YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ladin, Sesi Var Kendi Yok
25 Şubat 2008 16:08

21. yüzyılı tam bir ABD asrına çevirmek isteyen Washington, geçen yüzyılın son on yılında projelerine hız vermişti. Dünyadaki mevcut egemenliğinin sınırlarını yeterli görmüyordu. O nedenle hummalı bir hazırlık dönemine girdi. Öyle anlaşılıyor ki 1991 Birinci Körfez Savaşı, hazırlıkların ilk aşamasını oluşturuyordu. Ortadoğu ve havalisinde artık geçerliliğini ve etkisini kaybeden güdümlü kukla yönetimlerin yeniden kurgulanıp formatlanması, güdümlü totaliter yönetimlerden güdümlü ve demokratik görünümlü yönetimlere geçilmesi planlanıyordu. Bu iş çok kolay olmayacağından dolayı, mevcut yönetimlerin zor kullanılarak değiştirilebilmesi için bahaneler gerekiyordu.


Laboratuar ürünü bahaneler oluşturulmasına ihtiyaç vardı. Çünkü, istenilen ülkede, istenildiği zaman, istenilen dozda bahane bulmak kolay değildi. Önceleri, Sovyetlerin yayılmacı politikalarına karşı kullanılan El Kaide, Sovyetlerin dağılmasından sonra başka amaçlar için kullanılmaya başladı. Bu süreçte en büyük amaç ise Büyük Ortadoğu Projesi idi.

BOP'un hayata geçirilebilmesi için, yine çok derin bir ABD planı olan 11 Eylül 2001 ikiz kule ve bağlantılı olayları El Kaide “marka”sına mal edilmişti. Kendisine mal edilen bu olayı El Kaide'nin lideri olan Usame Bin Ladin gerçekten isteyerek mi yaptı, yoksa yıllardır içinde yer aldığı planların gereği olarak bu olayı istemeyerek de olsa kabullenmek ve sahiplenmek zorunda mı kaldı, o tam olarak belli değil. Fakat bu olay, ABD'nin BOP sevdasının en büyük gerekçesini oluşturdu. Bu gerekçe ile önce Afganistan, sonra Irak işgal edildi. İran hedefe konuldu, Suriye tartışmaya açıldı.

Bu süreçte El Kaide patentli olayların bir kısmı ABD'nin gerekçelerini oluşturdu. Ancak aynı örgütün yaptığı olayların bir kısmı ise görünürde ABD'ye gerekçe oluşturuyormuş gibi olsa bile, temelde ABD karşıtlığının körüklenmesine ve ABD'nin bölgede ve Dünyada işlerinin sarpa sarmasına neden oldu.

El Kaide'nin son zamanlarda önemli ölçüde ABD kontrolünden çıkmaya başladığını gözlüyoruz. Bunun en bariz örneği ise Butto suikastı. ABD kurgusuna göre CIA kontrolündeki adamlar suikastı yapacak, olayı El Kaide üstlenecekti. Cinayet bir şekilde Başkan Müşerref ile de irtibatlandırılacak, ülke karışacak, Müşerref, ya ABD'ye karşı mücadeleden pes edip diz çökecek veya görevden uzaklaşması sağlanacak, arkasından da ABD ile iyi geçinecek biri iktidar yapılacaktı. Butto cinayetine nasıl gelindiği konusunu ve cinayetin detaylarının analizini ayrı bir yazıya bırakarak El Kaide konusuna devam etmek istiyorum.

Benazir Butto'yu planlı bir suikastle ortadan kaldıran CIA, Pakistan hükümetine baskı yaparak olayın El Kaide ve Taliban tarafından yapıldığının açıklanmasını bile sağladı. Ancak El Kaide, suikastı üstlenmeyerek ve "Biz kadınları öldürmeyiz" diyerek CIA'ye müthiş bir gol attı. Örgütün böyle bir açıklama yapması ABD'nin beklediği bir durum değildi. Bu sebeple de Washinton'un Pakistan üzerinde oynamaya çalıştığı oyun biraz zora girdi. Gelişmelerin devamını izleyip görmemiz lazım.

Sözün özü, ABD patentli ve CIA üretimi olan El Kaide'nin artık yapımcısının kontrolünden çıkmaya başladığı anlaşılıyor.

Diğer çok önemli bir detay ise El Kaide lideri Usame Bin Ladin'e ait olduğu söylenen, internet siteleri ve televizyonlarda yayınlanan ses kayıtları. Bu kayıtların ne zaman yapıldığı ve ne amaçla konuşulduğunun iyi irdelenmesi gerekir.

Yaklaşık on aydan beri, hayatta olduğuna dair bir delil bulunmayan Bin Ladin, ABD tarafından manevi olarak yaşatılıyor. ABD bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da gerçeği gizliyor. Bu eski konuşma kayıtlarını yayınlatarak kim nereye varmak istiyor? Washington, hala El Kaide'den bir şeyler bekliyor ve derin sabotajlarında onun adını kullanıyor.

ÖNEMLİ BİR NOT: Pakistan'a döndüğü gün konvoyunda meydana gelen patlama ile yüz elliye yakın insanın hayatını kaybetmesi üzerine Benazir Butto, ABD istihbaratından kendisinin korunmasını istemiş. Bunun üzerine CIA, Butto'ya yakın koruma olarak 11 gizli görevlisini tahsis etmiş. Sürekli olarak Butto'nun en yakınında görev yapmaya başlamışlar. Butto'nun ölümüyle sonuçlanan olay günü ise bu on bir ajandan dokuzunun koruma görevinde olduğu tespit edilmiş. Fakat olay anında her ne hikmetse bu yakın(!) korumalardan hiç birine bir şey olmamış. Çünkü patlama anında Butto'dan en az 100-150 metre uzakta, 'yakın(!) korumalık' yapıyorlarmış. Patlama sırasında ölenlerden dördü ise Pakistan devletinin güvenlik görevlisi idi. Anlayacağınız CIA, bu 'koruma' işini çok iyi biliyor.

01.01.2008
Alper TAN
Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.