YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Muhalefet demokrasi sınavında
25 Şubat 2008 15:15
Aylardır sürdürülen büyük gürültü ve yaygaranın ardından Başbakan Erdoğan klasik siyaset geleneğini alt üst eden doğru bir kararla partinin diğer en güçlü adamı Abdullah Gül’ü köşke aday gösterdi. Aslında bunu yapmayıp kendisi aday olsaydı belki şaşıracaksınız ama buna en fazla Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz gibi siyaset cambazları sevineceklerdi.
Çünkü o zaman Ak Parti ile çok rahat oynayıp zafiyete uğratabileceklerdi. Ak Parti’nin içinden, o günleri epeydir bekleyen ve bazı çevrelerle bu konuda planlar hazırlayanlar da yok değil. Kim diye soracak olursanız, vatan kurtaran mitingci televizyoncunun son günlerde kimlerle ve ne amaçla dirsek temasında olduğuna bakılmasını tavsiye ederim. Son zamanlarda kendisini büyük bir siyasi aktör kisvesiyle pazarlayan bu televizyoncu, ANAP ile DYP’nin birleştirilmesi gayretlerinden tutun da bazı Ak Partililerin de bu yeni siyasi harekete dahil edilmesi çabalarına kadar aktif bir faaliyet içinde. Yine aynı kişi ulusalcı cenahı kışkırtmak için de epeyce mesai harcıyor.

Cumhurbaşkanı seçiminde kilit konuma gelen ANAP ve DYP öyle anlaşılıyor ki şimdi bu fırsatı ganimete çevirmenin yollarını arıyorlar. Tabi her şey bundan ibaret değil. bu partilerin yönetimleri ve milletvekilleri üzerinde Ak Parti muhalifi cephenin büyük bir kuşatması söz konusu. Ulusalcı statüko, cumhurbaşkanı seçimini mahkeme salonuna taşımak için büyük gayret gösteriyor. Kişileri ikna için de, konu mahkemeye intikal ederse 367 konusunda olumsuz bir karar çıkarılacağını açıkça söyleyebiliyorlar. Anayasa Mahkemesi gibi bir yüksek yargı kurumunun vereceği muhtemel karar hakkında bu kesimler nasıl oluyor da bu kadar rahat ve kesin bir vaadde bulunabiliyorlar gerçekten çok düşündürücü.

Kendilerini Demokrat Parti’nin varisi olarak gören ANAP ve DYP, eğer bu ucuz senaryoların tuzağına düşer ve CHP ile aynı çizgide hareket ederek cumhurbaşkanı seçimini el birliği ile krize dönüştürürlerse, bu kriz nedeniyle de ülkede siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar yaşanırsa bunun en büyük cezasını CHP’den çok ANAP ve DYP görecektir. Birkaç ay sonra önlerine konulacak sandıkta onlara gaz veren çevrelerin hiç birinin olumlu bir katkısı olmayacağı gibi bu ilişkiler deşifre olduğunda da vatandaşın yüzüne bakamayacak halde olabilirler.

Kendilerini Demokrat Parti’nin devamı göstererek halktan oy isteyen ANAP ve DYP, tek parti dönemindeki CHP zihniyeti ile kol kola hareket edecekse ve demokrasiden yana bir tavır koyamayacaksa en iyisi hep beraber CHP’ye iltihak etsinler. Böylece daha cesur ve daha harbi bir karar vermiş olurlar.

Yoksa son günde tekrar erken seçim çağrısı yaparak gerilim değirmenine su taşımak ANAP lideri Erkan Mumcu’ya da, özellikle son bir yıldır demokratik ve özgürlükçü açılımları ile dikkatleri çeken DYP lideri Mehmet Ağar’a da yakışmadı.
Artık partiler, dağılmış 28 Şubat emeklilerinin statüko mühürlü icazetleri ve destekleri ile değil halkın iradesi ile seçim kazanmanın ve siyaset yapmanın yollarını aramalılar.
Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.