YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Mayıs'tan Sonra Şizofren Sayısı Artabilir
25 Şubat 2008 14:00
Ahmet Necdet Sezer'i cumhurbaşkanlığı için TBMM de aday gösteren Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Recai Kutan gibi parti liderlerinden hiç biri şu anda milletvekili değil. Ecevit rahmetli oldu, Yılmaz ve Çiller aktif siyasete veda etti. Sadece Bahçeli ve Kutan parti lideri olarak devam ediyorlar. Ahmet Necdet Sezer'e parlamentoda oy vererek cumhurbaşkanı yapan milletvekillerinin yaklaşık yüzde 85'i şu anda milletvekili değil ve mecliste bulunmuyor. TBMM yaklaşık % 85 oranında yenilendi. Yani bu durum şu anlama geliyor. Sezer seçilmesinden sonraki iki buçuk senenin ardından meclisin sadece % 15'ini temsil etmeye başladı. Yani şu anda mecliste yer alan milletvekillerinin sadece % 15'inin oyunu almıştı. Demek ki Sezer en az dört seneyi aşkın bir zamandan beri % 15'lik bir milletvekilinin oyuyla görev yapıyor. Ama hiç kimse Sezer'in cumhurbaşkanlığının meşruiyetini tartışmıyor.
Çünkü bu tür demogojik hesaplarla doğru bir sonuca ulaşılamaz. Türkiye bir hukuk devleti ise yazılı kurallar vardır. Bu kurallar herkese adil ve eşit uygulanmalıdır. Temsil ettiğiniz makamın size tanıdığı gücü ve yetkiyi kişisel ideolojinize alet ederseniz, daha sonra o konuma gelenler de size aynısını yaptığında itiraz etme hakkınız olmaz. Eski cumhurbaşkanı Demirel'in hayatı bu tür demogojik hesaplarla dolu ve bu hesaplar bir zaman sonra hep kendi ayaklarına dolaşmıştır. "Çünkü keser döner sap döner, bir gün olur hesap döner." Tayip Erdoğan'ın kaşını, gözünü, yürüyüşünü beğenmedim. Kafasında farklı hesaplar var. Geldiğinde şunu yapacak bunu yapacak. Eşinin başörtüsü laik devleti yıkar gibi görüşler varsa bu düşündüklerinizin hiç biri anayasada ve yasalarda yazmıyor. Eğer hukuk devletini savunuyorsanız hukuku uygulamanız ve sonuca saygı duymanız gerekir. Hele gerçekten hukukçu iseniz bu konuda herkesten daha fazla hassas olmanız gerekir. Yok kafalardaki düşünceleri yargılamaya çalışıyorsanız bu yetkiyi hiç kimse size vermedi. Sonra, sizin kafanızdaki düşüncelerin ülke için çok faydalı olduğunu kim söylüyor. Başkaları da sizin beyninizden geçenleri yargılamaya kalkışırsa nasıl itiraz edeceksiniz. Ülkemizin bu sonuç vermeyecek saçma ve ilkel tartışmalardan kurtulması gerekiyor. Hiçbir medeni ülkede düşünceler yargılanamaz. Fiillerin suç olup olmadığı ise yasalarda belirtilmiştir. Bir suç varsa görevli mahkemeler gereğini yaparlar.
Anti demokratik ve gayr-i insani söylem ve yöntemlerle milletin zamanının ve kaynaklarının harcanmaması gerekir. Hiçbir yerinde milleti temsil etmeyen sözde "Ulusal Birlik" hareketleriyle çatlak sesler çıkararak, 76 yıl önce yaşanmış ve arka planı hala saklı tutulmaya çalışılan ama ilk defa geçen ay Genelkurmay Başkanlığı belgeleriyle gerçek yüzü ortaya konulan menhus bir olayın ardına sığınarak yaptığınız "Menemen" yürüyüşleri ile, Atatürk'ün ismini ve kışlada bıraktığınız haki elbisenizin etkisini kullanarak memlekete nizam vermeye çalışırsanız bu şekilde bir yere varamazsınız. Sadece ismini kullandığınız insanı ve elbisesini giydiğiniz kurumu yıpratmış olusunuz.
Kimse ülkenin geleceğinin önüne barikatlar kurmaya çalışmasın. Ülkede yetişen gençlik, hiçbir barikatı tanımayacak ve bu örümcek ağı kadar önemsiz barikatlara takılmayacaktır. Herkesin değişen dünyayı iyi algılaması gerekir. 1940'ların, 70'lerin, 80'lerin söylem ve eylemleriyle memleketi kandıramayacağını herkesin anlaması gerekir.
Esas olan millet iradesi ve demokrasi olmalıdır. Laikliğin doğduğu ülkede bile hiçbir zaman uygulanmayan ama Türkiye'de milletin boğazını sıkan laiklik tanımları ve uygulamalarıyla, gerçeklerden uzak "rejim tehlikede" sloganlarıyla, İsmet İnönü döneminden kalma 1940'lı yılların "halka rağmen halk için" politikalarıyla bu ülkeyi 21. yüzyılda idare etmeye çalışırsanız halkın altında kalır ezilirsiniz. O zaman sizi bu ülkede sadece Menemen'e zoraki topladığınız 1500 kişi dinler. O 1500 kişiyle siz bir dernek bile idare edemezsiniz. Yapıcı hiçbir projesi olmayan, hayatı her şeye muhalefet ederek geçmiş "veto" veya "red" cephesinin yürüdüğü yol sadece "İnönü Caddesine" çıkar. Bu yasakçı zihniyetle Türkiye yol alamaz.
Ülkemizin tartışılamayan hiçbir tabusu kalmamalı. İktidar, muhalefet, her kurum ve kişi meşru ve insani ölçüler içinde özgürce tartışılabilmeli. Yanlış bile olsa fikirler kısıtlanmadan söylenmeli. Düşünceler yasalarla baskı altına alınmamalı. Fakat şiddete ve hiddete de izin verilmemeli.
Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde herkes "Başbakan Erdoğan kesinlikle aday olacak" diye düşünmesine ve onun konuşmalarını "aday olacağının işareti" olarak algılamasına rağmen ben bu konuşmaları aday olmayacağının işareti olarak görüyorum. Aksi çok sayıda yorum, görüş ve değerlendirmelere hatta beklentilere rağmen millete verdiği sözleri yerine getirmek için partisinin başında kalacağına ama kendi partisinden birini ve kendi rızasıyla Çankaya Köşküne göndereceğine inanıyorum.
2007 Türkiye açısından önemli bir yıl olacak. Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 4 Kasım genel seçimleri yapılacak. Şu anda yapılan tahriklere ve karamsar yaklaşımlara rağmen eminim bu seçimler normal seyrinde yürüyecek ve sonuç ne olursa olsun milletin istediği ve memnun olacağı şekilde çıkacak. Bazı marjinal gruplar ise biraz sıkıntılı da olsa yeni duruma alışacaklar.
Yalnız bunların topluma adapte olabilmeleri için biraz zamana ihtiyaç olacak. Ancak bazı ruh hastalarının Mayıstan sonra şizofren olma ihtimali söz konusu. Bu vatandaşlarımızın çevreye fazla zarar vermemeleri için tedbirli olmakta fayda var. Onlara şimdiden "geçmiş olsun" dileklerimi iletiyorum.
Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.