YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Müslümanlar neden hedefte?
21 Eylül 2012 15:53

Hayalen atmosferin biraz dışına çıkıp, yerküreye genel olarak göz attığınızda karışıklık olan, savaş yaşanan, kriz bulunan, kaos olan bölgelerin önemli kısmının, İslam coğrafyası olduğunu görüyorsunuz. İslam’ın özünden uzaklaşarak, dinin sadece şekli yönlerini yarım yamalak taklit eden, özünden uzaklaşmış, cehalete yaklaşmış, İslam’ın emirlerinin aksine çalışmayı değil de tembelliği benimsemiş Müslümanların bu konuda vebalı ve günahı var olsa bile, temel sebeplerden biri de Müslümanların bu durumundan yararlanan Batı’nın entrikaları.

20. yüzyılın başında Batı’nın, Osmanlı coğrafyasını parçalayarak bölgede kurduğu düzenin dinamikleri, Sovyetler’in dağılması, soğuk savaş döneminin bitmesi ile bozuldu. Sovyetler’in dağılması ile dünyanın tek önemli gücü haline gelen ABD, bir “Derin Devlet” kurgusu olan 11 Eylül saldırısını bahane ederek 1990’lı yılların başından itibaren hazırlığına başlanan ve tamamlanmış olan Büyük Ortadoğu Projesini (BOP) uygulamak için harekete geçti. ABD Başkanı Bush, bunun bir Haçlı Seferi olacağını iki defa ifade etti. İlk cephe Afganistan, ikincisi Irak oldu. Devamı gelecekti. Ama olmadı. Bir noktadan itibaren bazı şeyler ters gitmeye başladı.

Müslümanlar, 20. Yüzyılın başındaki kadar şuursuz değildi. İşin nereye varacağını fark etmişlerdi. ABD ve topyekün Batı’nın “özgürlük,” “demokrasi” gibi numaralarını yemediler. ABD liderliğindeki Haçlı koalisyonu, Afganistan’da derin bir batağa saplandı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasına yol açan Afgan direnişi benzer bir noktaya Haçlı koalisyonunu da çekmeye başladı. Irak ise Batı’nın girdiği ikinci çıkmaz sokak oldu. Afganistan ve Irak savaşlarının maliyetleri koalisyonu kara kara düşündürüyordu. Bu arada İslam ülkelerindeki zenginler on yıllardır Avrupa ve Amerika piyasalarında nemalandırdıkları yeşil Dolarları oralardan çekmeye ve başka türlü değerlendirmeye başladılar. Trilyonlarca Doları bulan bu paraların Batıda oluşturduğu boşluk Amerika merkezli başlayan finans krizine dönüştü. Amerika ve Avrupa hala bu krizin oluşturduğu dalgalarla boğuşuyor. Washington’daki hesabın Bağdat’a uymadığını gören Derin Amerika BOP’u rafa kaldırdı. Bugün başta Avrupa olma üzere siyasi ve sosyal krize dönüşen anafordan kurtulmaya çalışıyorlar.

Haçlı coğrafyasında bunlar yaşanırken, 20. yüzyılın başından bu yana manda ve sömürge olarak yönetilen Müslüman ülkelerde halklar, kukla yönetimleri ardı ardına devirip, kendi idarelerini kuruyorlar. Batının Ortadoğu’da bir asırdan beri devam eden hakimiyeti sona eriyor. Bir taraftan bunu yapan Müslümanlar, diğer yandan da İslam ülkeleri arasında ittifak ve dayanışmayı kurumsal hale getirmek için büyük adımlar atıyorlar.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın yeni kimliği ve planları, İslam ülkeleri arasında İstihbarat paylaşımının sağlanmış olması, İslam ülkelerinin eskiye nazaran birçok konuda siyasi olarak müşterek hareket etmeleri Haçlı cephesini derin endişelere gark ediyor.

İslam ülkeleri arasındaki bu dayanışmanın ve bilinçlenmenin baş aktörü, hiç şüphesiz Türkiye. Bunu bildikleri için Bir taraftan Türkiye’nin ayağını tökezletmek için her türlü saldırı ve engellemeleri yaparken diğer taraftan da engellenememesi halinde Türkiye’nin İslam ülkeleri ile ilişkisinden yararlanmak için Ankara’ya yakın görünmeye çalışıyorlar.

Müslümanlara karşı son on yılda belli başlı neler yapıldı bir hatırlayalım:

11 Eylül saldırıları bahane edilerek Afganistan ve Irak Haçlı koalisyonunca işgal edildi.

ABD Başkanı George Bush Afganistan saldırısını Haçlı savaşı olarak tanımladı.  

