YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Mehmet Ağar konuşmalı
12 Kasım 2008 15:00

Eski Emniyet Genel Müdürü ve bakan Mehmet Ağar’ın Susurluk davası kapsamında yargılaması başladı. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 11 Kasım’da, davayla ilgili olarak görevsizlik kararı verip, yetkili mahkemenin, terör suçlarına bakan 12. Ağır ceza mahkemesi olduğuna hükmetti.


Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmakla Susurluk davası kapsamında yargılanmaya başlanan Mehmet Ağar’la ilgili iddialar bu vesile ile tekrar gündemde. Mehmet Ağar kim? Şimdi kısaca hatırlayalım.
İlk devlet memuriyetine Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesinde başlayan Mehmet Ağar, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürlüğünde Komiserlik yaptı. İznik ve Selçuk ilçelerinde kaymakam vekilliği, Torul ve Delice ilçelerinde kaymakamlık görevlerinde bulundu.
1980’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı, 1981’de İstanbul Asayiş Şube Müdürü oldu.
1984-88 arasında terör ve asayişten sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olarak çalıştı.
1988'de Ankara Emniyet Müdürlüğü, 1990'da İstanbul Emniyet Müdürlüğü,
1992'de Erzurum Valiliği yaptı.
Türkiye’de faili meçhul olayların zirve yaptığı 1993 yılının Temmuz ayında ise Emniyet Genel Müdürlüğü’ne getirildi.


1995'de Elazığ Milletvekili seçilen Mehmet Ağar, 1996'da Mesut Yılmaz’ın başbakan olduğu 53. Hükümette Adalet Bakanı, Necmettin Erbakan’ın başbakan olduğu 54. Hükümette ise İçişleri Bakanı olarak görev aldı. Meşhur Susurluk kazası veya suikastı bu dönemde yani Ağar’ın İçişleri Bakanı olduğu dönemde meydana geldi.


Emniyet Genel Müdürü, Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı olarak görev yaptığı bu dönem, ülkenin en karışık dönemlerinden biriydi. Hakkında bir çok şey yazılıp söylendiği halde o bunlara aldırmadı ve kamuoyunu aydınlatıcı bilgi vermedi. Sustu.


Özgürlüğü ve demokrasiyi arayan toplum artık eskisinden daha çok konuşuyor ve tartışıyor. Başbakanlığı zamanında, eylem ve yürüyüş yapanlar için Süleyman Demirel “Yürümekle yollar aşınmaz” diyerek umursamaz bir tavır ortaya koymuştu. Umarım Ağar da “Konuşmakla bir şey değişmez” diye düşünmüyordur.


2007 yılında, cumhurbaşkanı seçme tartışmaları sırasında gösterdiği anti demokratik tutumundan dolayı Mehmet Ağar’ı çok ciddi eleştirmiştik. Ama bunun öncesinde terörün bitirilmesi yolunda geliştirdiği, “Dağda silah yerine düz ovada siyaset”i tavsiye eden cesur ve demokratik çıkışlarını ise desteklemiştik. Mehmet Ağar, cumhurbaşkanı seçimi sürecinde yaptığı hatayı iş işten geçtikten sonra da olsa anladı. Siyasi hayatı bakımından kötü bir final yaptı. Yaptığı siyasi hataların bedelini bu şekilde ödüyor. Şimdi Susurluk yeniden sorgulanıyor. Susurluk olayı nedeniyle yapılan Mehmet Ağar eleştirilerini yersiz görmüyorum. Ancak yetersiz görüyorum. Yetersizlik Ağar açısından değil olay açısından. Bütün bu Susurluk olayını veya diğer karanlık eylemleri sadece Mehmet Ağar’ın üzerine yıkarak ne olayları çözebiliriz ne de adaleti sağlayabiliriz.
Bütün bu olanları Mehmet Ağar’ın tek başına planlaması ve uygulaması mümkün değil. Olanları, devlet sistematiği dışında bir mekanizma ile izah etmek de inandırıcı olmaz. Mehmet Ağar da zaten buna vurgu yapıyor. Yapılan her şeyi devletin izni ve bilgisi dahilinde yaptığını ima ediyor.


Ağar, MİT Kontrterör Dairesi’nin eski Başkanı Mehmet Eymür'ün suçlamalarına cevaben 'Devlet isterse konuşurum' diyor. “Benim faaliyetlerim öyle gizli saklı işler değil. Devlet’de bunların hepsinin kaydı vardı. Ama devlet bana sorarsa yine cevap veririm" diyor. Ben Mehmet Ağar’ın söylediklerinin samimi ve doğru olduğuna inanıyorum. Bütün bu olup bitenlerin devletin  bilgisi ve iradesi dışında gerçekleşmesi çok zor.


Öyle ise sorgulanması gereken başka şeyler de var. Nedir o? Kastedilen devlet hangi devlet sorusu. Derin devlet mi yoksa görünen devlet mi? Ya da görünen devletle derin devletin iç içe geçmiş günahları mı? Susurluk ve binlerce faili meçhul provakatif olayı gerçekleştiren Türkiye’nin derin devleti mi yoksa 1944’ten bu yana Türkiye’nin kalbine oturmuş olan Washington’a bağlı derin devlet mi?


Susurluk ve Ergenekon artık sorgulandığına ve deşifre edilmeye başlandığına göre Ankara’da bu kirli işleri ve kirli ilişkileri sorgulayan kim?


Bir çok hata ve yanlışına rağmen harbi ve delikanlı yönü de bulunan Mehmet Ağar’ın, ömrünün bu deminde bu ülkeye önemli bir hizmet borcu var. Eğer bu borcunu öderse umulur ki isteyerek veya istemeyerek işlediği eski günahlarına da kefaret olur. Bu saatten sonra Mehmet Ağar’ın ceza evine girmesinden mutlu olmayız. O, borcunu ancak konuşarak ödeyebilir. Mehmet Ağar konuşmalı ve bildiklerini sadece devlet kurumlarına değil tüm Türkiye’ye anlatmalıdır. Sadece Mehmet Ağar değil, onun durumunda olan herkes konuşmalı ve bu millet gerçekleri tüm açıklığı ile öğrenmelidir.


Mehmet Ağar ve onun durumunda olanlar, susarlarsa mahkemeler nezdinde belki kurtarabilirler ama kamu vicdanında bu suç onların alnına yapışıp kalır, öyle inanıyorum ki konuşurlarsa kamu vicdanında da  aklanabilirler.


Binlerce faili meçhulü kimlerin planladığı, kimlerin uyguladığı ve bunların kim veya ne adına yapıldığı artık açıkça anlatılmalı. Onun için Mehmet Ağar konuşmalı. Ağar konuşursa, Ergenekon’u daha kolay anlarız.


Ancak o konuşmasa da hadiseler gizli kalmayacak. Türkiye bunu kısa zamanda bir şekilde öğrenecek. Fazla kalmadı.


Mehmet bey; sizce hangisi daha faydalı? Size rağmen mi, sizinle birlikte mi?


12.11.2008
Alper TAN


Görüntülü izlemek için TIKLAYIN



 

Yazarın Önceki Yazıları
ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Trump döneminde neler olacak? 10.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.