YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
MİT 3 yıl önce göstermişti 1
03 Kasım 2009 18:46

Türkiye, içeride ve dışarıda açılım üstüne açılım yapıyor.  Ülkede büyük çoğunluk gidişattan memnun. Bunların olması gerektiğine inanıyor ve destekliyor. Azgın azınlık tedirgin. Avrupa, ABD ve İsrail ise şaşkın vaziyette. Ne yapacağını bilemez, zihni bulanık, çaresiz.

Bu yazıyla başlayacak iki yazı ile bu açılımların arka planını anlatmaya çalışacağım. Aslında ilk defa anlatıyor değilim. 2007’nin Ocak ayında çoğunu anlatmıştım. Şimdikiler, o analizin tekrar hatırlatılmasından ibaret.

Ergenekon örgütünün temizleneceğinin, Türkiye’nin demokratikleşeceğinin, iç barışı tesis için çalışılacağının, komşularla ilişkilerin düzeltileceğinin ve dünyanın lider ülkelerinden biri olmak için çalışılacağının ilk ipuçları MİT Müsteşarı Emre Taner’in 2007 yılının Ocak ayının başında yayınladığı raporla resmen açıklanmıştır.

Ülkede bu gün yaşadıklarımız, startı o gün açıklanan stratejinin hayata geçmeye başlamasından ibarettir. Emre Taner’in ardı ardına defalarca görev süresinin uzatılmasının ardındaki gerçek sebep de budur. İsterseniz Ocak 2007’de ne yazmıştık şimdi tekrar hatırlayalım. Onları hatırlarsak bu günkü gelişmeleri daha iyi anlarız.

Ocak 2007’deki MİT açıklamasının anlamı neydi?

Bu açıklamanın arkasında yer alan belge “Türkiye’nin stratejik vizyon belgesidir.” Bu belge sadece MİT’e değil, Türkiye’ye milli ve milletlerarası bir strateji ve vizyon sunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin son birkaç yıldır sürdürdüğü kozmik çalışmaların devlet kurumlarına ve halkımıza özet olarak takdimidir. Bu bir başlangıç değil, devlet içinde tartışılan konularda önemli bir aşamanın tamamlanmasıdır. Türkiye’nin sadece içe dönük ve halkıyla uğraşan çizgiden kurtulması, dışa dönük; reaktif değil proaktif; dışlayıcı değil kuşatıcı ve liderliğe oynayan, bunun için kendine ve köklerine güvenen iradesinin yansımasıdır. Afganistan, Irak gibi konular ve bizimle doğrudan ilgili olan Kıbrıs konusunda son derece başarısız bir politika yürüten, daha doğrusu ABD’nin hatalarına meşruiyet kazandırma gayreti dışında bir beceri gösteremeyen NATO, BM gibi uluslar arası sistemlere Türkiye’nin güvenmesinin yersiz olduğu vurgulanmakta, ülkedeki statükoya ve bunun katı savunucularına ciddi ve tutarlı bir eleştiri getirmekte, aslında onları uyarmaktadır. Bunun kamuoyunda da tartışılması ve değerlendirilmesi beklenmektedir. Kurumların ve halkımızın bu vizyona hazır olması ve sahiplenmesi istenmektedir.

Demokratik ülkelerde bu tür belgeler ve stratejiler, ulusal güvenlikle ilgili kurumlar tarafından hazırlanır. Türkiye’de bu kurum Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’dir. Emre Taner’in açıkladığı belge de MGK Genel Sekreterliği ve ilgili diğer kurumların katkılarıyla hazırlamıştır. Hazırlanan açıklama metni başbakan Erdoğan’a da sunulmuş onun uygun görmesinin ardından kamuoyuyla paylaşılmıştır.

MİT Raporu’ndan kimler rahatsız oldu?

En başta ABD ve İsrail rahatsızlık duydu. Ne denilmek istendiğini anladıkları zaman AB ve Kıbrıs Rumları da ciddi rahatsız oldular.

