YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Mısır'da ABD ve İsrail devrildi
14 Şubat 2011 12:24

WikiLeaks’in kripto yayınlarının başlaması ile medyamız “ABD ve İsrail şokta” manşetleri atmış, yorumlar bu varsayım üzerinden yapılmıştı. ABD Başkanı Barack Obama’yı da hedef alan WikiLeaks ifşaatlarının daha ilk günlerinde bu kripto ifşaatlarının iç yüzünün ne olduğuna dair medyada yazılanların aksine şeyler yazmıştım. 29 Kasım 2010 tarihli “WikiLeaks, ABD-İsrail'in oyunu” ve 1 Aralık 2010 tarihli “WikiLeaks'ten sızmayanlar” başlıklı yazıların özeti şuydu.

WikiLeaks’in “seçilmiş” kripto ifşaatları ile Neocon Amerika’nın, dünyaya, yeni bir numara çektiğini, Büyük Ortadoğu Projesi elinde patlayan ve iflas eden Neocon zihniyetin, ülkelerin siyasetlerini ve kamuoylarını kendi arzuladığı istikamette yönlendirmeye çalıştığını ifade etmiştim. Bunun bir “İstihbarat Operasyonu” olduğunu ve operasyonun, ABD ve İsrail derin yapıları eliyle yürütüldüğünü, yazılanların aksine ABD ve İsrail’in şokta falan olmadığını söylemiştim. “Bu operasyonla dünyada yeni oluşan ve ABD aleyhine gelişen siyasi dengeleri tekrar ABD yörüngesine çekme çabası içinde” odluklarını yazmıştım.

O ifşaatlarla “Türkiye’nin İslam ülkeleri ile ilişkileri, Türk devletleri ile gelişen münasebetleri bozulmaya çalışılıyor. Ayrıca Türk devletleri ve diğer İslam ülkelerinin olumlu gelişen ilişkileri de provoke ediliyordu.” Aynı yazılarda, bu ifşaatların neticesinin onların planladıkları şekilde sonuçlanmayacağını, 11 Eylül senaryosunun ters tepmesi gibi bu WikiLeaks numarasının da sonunda ters tepeceğini, Batı felsefesiyle tezgahlanan numaraların doğuda artık işe yaramayacağını söylemiş, ABD ve İsrail’in bunu anlamadığı müddetçe her numaralarının boşa çıkacağından hiç şüpheniz olmasın demiştim.

Peki şimdi bunu niçin hatırlatıyorum? Medyamızın WikiLeaks numarasında ters köşeye yattığı gibi Tunus’ta başlayıp Mısır’la devam eden ve başka ülkelere de sıçrayacağı aşikar olan halk ayaklanmaları konusunda da genelde ters köşeye yattığı görünüyor. Sadece medya değil kendini büyük stratejist diye satan bazılarının da hikaye anlattıkları da ortada. Bunlara göre adı “gösteri” olan bu kitlesel eylemleri ABD organize ediyormuş.

ABD ve İsrail WikiLeaks ifşaatları ile İslam ülkelerine fitne sokarak biraz karıştırmak ve mevcut yönetimleri kendilerine daha fazla bağlamak istedi. Bunun için yılbaşı gecesi Mısır’da Kilise baskınını organize ettiler. “Mısır’da Müslümanlar Hıristiyanları öldürüyor” intibaı vermek ve ülkeyi kontrollü şekilde sarsmak istediler. Tunus’da Zeynelabidin Bin Ali ve eşinin müsrifliğini öne çıkardılar. Orada da kontrollü bir kriz planlanmıştı. Ama planlar kağıtda yazıldığı gibi olmadı. Onlarca yıldan beri baskıdan ve zulümden bıkan halk patladı.

Tunus’ta da Mısır’da da meydanlara çıkan milyonlar oralara ABD hakim olsun diye değil, o ülkelerin kaderine hükmeden Bin Ali ve Mübarek rejimleri ile beraber ABD ve Batı sultası da yıkılsın diye cadde ve sokakları dolduruyor. Hüsnü Mübarek istifa etti. Yetkilerini Ordu Yüksek Konseyi’ne devretti. Mısır ordusunun üst kademesinde ABD yanlılarının fazla olduğu doğru. Ancak ordunun güçlü ve büyük kesimi değişim taraftarı. Ordu, halk ayaklanmasının ilk günlerinden itibaren muhaliflere müdahale etmedi. Aksine onları polisin şiddetinden korudu. Nihayetinde ise muhalifler ordu ile anlaşma sağladığı için Hüsnü Mübarek, yetkilerini orduya devretti. Hüsnü Mübarek bunu arzu etmiyordu. Görevi bırakması halinde yetkilerini orduya değil birkaç gün önce yardımcı olarak tayin ettiği Ömer Süleyman’a vermek istiyordu. Muhalifler onu istemediği için yetkiler orduya geçti.
 
Muhaliflerle ordunun komuta kademesinin mutabakatına göre, ordu ve Anayasa Mahkemesi başlayan demokratikleşme sürecinin gözlemcisi ve garantörü olacak. Mübarek ve Ömer Süleyman yanlıları kurumlardaki üst yönetimlerden temizlenecek. Meclis ve hükümet feshedilecek (zaten parlamento feshedildi). Geçici bir mutabakat hükümeti kurulacak. Geçici hükümetin % 80 ağırlığı muhaliflerin kontenjanı olacak. Bu süreçte bir “Halk Konseyi” kurulacak ve tüm icraatlar halk konseyine danışılarak yapılacak. Muhtemelen 3 ay içinde parlamento, 6 ay içinde devlet başkanlığı seçimi yapılacak. Anayasanın büyük kısmı değişecek. Artık Mısır’da halkın istediği olacak. Tunus’da olan da Mısır’da olan da tam bir halk devrimidir. ABD ve Batı çıkarlarının dışında, onların etkisiz ve çaresiz kaldığı bir gelişmedir.

ABD ve Batının beklemediği bir zamanda ve beklemediği şekilde bir hareket olduğu için, bu halk hareketlerini akim bırakmak amacıyla özellikle ABD ve İsrail bu süreci sabote etmek, yeni dönemde etkili olmak için sonuna kadar uğraşacaklardır.

Hüsnü Mübarek pes ettiği gün Mısır’da çeşitli meydanlarda 20 milyon insan vardı. Hiç kimse konuyu saptırarak bu milyonların Amerikancı olduğu gibi bir iftira anlamına gelecek, bilgiden ve mantıktan yoksun analizler yapmasın. Mısır’da ordunun komuta kademesinin Mübarek tarafından oluşturulmuş olması kafaları karıştırabilir. Ancak ordunun halkla anlaşmış olması önemli. Mısır’da sokağa dökülmüş olan bu kararlı milyonların karşısında hiçbir ordunun direnemeyeceği de başka bir gerçek. Kaldı ki 13 Şubat günü Mısır ordusunda 27 general, Ordu Yüksek Konseyi’ne bir uyarı yazısı göndererek halkın isteklerinin yerine getirilmesini Hüsnü mübarek’in yurt dışına kaçmasının önlenmesi ve yargılanmasını istedi. Mısır’da demokrasinin en büyük güvencesi her şeyden önce meydanları doldurarak 20 gün oradan ayrılmayan o muhteşem halktır. Meydanları dolduran halk bundan sonra da sürecin takipçisi olacak ve her Cuma, mitingleri devam ettirerek süreci canlı tutacaktır.

Mısır’da Hüsnü Mübarek’le beraber ABD ve İsrail de devrilmiştir. Geçmiş olsun.

Alper TAN
14.02.2011

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.