YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Müslümanların tahammülü sonsuza dek sürer mi?
13 Şubat 2015 14:48

Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından bu yana Müslüman topluluklar, Türkler de dahil, tam bir sahipsizlik ve esaret durumuna düştüler. Müslümanların yeniden bir araya gelmemeleri için her türlü pis komplolar ve en aşağılık planlar devreye sokuldu. Müslümanlar arasına envai çeşit nifak hareketleri sokuldu ve desteklendi.

Hilafetin ilgasıyla beraber Müslümanların “birliği” dağıtılırken, Kiliselerin teşvikiyle Hristiyan topluluklar kendi aralarındaki ihtilafları unutup, çeşitli siyasi ve dini çatılar altında “birlik” ve “bütünlük” içine girdiler. Sonra da bu birlik ve beraberlik içine giren Hristiyan dünyası Müslüman toplulukları daha fazla baskılamaya ve kitleler halinde imha etmeye, İslam coğrafyasını sömürgeleştirmeye başladı. Müslüman halkları yöneten işbirlikçi kukla yönetimler eliyle, Müslümanlar iğfal edildiler.

Müslüman ülkelerde daha önce yapılanları bir tarafa bırakıp son çeyrek yüzyıla bakacak olsak bile, korkunç derecede vahim bir tablo görüyoruz. Sadece 1990-2009 yılları arasında İslam dünyasında 34 bin 900 devlet adamı, siyasetçi, bürokrat öldürüldü. 127 bin civarında işadamı, 2 bin 411 Cemaat önderi katledildi. Müslümanlara ait 23 bin büyük şirket kasten batırıldı.

Komünist Moskova yönetiminin emriyle 1979’da Rus Kızıl Ordusu’nun Afganistan’a girmesiyle başlayıp bugüne kadar geçen sürede İslam dünyasında 12 milyon civarında Müslüman öldürüldü, 60 milyondan fazla Müslüman sakat bırakıldı.

Afganistan’da işgalci Sovyetlere karşı birlikte savaştığı Taliban ve El Kaide’ye o dönemde “Mücahit”diyen ABD, Sovyetlerin bertaraf edilmesinden sonra NATO’nun “düşman konseptine” İslam’ı koydu ve bu defa aynı Taliban ve El Kaide’yi “küresel terör örgütü” ilan etti, kurgu 11 Eylül saldırılarını gerekçe göstererek 2001’de onlara savaş başlattı.

Bütün bu olup bitenleri Müslüman topluluklar görüyor, not ediyor ve öfkeleniyor. Müslümanların biriken öfkesi, Batı'yı da Batı'nın işbirlikçi kuklalarını da yakacak şekilde korkunç bir patlamaya dönüşmek üzere.

Batı dünyasının bu acımasız siyasetini sadece Müslümanlar görmüyor. Henüz vicdanı ölmemiş olan gayrimüslimler de görüyorlar. Geçen ay yapılan araştırmalara göre Fransızların % 54'ü ülkede Müslümanlara ayrımcılık yapıldığını kabul ediyor. Batı'nın acımasız politikalarını yakından bilen Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande geçen ay yapılan Charlie Hebdo saldırısından sonra açık bir itirafta bulunarak "Terörü biz yarattık. Terörü kendi toplumlarımız yarattı. IŞİD bünyesindeki 35-40 bin savaşçının 10 bini Suriye ve Irak dışından gelenlerden oluşuyor” demekten çekinmedi.

Ama aynı Batı, genel olarak kendilerini “masum ve insancıl” Müslümanları ise “İslamcı terörist” ve“akılsız” görmeye devam ediyor.

Gezi planı sırasında eylemcilere gaz sıkan polis üzerinden Türkiye Başbakanı'nı dünyaya “diktatör”olarak gösteren Batı medyası ve içerideki uzantıları, Gazzeli Müslümanların üstüne bombalar yağdırarak 2 bin 500’e yakın insanın öldürülmesini makul ve masum gördüler. İşgalci Yahudileri haklı, masum Filistinlileri “terörist” gösterdiler. Daha birkaç gün önce İsveç polisinin 9 yaşındaki küçücük çocuğun üstüne çullanıp öldürürcesine boğazını sıkmasına “kör” “sağır” ve “dilsiz” kesildiler. İsveç polisinin o iğrenç işkencesi sırasında ölüm korkusuyla şehadet kelimesini tekrarlayan minnacık çocuğun feryadı asla unutulmayacak.

