YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Mısır'da pısırık müslümanlığın faturası
05 Temmuz 2013 14:48

Mısır’ın resmi nüfusu 84 milyon. Ancak gerçek nüfusun 90 milyon civarında olduğu belirtiliyor. Nüfusun yaklaşık 85 milyonu Müslüman, gerisi gayri Müslimlerden oluşuyor.  Mısır ekonomisinin yüzde 55’i ordunun uhdesinde bulunuyor. Düşünün ordunun turizm şirketi bile var.

“25 Ocak Devrimi” diye tarihe geçen süreçte, 2011 yılında 32 yıllık Hüsnü Mübarek diktatörü devrildi ama diktatörlüğün kurumları neredeyse olduğu gibi ayakta kaldı. Çünkü Mübarek’i devirenler, yeni yapıyı henüz kurmadan taht ve iktidar kavgasına tutuştular. Bölündüler, geriye çekildiler. Devrimi yaptılar ama devrime yeterince sahip çıkmadılar. Cumhurbaşkanı seçilen Mursi’ye yeterince şans ve zaman vermeden acımasızca eleştirmeye ve yıpratmaya başladılar. Mursi’den sanki bir mucize beklediler. Sabırlı, ferasetli ve akılcı davranmadılar. Devrim yapan halk, belli bir süre sonra devrilen zihniyetin temsilcileriyle aynı safta yer almaya başladı.

Arap baharına başından itibaren karşı olan ülkelerin gizli servislerinin faaliyetlerinin de tesiriyle Mursi’nin arkasındaki destek günden güne zayıfladı. Bu arada ülkedeki egemen vesayet sistemi de boş durmuyordu. Ordusu, yargısı, medyası, polisi ve bürokrasisi de Mursi’nin altının boşaltılması için elinden geleni yaptı. Ülke adım adım bizdeki 12 Eylül darbesinin zemininin hazırlanması gibi darbeye hazırlandı. Mursi döneminde yaşanan petrol krizi ne oldu ise, ordunun darbeyi açıkladığı saatte kriz olmaktan çıktı ve mucizevi(!) biçimde ülkede petrol bolluğu başladı!

Devrimi yapan halk kısa sürede öyle bir rehavet ve gevşekliğe girdi ki devlet başkanlığı seçiminde seçmenin yüzde 60’ı oy kullanmak için sandığa bile gitmedi. Sandığa gitmeyen seçmenin tamamına yakını aslında devrimi destekleyen ve Mübarek’ten rahatsız olan insanlardı. Muhammed Mursi, sandığa giden yüzde 40’lık seçmenin yarısından fazlasının desteği il seçilmişti. Sandığa gitmeyenlerin büyük çoğunluğu aslında Mursi karşıtı değildi. Ama umursamaz Müslümanlardı.

Devrimi yapan çoğunluk devrime gereği gibi sahip çıkmazken, devrilen zihniyetin savunucuları ipin ucunu hiç bırakmadılar. Olanca güçleriyle mücadele ettiler. 3 Temmuz’daki askeri darbe öncesi Mursi’yi devirmek için ülkenin çeşitli yerlerinde meydanları dolduran kalabalık 16-17 milyonu bulmuştu. Acı olan durum ise, Mursi’nin devrilmesi için meydanları dolduran kalabalıkların yaklaşık 11 milyonunun, aslında neye hizmet ettiğinin hiç farkında olmayan, bilinçsiz şekilde dolduruşa getirilmiş, Selefiler ve Müslüman Kardeşler’in tabanı olmasıydı. Geri kalanlar ise gayri Müslimler ve laik kesimlerdi. Mursi’yi devirmek için meydanları dolduran kalabalıkların çok büyük bir çoğunluğu aslında İsrail’in ve ABD’nin Neoconlar’ının değirmenine su taşımak için yönlendirildiklerinin farkında bile değillerdi. Bu, çok acı ve vahim bir durum..

Darbeci General Sisi, Mısır darbesini açıkladığı sırada Kahire’de akşam ezanları okunuyordu. Tahrir Meydanı ve bağlantılı sokak ve caddeleri dolduran yaklaşık 6,5 milyon Mursi karşıtının yaklaşık yarısı o saatte akşam namazı kıldılar. Bir taraftan da aynı meydanda, maytaplarla ve havai fişeklerle oyun oynayarak, çığlık atarak, coşku ve neşeyle askeri darbeyi kutlayanlar vardı.

