YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
MİT açılımları 3 yıl önce göstermişti 2
04 Kasım 2009 13:27

Bir önceki Analiz’de,Türkiye içinde ve dışında üst üste devam eden açılımların arka planının aslında MİT Müsteşarı Emre Taner’in 2007 yılının Ocak ayının başında yayınladığı MİT Raporu ile ifade edildiğine dikkat çekmiş ve o tarihte konuya ilişkin yaptığımız analizi hatırlatmıştım. Ocak 2007 tarihli MİT raporunda anlatılanlara dair değerlendirmemizin devamını dikkatinize sunuyorum.

Büyük Türkiye sevdası:

MİT Raporu, Türkiye’yi, başkasının senaryosu ve oyununda figüran olmaya değil kendi oyununu kurmaya, ülkesinde, bölgesinde ve dünyada tanzim edici güç olmaya davet etmektedir. Bu perspektif Başbakan Erdoğan’ın 25 Şubat 2005 tarihli ulusa sesleniş konuşmasındaki  “Bütün gayretlerimiz, Türkiye’yi, büyüklüğüne yakışır, tarihi birikimine yakışır, insani zenginliklerine yakışır bir küresel güç haline getirmektir”  sözleriyle de bütünlük arz etmektedir. Yine Başbakan Erdoğan, Emre Taner’in açıklamasından sonra partisinin ilk grup toplantısında (9 Ocak 2007) yaptığı konuşmasında da müsteşarın açıklamaları ile aynı doğrultuda mesajlar vermiştir.

Sırası gelmişken Misak-ı milli’ye takılıp kalmış olanlara da şunu hatırlatmak istiyorum. Tarihiyle, milletiyle, kültürüyle ve sempati alanıyla Türkiye, misak-ı milli sınırlarına sığmayacak kadar büyük bir ülkedir. “Yurtta sulh cihanda sulh” diyen Atatürk, Hatay’ı sonradan topraklarımıza katmıştır.

Devlet, iç düşman saplantısından kurtuluyor:

Ülkedeki vatandaşların bir kısmını “düşman” görmek bu ülkeye yapılacak en büyük ihanettir ve bölücülüğün ta kendisidir. MİT müsteşarı, yaptığı açıklama ile statükonun bu ezberini de bozmuştur. “İç düşman” yanlışlığı bırakılmış olup samimi şekilde “birlik ve beraberlik” vurgusu yapılmaktadır.

Tehditler, fırsatlar ve Türkiye:                    

Diğer taraftan küresel çatışmaların ve “rol savaşlarının” yaşandığı Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu ve Orta Asya’nın merkezinde yer alan Türkiye’nin jeostratejik konumu hatırlatılarak, giderek güçlenen merkezi bir ülke olduğuna/olacağına dikkat çekmektedir.

21. yüzyılda hedef doğru belirlenmelidir. MİT raporunda Ortadoğu ve Orta Asya ile Balkanlara karşı olan duyarlılığımız anlatıldıktan sonra “Dolayısıyla yeni sorun ve tehditler doğrultusunda 21. yüzyılda doğuya doğru genişleyen dinamik bir alan sözkonusu olmakta ve bu durum Türkiye'nin gittikçe genişleyen bir alanda merkezi pozisyon kazandığını/kazanacağını göstermektedir” paragrafı oldukça önemli bir gelecek vizyonu çizmekte ve hedefi göstermektedir. Yıllardır Ortadoğu ve Doğuyu dışlayarak “Onların medeniyeti bizim medeniyetimiz değildir. Biz, batı medeniyeti için varız” gibi gerçekten uzak dünya görüşüyle doğuya sırtını dönen statükocu devlet anlayışının yerine enerjinin, siyasetin, ticaretin, hatta dünyada var olabilme dengelerinin artık doğuda olduğunu gören bir anlayış ortaya çıkmaktadır.

Rahmetli Özal’ın Kuzey Irak çıkışı ve statüko:

Bakınız, Ocak 2007 MİT raporunda 1990’da SSCB’nin dağılmasıyla birlikte dünyanın çuvallaması anlatılıyor. Oysa Özal’ın Irak ve Kuzey Irak planı belki de şu an Irak savaşını Güneydoğu ve Kuzey Irak politikasını, Kerkük, Musul sorununu çoktan çözmüş olacaktı. O dönemin genelkurmay başkanı Necip Torumtay, korkunç bir vizyon eksikliği ile bu plana karşı çıktı ve istifa etti. Özal’ın kurduğu ANAP iktidarı, o sessiz sedasız başbakan Yıldırım Akbulut bile rahmetli Özal’a direndi. Türkiye kamuoyu, Özal’ı ABD’ye hizmet etmekle suçladı. Halbuki ABD’ye gerçekten hizmet edenler, Özal’a direnenler ve karşı çıkanlardı. Çünkü ABD, işine karışılmasını istemiyordu. Ortadoğu’da tek başına istediği gibi oynamak arzusundaydı. Türkiye’nin, ABD’nin işine karışmasını istemiyordu.

Dönemin siyasi liderleri, Erdal İnönü, Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel, mitingler düzenleyerek sokağa dökülüp Özal’a karşı çıktılar. Bu karşı kampanyaların altında aslında Amerika güdümlü “derin devlet” vardı.

Ocak 2007’de kamuoyuna açıklanan MİT raporu devlet mekanizmalarında özellikle MGK Genel Sekreterliği’nde üç yıl boyunca süren titiz bir çalışmanın sonucuydu. Yani çalışmalar 2004 yılında başlamıştı.

Yeni uluslar arası harekat planı:

Orta Asya’dan Ortadoğu’ya, Afrika’dan, Pakistan, Endonezya ve Malezya’ya kadar uzanan bir ağın içerisinde yeni bir “Uluslar arası harekat planı” yapılmaktadır. Ülkelerin artık suya sabuna dokunmadan kendi başlarına yaşayabilme lüksleri kalmamıştır. Yeni anlayışla doğuya doğru hedeflenen yeni düzene MİT’den destek gelmiş ve “21. yüzyıl bizi doğuya doğru çekiyor” denilmektedir.

Acaba sadece biz mi yöneliyoruz doğuya? Bakın ABD ne arıyor bu doğuda? Ezberler üzerinden değil yaşanan gerçekler üzerinden düşünmeliyiz. Bu anlayışla hedefler belirlenmiştir. Artık tüm devlet mekanizmalarının geleneksel tutumlarını bırakarak bu vizyona ortak olmalarını ve ileriye doğru ülkemizi taşımalarını bekliyoruz.   

Ocak 2007’de yayınlanan MİT Raporu’nda, edilgen “bekle-gör” yaklaşımı eleştiriliyor, Türkiye’nin proaktif hareket etmesi istenirken bunun için taktik, stratejik ve yüksek stratejik yaklaşımlara ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyordu. Tabi bunun uygulanabilmesi için de “güçlü bir ekonomi, kusursuz bir dış politika, caydırıcı bir askeri yapılanma ve çağa uygun bir istihbarata” ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyordu.

Bu gün baş döndürücü bir hızla içerde ve dışarıda yaşanan açılımların arka planını merak edenler için küçük bir hatırlatmada bulundum. Meraklılar Ocak 2007 tarihinde MİT Müsteşarı Emre Taner’in açıkladığı raporu baştan sona yeniden okursa şimdiki süreci çok daha iyi anlarlar.

04.11.2009

Alper TAN

Yazarın Önceki Yazıları
ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Monarşik Avrupa'ya demokrasi götüreceğiz 28.03.2017Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.