MİT açıklamasında yer alan “statüko”, “katı/kuralcı” gibi tanımlama ve eleştirilerden TSK’nın geleneksel çizgisi de nasibini almaktadır. Ancak TSK mensuplarının da açıklamadan genel manada memnun olduklarını söyleyebiliriz.

MİT Raporu’ndan kimler memnun?

Bu vizyondan Türkiye’ye umut bağlayan, bazı uluslar arası konularda bizden liderlik bekleyen komşular ve dost ülkeler de memnunlar. Türkiye, tarihinden kendisine miras olan cihanşümul mefkuresini yeniden sahiplenmiştir. Bundan dönüş de olmayacaktır.

Emre Taner ne anlatıyor?

MİT müsteşarı bu açıklaması ile belli tespitler yaparak Türkiye’nin geçmişinin bir fotoğrafını çekiyor. Sonra da bir vizyon çizip bu vizyona ulaşma stratejisinin satırbaşlarını açıklıyor.

Bazıları açıklamayı “Ulus devlet tehlikede” veya “Irak ve Kerkük” bağlamında yorumladı. Bu, son derece sığ ve dar bir bakış açısıdır. Türkiye’nin vizyonu çok daha geniş bir coğrafyayı ihtiva etmektedir. Bunun en iç halkasında ülkemiz, ikinci halkasında Türk ve İslam alemi, üçüncü halkasında AB ve ABD dördüncü halkasında da tüm dünya yer almaktadır. Türkiye’nin ulusal, bölgesel ve küresel vizyonuna işaret etmektedir. 62 sene Amerikan sularında yol almaya çalışan Türkiye’nin, “Milli” yörüngeye oturduğunun güçlü bir göstergesidir.

“Uluslar arası sistem” vurgusu ile NATO, BM, AB gibi uluslar arası kuruluşlar ve uluslar arası sözleşmelere fazla güvenme, kendi gücüne güven mesajı verilmektedir.

SSCB dağılır da ABD dağılmaz mı?

Statükocu anlayışı, katı/kuralcı bir yaklaşımla savunanların, 1990’da SSCB’nin dağılması öncesi ve dağılması sırasında nasıl çuvalladıklarını açıkça belirterek ciddi bir sistem analizi ve özeleştiri getirilmektedir. Emre Taner, “SSCB’nin dağılacağı tahmin edilebilir bir durumken bu anlayış yüzünden hazırlıksız yakalandık” derken -şahsi kanaatim-  “gidişata bakılırsa ABD de yaşadığı bu hezimetlerden sonra dağılma sürecine girebilir” bari buna hazırlıksız yakalanmayalım der gibi konuşuyor. Emre Taner’in şu cümlesini dikkatle okumanızı tavsiye ederim. “Yaşadığımız bu süreç, aynı zamanda, parçası olduğumuz uluslar arası sistemin de kuralları, başrol oyuncuları ve figüranlarıyla mevcut olandan çok farklı bir boyutta yeniden belirlenmeye ve hatta doğmaya çalıştığı bir döneme kaynaklık etmektedir.”

Küresel fırtına:

Öte yandan dünyayı hızla saran küresel devrimin, siyasi, coğrafi ve kültürel sınırları ne denli zorladığı ve aştığı belirtildikten sonra, buna, karşı çıkarak lüzumsuz zaman kaybı yerine bu günün ve geleceğin küresel şartlarıyla nasıl baş edeceğimizi düşünmeyi ve hazırlanmayı hatırlatmaktadır. Kendini bu çağa hazırlayamayan sistemler, değerler ve ulus devletlerin küresel fırtına karşısında tutunamayacakları ifade edilmektedir. 

Bugünkü gelişmelerin arka planını ortaya koyan Ocak 2007 MİT raporuna dair o tarihte yani Ocak 2007’de yaptığımız analizin bir kısmını hatırlattım. Geri kalan kısmıyla ilgili bölümü bir sonraki yazıda tekrar dikkatinize sunacağım.

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.