YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
MHP darbelerin ve geçmişin hesabını soruyor
28 Şubat 2008 11:31
Bu makalede, altı bölüm halinde, Türk milliyetçilerinin ve MHP’nin siyasi olaylarda tarih boyunca nasıl bir rol oynadığını irdelemeye çalışacağız. Milliyetçileri kendi hedefleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışanlara karşı, artık Devlet Bahçeli ve MHP’nin “Yeter artık” çıkışı göstermeye başladığını anlatmaya gayret edeceğiz. Bazı yanlış anlaşılmaların önüne geçebilmek için önceden şöyle bir açıklamayı gerekli görüyorum. Bu makaleden amacımız milliyetçiliğin olumsuz bir şey olduğunu göstermek falan değil. Sadece belli tespitlerde bulunmak ve yaşananlardan toplumsal olarak ders çıkarabilmektir. Milliyetçiler ve MHP tarihte hiç mi olumlu rol üstlenmedi gibi bir soru da akıllara gelebilir. Türk milliyetçilerinin bu ülke uğruna canları pahasına tarih boyunca ifa ettikleri hizmetleri kimse inkar edemez. Şimdi geçmişteki siyasi olaylarda milliyetçilere nasıl bir rol verildiğini, milliyetçilerin bu duygularının nasıl manipüle edildiğini, sürecin daha anlaşılabilir olabilmesi açısından başlıca şu başlıklar altında toplayarak anlatabiliriz.

 

Cumhuriyetin kuruluşunda milliyetçiler

27 Mayıs 1960 darbesinde milliyetçiler

12 Eylül 1980 darbesinde milliyetçiler

28 Şubat 1997 darbesinde milliyetçiler

Şimdi ilk başlıktan başlayabiliriz.

Cumhuriyetin kuruluşunda milliyetçiler 

Osmanlı devletinde 24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyetin ilanını sağlayan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kökleri 1859’a kadar uzanan “Yeni Osmanlılar” hareketine dayanıyordu. Bu teşkilatlanma, tamamen II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi için gerçekleştirilmişti. İttihat ve Terakki’yi kuranların tamamına yakını  Jön Türkler’den oluşuyordu. Bu grup içinde milliyetçilik ülküsüyle hareket eden Türkçüler ön plandaydı. 1920’li yıllara kadar yeni Türk devletinin kurulması için azami gayret sarf eden milliyetçiler, Cumhuriyetin kurulmasından sonra Milliyetçiliğin ana ruhunu oluşturan inanç ve iman duygusundan arındırılmak istenmiştir. Bu arındırmayla sadece Milli-Türkçü olanlar yeni devletin yapısında daha güçlü yer alırken, Milli-Türkçü-İslami felsefeyi benimseyenler ise yeni devletin yapısından tamamen uzaklaştırılmışlardır. 
       Milli Mücadele hareketi boyunca ve Cumhuriyetin ilanına kadar geçecek zaman zarfında sözleri ve hareketleri ile milli, İslami kavramları kullanan, halkın emperyalizme karşı baş kaldırışına İslami değerlerle öncülük eden liderler, yeni devletin kurulmasıyla tam tersi bir yol izleyerek Müslüman milletin üzerine katı laikçi, batıcı, jakoben   bir yapı ile gidilmesini uygun gördüler. Yeni kurulan devletin jakoben kadroları, yürütülen yanlış politika ve uygulamalarla millet-devlet ayırımına yol açmış, milletine yabancılaşmış bir siyasi ekibin, devletin başında yer almasına sebep olmuştur. Bu olay neredeyse 1859 yılından bu yana devam eden milli mücadele hareketinden, millilik çıkarılarak iman duyguları boşaltılarak, ateizme kapı aralanmış ve özden uzak, şekilci-taklitçi bir batılılaşma gayreti hız kazanmıştır. İslami inançları ağır basan milliyetçiler, tarihi ilk gollerini burada yemişlerdir. Bundan sonra hızla gelişen olaylar, inançlı milliyetçileri, tehlikeli, başka maceralara sürükleyecektir.       
    
      Cumhuriyetin ilanından sonra, batılılaşma politikaları doğrultusunda milli ve İslami değerler arka plana itilmiş, Cumhuriyet rejimi, baskıcı, tek partili, tek ideolojili, Kemalist bir rejime dönüştürülmüştür. Artık devletin içerisinde kurtuluş ve bağımsızlık için canlarını veren, inançlı  milliyetçiler, Türkçüler yoktu. Artık devletin içerisinde emperyalist işgalcilere karşı cihat ruhu ile tüm varlıklarını ortaya koyan, feda eden Müslüman Anadolu halkı da yoktu. Devletin içinde dinine, ırkına, milletine yabancılaşmış bir kısım elitist tabaka vardı. 
Sistemden saf dışı  edilen inançlı milliyetçilerin sığındığı tek yer olan Türk Ocakları ve ona bağlı dergi (Türk Yurdu) ve yayınlar 1931 yılında kapatılarak susturuldu. 1940’larda, Nihal Atsızlar, Alparslan Türkeş’ler hapse atılarak devamlı korku ve sindirme hareketleri ile milliyetçilere gözdağı verildi. Kısacası 1859’dan 1920’lere kadar milli mücadelenin her sayfasında kahramanca mücadele eden inançlı milliyetçilere, emellerine ulaşıncaya kadar “Kahramanlar” diyerek güç verenler, cumhuriyetin kurulmasıyla onların, sistemin tamamen dışına itilmesini sağladılar. Çünkü inançlı milliyetçilerin karakterleriyle yeni kurulan devletin yöneticilerinin hareket tarzı kesinlikle uyuşmayacaktı. O nedenle sistem dışına itildiler ve gözdağı verilerek susturuldular.  
 …………….devamı için tıklayın
Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.