Peki darbenin hemen ardından ne oldu? Darbenin açıklandığı sırada Tahrir meydanında akşam namazı kılan Müslümanların desteklediği darbeciler, Sahabe Amr Bin As tarafından 642’de Müslümanların idaresine geçmesinden bu yana Mısır’ın başına ilk defa bir Hıristiyan’ı devlet başkanı yaptılar. Müslümanların en dehşetli düşmanı İsrail’i sevindirdiler. Afganistan’da, Irak’ta milyonlarca Müslüman’ı katleden, milyonlarca Müslümanın göçmen, sakat, dul, öksüz ve yetim kalmasına neden olan Neoconlar’ın projelerine apaçık alet oldular. Müslüman bir yönetimi düşürdüler. Bu şuursuz kalabalıkların, alet olarak getirdikleri darbeci askerler, ilk icraat olarak İsrail’i memnun etmek için Gazze’deki masumların yardım yolu olan Gazze kapılarını kapattılar. Bu şuursuz kalabalıklar, darbeci generallerin Müslüman avına çıkmasına kapı araladılar. Müslüman Kardeşler’in yüzlerce yöneticisi tutuklandı. Mısır halkının oylarıyla seçilen cumhurbaşkanı hapse atıldı. Darbeciler sandıkta yüzde 52 oy alan Muhammed Mursi’yi gayrimeşru sayarken sandıkta yüzde 1 bile alamayan Baradei’yi darbe hükümetine ortak ettiler. Yüzde 52 oy alan Müslüman Kardeşler’i ise ezmeye başladılar.

Mısır darbesinde en cahilce tutumlardan biri El Ezher Şeyhinin de darbecilerle kol kola hareket etmesiydi. Mısır’da Müslümanları uyandırması gereken en önemli kurum bu halde olunca sıradan halkın darbecilere destek olmalarını çok da yadırgamamak gerekiyor. “Layık olduğunuz şekilde yönetilirsiniz” düsturunun bir kere daha tecellisini görüyoruz.

Darbeciler kendilerini desteklemeyen tüm TV kanalları ve radyoları anında kapattılar. Kahire Üniversitesi’nde yaklaşık 20 kişiyi katlettiler. Mursi taraftarlarının medyada sesi tamamen kesildi. Türkiye’de Derin Gezi provokasyonlarını saatlerce yayınlayan darbe destekçisi Batı medyası Mısır’da yapılan cinayetlere ve baskılara kör, sağır ve dilsiz kesildiler. Bu apaçık askeri darbeye, “darbe” bile demediler. Aksine bazıları açık bazıları zımni destek verdiler.

Türkiye’de seçilmiş hükümetin en ufak icraatında ortalığı ayağa kaldıran AB, Kahire darbesine “Darbe” bile demedi. Çünkü darbeciler Müslüman Mısır’ın başına Hıristiyan bir devlet başkanı atadılar. Çünkü Kahire darbecileri Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar. Çünkü Kahire darbecileri Avrupa’nın müttefiki İsrail’i memnun ettiler.

Söyleyecek çok şey var ama onları daha sonraki yazılara bırakıyoruz. Fakat başından bu yana “Arap baharının arkasında Amerika ve Avrupa var” diyerek alçakça iftira edenlere İsrail ve ABD’nin, Arap baharına Mısır darbesi hediye olsun. Şimdi hangi yalanları üretecekler merakla bekliyoruz.

“Mübarek devrilince devrim” dediniz, “Mursi devrilince darbe diyorsunuz” diyenler var. Bu, bilinçli olarak sapla samanı karıştırmaktır. Bunu söyleyenler, nüfusunun yüzde 95’i Müslüman bir ülkeye, darbecilerin, Hıristiyan bir devlet başkanı getirmesini izah etsinler bize önce. Sandığa giden seçmenin yüzde 52’sinin oyunu alan cumhurbaşkanını darbeyle indirip yüzde 1 seçmeni dahi olmayanları iktidara getiren zihniyeti izah etsinler..

Arap Baharı için başından beri “Bahar mı, hazan mı belli değil” diye Batı ağzıyla konuşanlar, şimdi haklı çıktıklarını söyleyebilirler. Onlara en başta şunu sormak gerekiyor. Siz kimden yanasınız? Diktatörlerin zulmüne uğrayanlardan yana mı, darbeci diktatörlerden yana mı?

Mısır’da yaşanan darbe elbette ki çok acı.. Ancak bazen bir musibet bin nasihatten evladır. Bu darbe ile başını tekrar diktatöre çarpan uyuşuk kalabalıklar, şimdi daha kolay aklını başına devşirecektir. Güle oynaya, şuursuzca darbecilere destek olan Müslümanlar birkaç hafta içinde ne kadar büyük bir hata yaptıklarını daha iyi anlayacak ve bu defa destek olarak getirdikleri darbecileri indirmek için yeniden Tahrir’i dolduracaklar.

Mısır darbesi, Türkiye başta olmak üzere diğer Müslüman ülkelerdeki pısırık Müslümanları da sarsacak ve daha hızlı canlandıracak. Mısır darbesi için bayram havasına girenler, kısa sürede matem havasına dönecekler. Mısır’a Firavunlar tekrar döndü diye üzülenlere bir teselli.. Merak etmeyin “Her Firavuna bir Musa bulunur.” Yeter ki şuurlu, sabırlı, ferasetli, planlı, akıllı ve cesur olalım. Gerisi kolay.. ABD’nin kuruluşunun 226. yıldönümünde Mısırlı Müslümanlara bir darbe daha hediye edenler orada mutlu olamayacaklar. Bunu bir yere yazın..

Alper TAN

05.07.2013 

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.