YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Mahir öldü, Beşşar evde tek başına
03 Eylül 2012 17:01

Bundan önceki “Suriye halkına karşı çıkanlar BAAS'a destek veriyorlar” başlıklı yazımda BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye konusundaki tutumu ve PKK’nın iç dengeleri ile Hatay mülteci kamplarını ısrarla kurcalayanların amaçlarını anlatmaya çalışmıştım. Zannediyorum, ne demek istediğim zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacaktır.

Şam yönetimi, İsrail ve Rusya’nın katkısı ve muhtemelen TSK bünyesindeki bazı kişilerin de desteği ile 22 Haziran 2012 tarihinde Akdeniz’in doğusunda Türk savaş uçağını düşürmüştü. Bu olayla Beşşar Esad, Ankara’nın gazabını iyice üzerine çekmişti. 18 Temmuz 2012’de Suriye Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısı sırasında meydana gele patlamada Suriye yönetiminin beyni büyük bir darbe aldı. Bu patlamanın detaylarını 3 Ağustos 2012 tarihli “Yeni Ankara'ya eski sınav” başlıklı yazımda anlatmıştım. O gün 23 kişilik toplantı düzeninde sadece Beşşar Esad’ın koltuğu boştu. Kardeşi Mahir’in de içinde bulunduğu sırada, 22 kişiden 21’i o patlamada feci şekilde öldü. Ölenlerin içinde Türk uçağının düşürülmesi emrini veren savunma bakanı ile içişleri bakanı ve askeri istihbaratın başındaki en önemli üst düzey adamlar da vardı. Mahir Esad ise o patlamada çok ağır şekilde ağır yaralanmış ve kötürüm olmuştu.

Bu büyük saldırıyı gerçekleştirenler Beşşar Esad’ın burnunun dibindeki görevlilerdi. Patlamayı gerçekleştiren ve o sırada kendisi de ölen kişi, yıllardır Beşşar Esad’ın yakın korumalığını yapan ekiptendi. Bu durum Şam’ı dehşete düşürdü. Şam’ı fena halde sarsan bu patlamayı BAAS rejimi Ankara’dan bildi. Şam yönetimi, bu durumu uzun süre dünyadan gizlemeye çalıştı. Ölenlerin sayısını ve kimler olduğunu açıklamadı. Zaaf görüntüsü vermek istemiyordu. Beşşar Esad, kendisi Suriye’deki Rus askeri üssüne yerleşti. Katliamları oradan idareye devam etti.

 Mahir 30 Ağustos’ta öldü. Ulusal Güvenlik Binasında ölenler 22’ye çıktı

 Patlamadan belli bir süre sonra, Mahir Esad tedavi için Rusya’ya götürüldü. Durumu değişmeyince tekrar Suriye’ye getirildi. Ve nihayet Suriye rejiminin sacayağından biri daha 30 Ağustos 2012 tarihinde kurtulamayarak Lazkiye’de öldü. Böylece, Ulusal Güvenlik Binasında meydana gelen patlama sırasında toplantı halinde olan 22 kişinin tamamı ölmüş oldu. Ölen Mahir Esad, gizlice gömüldü. Esad’ın, başbakanı ve bakanlarının, onu birer birer terk etmesinin 18 Temmuz sonrasına rastlaması tesadüf değil. Ulusal Güvenlik Binasındaki patlamada rejimin beyin takımını kaybeden Beşşar Esad, şimdi evde tek başına..  Halk desteğini tamamen yitiren Esad, şimdi kendisini destekleyen ülkeleri de bir bir kaybetme noktasında.. BAAS lideri hızla Muammer Kaddafi’nin akıbetine doğru ilerliyor.  Beşşar Esad ya o akibeti yaşar ya da bir an evvel Suriye’yi terk ederek paçayı kurtarmaya çalışabilir. Ancak kaçsa bile Esad sonrası kurulacak yeni Suriye yönetimi karşısında, kucak açan ülke onu ne kadar koruyabilir meçhul..

Esad’ı hala güçlü göstermek istiyorlar

Görünen o ki Suriye BAAS’ının sayılı günleri kaldı. Ancak BAAS rejimi ile iş tutanlar ve ideolojik olarak o rejime kendini yakın hissedenler, Esad’ı hala güçlü göstermek için onu bir yandan Suriye içinde savaşan, diğer taraftan PKK üzerinden Türkiye ile çatışan, Lübnan’a saldıran, Ürdün’e saldıran yani dört bir kolda savaşabilen süper bir güçmüş gibi göstermeye çalışıyorlar. İsrail başta olmak üzere BAAS’a destek veren bazı ülkelerin Suriye’yi kullanarak PKK üzerinden Türkiye ile mücadele ettikleri biliniyor. Ama unutmayalım ki ekrandaki Suriye gibi görünmekle birlikte esas güç odakları Suriye’nin ötesindeki merkezler.

