YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Mayıs'ta Ruh Hastaları Artabilir
25 Şubat 2008 13:52
Mevcut siyasi iktidarı bir türlü içine sindiremeyen köşkün işaretiyle son günlerde yeniden erken seçim ve sine-i millet tartışmaları başladı. Sine-i millet meselesi milletin umurunda mı? Zannetmiyorum. Peki milletin ne düşündüğü sine-i millet tartışmalarını başlatanların umurunda mı? Onu da zannetmiyorum. Öyleyse kim ne yapmak istiyor?
Birileri bulunduğu makamın otoritesinden yararlanarak millete rağmen bir kişisel siyaset yürütmeye çalışıyor. Fakat toplumsal tabanı olmayan bu girişimler ülkede bir türlü itibar görmüyor. Rejim üzerinden gündem oluşturmaya çalışanlara marjinal bir grup dışında kimse prim vermiyor. Bundan sonra da vermeyecek.
Usta siyasetçi Deniz Baykal sine-i millet şartlarını sayarak bunun mümkün olmayacağını açıkça göstermiş oldu. MHP lideri Devlet Bahçeli ise bazı macera heveslilerine heveslerini kursaklarına tıkacak bir mesaj verdi. Tek yol olarak demokrasiyi gösterdi. Bahçeli'nin sözlerinin muhatapları arasında partisinin mensupları da vardı. Bahçeli kendi tabanına "demokrasi dışı heveslere kapılmayın. O kesimlere alet olmayın" mesajı da verdi. Ulusal Birlik Hareketi içinde yer aldıktan sonra ani bir kararla ciddi eleştiriler getirerek cepheden ayrılan Kamusen başkanı Bircan Akyıldız'ın bu "U" dönüşünün arka planını iyi düşünmek gerekir. Bahçeli'nin son çıkışının Ulusal Birlik Hareketine Kamusen'in de bulaştırılmasının ardından gelmesi ise ayrıca dikkat çekici. Bahçeli, MHP tabanının antidemokratik grupların etkisine girmelerine kesinlikle ve net olarak karşı çıkıyor. Hükümeti eleştirmenin, değiştirmenin ve cumhurbaşkanlığı seçiminin sadece meşru ve demokratik kurallar dahilinde olması gerektiğini işaret ediyor.
Deniz Baykal'ın ve CHP'nin sine-i millete döneceğini söyleyenler ise sadece yaşadıkları kabusları, görmek istedikleri rüyalarla süslemeye çalışıyorlar. Bu bir hayal veya temenniden öte bir şey değil. Sine-i millete dönmenin şartları da yok dönmek isteyen parti de yok.
Herkes "Başbakan Erdoğan kesinlikle aday olacak" diye düşünmesine ve onun konuşmalarını "aday olacağının işareti" olarak algılamasına rağmen ben bu konuşmaları aday olmayacağının işareti olarak görüyorum. Aksi çok sayıda yorum, görüş ve değerlendirmelere hatta beklentilere rağmen millete verdiği sözleri yerine getirmek için partisinin başında kalacağına ama kendi partisinden birini ve kendi rızasıyla Çankaya Köşküne göndereceğine inanıyorum.
Kişisel beklentilerini rejim bunalımı gibi gösterenlerin ise Mayıstan sonra psikolojik tedaviye ihtiyaç duyacaklarını o nedenle Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda hazırlık yapması gerektiğini hatırlatıyorum. Ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinin kapasitelerini arttırmakta fayda var. Aksi halde sokakta dolaşacak olan tedaviye muhtaç önemli sayıda kişi çevreye rahatsızlık verebilir. Allah hepimizi bunamadan da bunama alametlerinden de korusun. Amin..
Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.