Yine ABD’de komşuları tarafından alçakça bir saldırı ile gencecik yaşta şehit edilen aynı aileden 3 Müslümanın ölümü karşısında, öldürene, suskun destek veren Avrupa ve ABD yönetimleri ile medyaları da içlerinde taşıdıkları İslam düşmanlığını saklayamaz durumdalar artık. Batı'daki duygu “İslamofobi”olmaktan çıkmış, “İslam nefreti”ne dönüşmüştür.

Peygamberine ve kutsallarına hakaret ederek Müslümanları tahkir ve tahrik eden provokatörleri öldüren iki genci anında terörist ilan eden Avrupa ve ABD siyaseti Kuzey Karolina’da, durduk yerde 3 Müslüman genci öldüren Amerikalı katili “ruh hastasıydı” savunmasıyla kurtarmaya çalışıyor. Bunların hiçbiri unutulmayacak.

İslam’a hakaretleriyle meşhur 12 Fransızın öldürülmesi üzerine 50’den fazla devletin üst yöneticisi Paris’te protesto yürüyüşü yaparken ABD’de hunharca öldürülen 3 masum Müslüman genç için ABD ve Avrupa ülkelerinden basit bir açıklamayla bile kınama gelmemesi unutulabilir mi?

2009’de Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına “One minute”den sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Meksika’dan Washington’a “Nerdesiniz? Siz Müslümanlara sessiz kalırsanız dünya da size sessiz kalır” sözü, ikinci bir “One minute” olarak algılanmalıdır.

Batı'nın bir asırdan beri yaptıkları karşısında İslam dünyasında giderek artan öfkeyi yatıştırmaya çalışmak ve özeleştiri yapmak yerine PEGİDA türünden İslam karşıtı örgütlenmeleri teşvik etmesi ve Müslümanlara yapılan haksızlıklar karşısında sessiz kalması, Avrupa ve ABD’ye çok pahalıya patlayabilir.

Resmi rakamlar çok düşük gösterse de bugün ABD sınırları içinde yaklaşık 24 milyon Müslüman yaşıyor. ABD yönetimlerinin bu umursamazlıkları karşısında ABD’deki 24 milyon, dünyadaki 1.7 milyar Müslümanın sessizliği sonsuza kadar sürebilir mi? 

Aynı soruyu bu tarafa da hatırlatmak isteriz. Son derece üzücü bir hadise de Türkiye’nin geldiği noktadan dolayı, son on yıldır her türlü imkanı yakalamış, para, şöhret, makam mevki edinmiş ama dünya hayatına esir düşmüş mütedeyyin Müslümanların bu olup bitenleri görememesi ve Müslümanların her eylemini tıpkı Batılılar gibi “terörist eylem” olarak tanımlaması ve “Müslümana yakıştıramıyorum” demeleri.. Acaba böyle tepki gösteren Müslümanların hangi tavırları İslam’a uygun da başkalarını İslam dışı olmakla suçluyorlar? Dünya hayatına esir düşmüşlerin, dinine, kutsallarına hakaretler karşısında içlerindeki iman nedeniyle, dayanamayıp tepki gösteren Müslümanları "terörist" diye itham etme hakkı yoktur.

Alper TAN

13.02.2015

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

BATI “GÜVENLİK İÇİN” FİŞLİYOR “TÜRKİYE DİKTATÖRLÜK İÇİN!”

BATI NEDEN BATIYOR ANKARA NİÇİN YÜKSELİYOR?​

DÜNYA DİKKAT! ÖFKE PATLAMASI YAKLAŞIYOR!

İÇİMİZDEKİ FRANSIZLARA BATI'DAN DERS!​

CHARLİE DEĞİLİM KUSURA BAKMAYIN

FRANSA VE AVRUPA NİÇİN ŞOKTA!​

ALPER TAN PARİS SALDIRISININ ARKA PLANINI ANLATTI

İSLAM DÜNYASI KENDİNE GELİYOR

AFGANİSTAN'DA 3.6 MİLYON MÜSLÜMAN KATLEDİLİRKEN NEDEN SUSTULAR?

BATI'YA GÜVENME ÜLKENE GÜVEN!

BATI İÇİN “SON ASRIN EN DERİN KRİZİ”​

BATI KENDİ SONUNU HAZIRLIYOR

DÜNYA YENİDEN KURULUYOR​

Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.