Türkiye’deki gizli BAAS’çılar:

Suriye’deki BAAS düşme noktasına gelince içimizdeki gizli BAAS’çılar kendilerini ortaya koydular. Bir yandan aralarında yardım toplayıp Suriye BAAS’ına ulaştırıyorlar, bir yandan da Türkiye’yi karıştırarak Şam yönetimini rahatlatmaya ve ona biraz daha katliam yapma zaman kazandırmaya çalışıyorlar. Bu konuda ise etnik ve mezhepsel olarak hassas bir yer olan Hatay üzerinde duruyorlar. Etnik ve mezhebi olarak Hataylı vatandaşlarımızın rahatlıkla provoke edilebileceğini düşünüyorlar. Bazı siyasetçilerin ve iliştirilmiş medyanın Hatay’ı fazlaca kurcalamaya çalışmalarının altında bu var. Bu konuda çeşitli denemeler yapıyorlar. Kamplarda muhalif askerlerin eğitildiği belirtilerek Hatay mülteci kampları hedef haline getirilmeye çalışılıyor. Çok şükür ki halkımız bu kışkırtmalara itibar etmiyor.

Daha önce Şam’la “iyi” ilişkileri eleştiriyorlardı

Hatay odaklı tartışmalara bakılacak olursa, bu kışkırtıcı cenahın gerçek yüzünü görmemiz bakımından öğretici bir durum da oluşuyor. Nasıl mı?

Ülkesinde reform yapması ve halkının beklentilerini karşılamak için demokrasiye geçmesi bakımından telkinlerde bulunmak amacıyla hükümet, Şam yönetimi ile iyi ilişkilere giriştiğinde, Suriye yönetimini Abdullah Öcalan ve PKK’nın hamisi olarak gösterenler bakın bu günlerde ne yapıyorlar! Aynı cenahlar, bu gün, katil BAAS yönetimine karşı, Suriye halkına destek veren Türkiye hükümetini, Suriye’li teröristleri eğiterek Suriye’nin “meşru” yönetimini devirmeye çalışan odak olarak gösteriyorlar. Daha iki sene önce Suriye ile Ankara’nın “iyi” ilişkiler kurmasına şiddetle karşı çıkanlar, şimdilerde Ankara’nın, BAAS yönetiminin devrilmesini öngören siyasetini hedef alıyorlar.

 Suriye’ye savaş istiyorlardı. Şimdi BAAS’ı savunuyorlar

Bu kesimler, PKK’ya kucak açtığı gerekçesiyle daha 1999 yılında dönemin kara kuvvetleri komutanının Hatay’dan Suriye’ye savaş ilanına benzer açıklamasına alkış tutarak destek oluyorlardı. Aynı Suriye, aynı rejim, aynı terör örgütüne destek olmaya devam ediyor. Ve aynı kesimler bu defa Şam yönetimine buna rağmen sahip çıkıyorlar. BAAS yönetiminin devrilmesi için uğraşan hükümeti yıkmaya çalışıyorlar.

Hayatları boyunca hiç “milli” olamamış bazı siyasetçiler, Ankara’nın başka ülkelerin taşeronluğunu yaptığını ileri sürebiliyorlar. Halbuki az önceki Suriye örneklerinden de anlaşılacağı gibi bu kesimler Türkiye’nin, son bir asırdan beri devam eden fetret devrini sona erdirip ilk defa “milli” bir siyaset takip ediyor olmasından son derece rahatsızlar. Hayatları boyunca başkalarına taşeron olarak yaşayanlar alışkanlıklarından kurtulamıyorlar. Türkiye’nin milli bir duruş sergilemesini yakıştıramıyorlar veya hazmedemiyorlar.

Hataylı vatandaşlarımız bu dolduruşa gelmediler. Ama unutmayalım ki söz konusu bu çevreler boş durmayacaklar. Onun için herkesin daha dikkatli olması gerekiyor. Tekrar edelim. Beşşar Esad evde tek başına. Ve muhtemelen günleri sayılı.. Türkiye’deki ve diğer ülkelerdeki destekçileri çok üzülebilirler.. Zulmün elbette bir sonu vardır..

03.09.2012

Alper TAN      

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.