidişattan hoşnut olmasalar da etkisiz ve desteksiz durumdalar.

TBMM’de kıyafet özgürlüğü konusunda orada temsil edilen tüm partilerin kurumsal tavırları önemli bir göstergeydi. Vesayet sisteminin baskısından kurtulan partiler özgür iradeleriyle hareket ettiler. Bir gizli güce tabi olmadılar. Halkın gücünü gözeterek tavır belirlediler. O gizli güce değil halka hesap vereceklerini ve halkın desteği olursa siyaset yapabileceklerini unutmadılar. Bu da vesayetten kurtulduktan sonra siyasetin ülke yararı için nasıl hareket edebileceklerini göstermesi bakımından önemliydi.

Şimdi halkımız aynı hassasiyeti anayasa konusunda da bekliyor.

Ülkemizin ve siyasetçilerimizin normalleşmeye ihtiyacı var. Gerilimden bu ülkede kimse bir şey kazanmadı. Gerilimden kazananlar bu ülkeye kastedenlerdi. Bunun farkında olmalıyız. Bunu unutmamalıyız.

Bu noktada ana muhalefet partisinin “Esad başarılı olsun da Tayyip Erdoğan başarısız olsun,” “Sisi darbesi muzaffer olsun da Ak Parti kaybetsin” mantığından sıyrılması gerekiyor. CHP, siyasetini değiştirmedikçe onu Sarıgül’ün de kırmızıgülün de kurtaramayacağını anlaması gerekir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun artık ABD’den iktidar devşiremeyeceğini, bu ülkede tek ve meşru iktidar gücünün halk olduğunu görmesi gerekiyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Washington’dan randevu ayarlamak için otel odalarında gizli gizli ABD elçisi ile harcadığı zamanı halkın sıkıntılarının çözümü için harcamasının daha faydalı olacağını anlaması gerekiyor.

Halkın gücü çok önemli. Halkın, kendi iradesine sahip çıkması çok önemli. Eğer halk vesayetçilerin baskısına boyun eğip kendi iradesine sahip çıkmasaydı bugün başka şeyleri konuşuyor olurduk. O nedenle halkın sandıktaki kararlılığı, 2010 yılındaki referandumda gösterdiği tavır son derece hayati.

Bir şey daha... ABD-NATO merkezli vesayet sisteminin avunucularının Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’e istifa baskısı karşısında Necdet Özel "Beni hedef tahtasına oturtursanız bir süre sonra beni de bulamazsınız" derken, ülkemizdeki NATO’culara “ABD’den umudunuzu kesin” diyor belki de..

Başlıkta “Ne değişti” diye sormuştuk. İşte ülkede böyle küçük değişiklikler oldu.

Bu ülke ve kurumları “Anadolu çocuklarının kontrolünde” artık.

Bunun dışında beklentisi olanlar çok beklerler..

Alper TAN

01.11.2013

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

ABD ANKARA’DAN SONRA RİYAD’I DA KAYBETTİ

BİRLİĞİN GÜCÜ VE DÜŞMANIN KORKUSU

EYVAAH. “MİT TÜRKİYE’Yİ KOLLUYOR!”

İÇERİDEN VE DIŞARIDAN İNCE İNCE İNCİLER

28 ŞUBAT “ÜST YAPI” VE DEMİREL

28 ŞUBAT, BÇG VE YEŞİL HOLDİNGLERİN GERÇEK YÜZÜ!

DÜNYA YENİDEN KURULUYOR

28 ŞUBAT’IN 28 GÜNAHI

YENİ CHP ÇOK TUTARLI VE ÇOK BAŞARILI

MISIR'I UNUTTURMAK İÇİN SURİYE ÖNE ÇIKARILIYOR

DÜNYA SAVAŞI BAŞLADI HABERİNİZ OLSUN

DEĞİŞEN DÜZENLER VE KÜRESEL SAVAŞ İHTİMALİ

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.