Afganistan’da ve Irak’ta sayısı milyonu aşan Müslüman öldürüldü. Kadınlara tecavüz edildi. Müslüman esirlere insanlık dışı muameleler yapıldı. Müslümanların onurlarıyla oynandı. Afganistan ve Irak yerle bir edildi. Milyonlarca Müslüman sakat bırakıldı, göçe zorlandı.

ABD liderliğindeki Haçlı ordusu Afganistan ve Irak’ı işgal ettiği sıralarda Türkiye’deki bazı generaller, eşzamanlı olarak İslami kimliği olan hükümete darbe planlıyor, Müslümanların camilerini bombalamayı, Yunanistan’la Türkiye’yi savaşa sürüklemeyi hedefliyorlardı. Acaba bu gün Balyoz davasından hüküm giyenlerin, izah etmeye çalıştığım tablodaki rolleri ve görevleri neydi ve kim adına o işleri planlamışlardı.

Yine bunların devamında Danimarka’da İslam’a ve peygamberine hakaret eden karikatürler yayınlandı. Fransa ve Almanya gibi ülkeler bu hakaretleri “İfade özgürlüğü” kılıfında savundu ve tekrar yayınlanmasına müsaade ettiler.

Papa 16. Benediktus, İslam’a saldırı furyasında başı çekti. Almanya’da yaptığı bir konuşmada oda Müslümanlığı kötüledi. 

Amerikan askerleri Afganistan’da İslam’ın kutsal kitabı Kur’an’ı yaktılar.

Kur’an yakma girişimine Amerikalı bir rahip destek kampanyası başlattı.

İsviçre’de camilerin minaresi ve ezan yasaklandı.

Almanya’da bir eyalette mahkeme Müslümanların sünnet olmasını yasaklayan karar aldı.

Fransa’da Müslüman kadınların başörtüsü yasaklanmaya kalkışıldı.

Bütün bunların üstüne ABD’de Müslümanlara hakaret eden videolar yayınlandı.

Ve şimdi de ABD’de İslam karşıtı, İsrail yanlısı afiş konusu gündemde..

Acaba bütün bunlar birbirinden bağımsız ve kötü niyetli olmayan girişimler midir?

Olacak iş değil ama.. Farz edelim ki bütün bunların benzerleri İslam ülkelerinde Hıristiyanlara ve Hıristiyanlığa karşı yapılsaydı Avrupa ve Amerika bunları ifade özgürlüğü olarak görerek gülüp geçer miydi?

Hıristiyan dünyası Müslümanların gözünün açıldığının farkında. Batının İslam coğrafyasındaki sömürü düzeninin bitmek üzere olduğunu da görüyorlar. Batı’nın şimdiye kadar alternatif olarak görmediği bu coğrafyanın artık ciddi bir alternatif olmaya doğru ilerlediğinin idrakindeler. Batının itiraf edemediği ve Hıristiyan dünyasının en büyük handikaplarından biri de Hıristiyanların nüfus artışının hızla yavaşlaması. Buna mukabil Batı ülkelerindeki Müslüman nüfusun hızla artıyor ve ülke içi nüfus dengelerinin Müslümanlar lehine değişiyor olması. Onun için de:

     1)  Müslümanlara hakaret ederek güya onların özgüvenini kırmaya çalışıyorlar. “Yani sizden adam olmaz” mesajı veriyorlar.

     2) Hıristiyan toplulukların dikkatini çekerek onların motivasyonunu arttırıp birlik ve beraberliğini güçlendirmeye gayret ediyorlar.

    3) Batı, Haçlı dünyasını, Müslümanlara karşı topyekün bir savaşa motive ediyor.

    4) Müslümanların bu tahriklere karşı çok dikkatli olması gerekiyor. Birlik ve bütünlüğünü güçlendirmesi, etnik ve mezhebi gerilimlere fırsat vermemesi, iç bütünlüğünü sağlamlaştırması icap ediyor.

Müslümanlar iç bütünlüğünü koruduğu sürece dünyada hiçbir güç zarar veremeyecektir. Batının bütün bu oyunları ve saldırıları devam ederken ülkemizdeki bazı muhafazakar çevrelerin İsrail’in yaptıklarına gözünü kapatıp sürekli olarak bizlere İran’ı hedef göstermeye çalışmalarını da dikkatle ve ibretle izliyoruz.

Alper TAN

21.09.2012 

 
 

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.