YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Kürt hareketinde ayrışma noktası
15 Temmuz 2011 13:10

Gizli işbirliği halinde hareket ettikleri CHP’nin tepkilere daha fazla dayanamayarak yemin krizini kendi adına bitirmesinden sonra iyice yalnızlaşan, PKK’nın siyasi uzantısı BDP’nin yöneticileri, TBMM’de görüşmelerde bulunuyorlar. Elleriyle çıkardıkları yemin krizinden nasıl çıkılacağını tartışıyorlar. Ancak dile getirdikleri talepler demokratik hukuk devletinde uygulanamayacak nitelikte. Açıkça, hükümetin yargıya talimat vermesini istiyorlar. Bu saatlerde Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde, 15 gün sonra başlayacak Yüksek Askeri Şura’da, geçen yıl olduğu gibi bir atama ve terfi krizi çıkmaması için cumhurbaşkanı, başbakan ve genelkurmay başkanı önemli bir toplantı yapıyorlar. Yine aynı saatlerde, adına Demokratik Toplum Kongresi (DTK) denilen grup Diyarbakır’da toplantı halinde. PKK tarafından kaçırılan askerler ve sivillerin bulunması için o gün Diyarbakır’daki kolordu sahada arama çalışması yürütüyor.

 

BDP’li Aysel Tuğluk, daha önce yemin meselesinde Öcalan’ın yönlendirmesinin önemine vurgu yapmıştı. PKK ve BDP’nin başı Abdullah Öcalan ise geçen hafta, “yemin krizini uzatmayın görüşün yemin edin” demişti. Kamuoyu, BDP yemin krizini nasıl aşacak diye merak ederken ekranlara düşen son dakika haberi tartışmaların yönünü bir anda değiştiriyor. Diyarbakır’daki 7. Kolordu’nun arama çalışmaları sırasında çatışma çıktığı belirtiliyordu. Karşıda muhtemelen en fazla 70-80 PKK’lı sözkonusu. Çatışma sırasında ilk etapta 13 asker şehit 7 asker yaralı. 7 de terörist öldürülmüş. Bir tarafta bir grup PKK’lı, diğer tarafta büyük bir kolordu. Sonuç bu..

 

Son dakika haberlerinin ekranlara düşmesinden kısa süre sonra DTK adına BDP’li Aysel Tuğluk basın açıklaması yapıyor ve DTK’nın “Demokratik özerklik” ilanını açıklıyor. Yangına körükle gidiliyorlar. Tam bir provokasyon. Süreci ve zamanlamayı özellikle hatırlattım.

 

Öcalan’ın görüşünü önemli bulduklarını her fırsatta dile getiren BDP’liler Öcalan’a rağmen başka türlü hareket ediyorlar. Burada Öcalan’ın taktiksel olarak “Barış taraftarı” göründüğünü aslında “Barış istemediğini” düşünenler olabilir. Bu durum her zaman akılda tutulması gereken bir konu. Ancak olayların arka planına bakıldığında Öcalan’ın tutumunun “Barış” konusunda samimi olduğu anlaşılıyor.

 

Son yıllarda defalarca dikkat çektiğimiz gibi PKK ciddi şekilde ayrışma yaşıyor. Her geçen gün bu ayrışma gün yüzüne çıkıyor ve derinleşiyor. PKK ve BDP içinde “Kürt meselesinin” gerçekten çözülmesi için mücadele edenlerle “Kürt meselesi”nin devam etmesi üzerinden geçim sağlayan, sosyal statü elde eden, problemin devamı konusunda ABD başta olmak üzere İsrail, Fransa ve Almanya gibi devletlerle işbirliği yapmaktan çekinmeyen kesimler ciddi bir çatışmaya geçmiş durumdalar. PKK ve BDP içinde Kürt meselesinin devamı için çalışanlar, devlet içindeki demokrasi ve değişim karşıtı kesimlerle de omuz omuzalar. PKK içinde Abdullah Öcalan’a karşı bayrak açmış olan Tunceli kolu ile Hakkari-Şırnak kolu giderek güç kazanıyor. Bu iki grup PKK ve BDP içindeki barış ve çözüm karşıtı kesimleri yönlendiriyor. Bu gruplar, Kürt meselesinde devlet heyetiyle görüşmeler yürüten ve son zamanlarda, şiddetin azmasını önlemeye dönük mesajlar veren Abdullah Öcalan’ı “işbirlikçi” olarak ilan ederlerse şaşırmam.

 

Abdullah Öcalan da PKK içindeki şiddet taraftarı grupları açıkça eleştirmeye başlarsa da şaşırmam. Ancak bu durum ne kadar süre içinde gerçekleşebilir? Bunu kestirmek zor. Lakin uzun sürmeyecek gibi görünüyor. Belki, kendisi açısından da bir zafiyet görüntüsü vereceği ve devletle görüşmesinde gücünü kaybetme ihtimali olduğu için Öcalan bunu deşifre etmemeyi de tercih edebilir. Cumhuriyet boyunca devam eden Kürt meselesinin çözümü konusunda barışa en yakın olduğumuz ve hatta BDP’nin de destek olması halinde aylar içinde çözüme kovuşabileceğimiz halde “Barışa” ve “Demokrasiye” karşı PKK ve BDP tarafından ciddi bir saldırı söz konusu. Devlet, hükümet ve halktaki güçlü barış ve çözüm iradesine rağmen PKK ve BDP tarafından çözüm süreci açıkça sabote ediliyor. 

 

PKK ve BDP’yi ciddi şekilde yönlendirmeye çalışan devlet içindeki yasakçı statükoyla ortak Kürt grupların deşifre edilmesi zamanı geldi artık. PKK ve BDP’deki bu tavır ve davranışın amacı açık: Türkiye’ye tam barış ve demokrasinin gelmesini, bunun kurumsallaşmasını önlemek. Çünkü PKK ve BDP her türlü korku, tehdit ve şiddet politikasına rağmen ülkedeki 15 milyon Kürdün yaklaşık 2,8 milyonunun oylarını alabiliyor. Kürtlerin geri kalan çok büyük kesiminin tercihleri farklı. Kürtler dışındaki kesimlerin oylarını alma şansı da çok düşü olan PKK ve BDP’nin bu şartlarda tam demokrasi ve barış istemesi beklenmemeli. Demokratik özerklik açıklamalarına da esastan bakılırsa PKK ve BDP’nin esas amacının Kürtlere haklarını kazandırmak veya Kürtlere statü sağlamak değil açıkça ifade edemedikleri gerçek amacın Kürtleri kullanarak PKK ve BDP’ye bir statü kazandırmak olduğu anlaşılacaktır.

 

1991 seçimlerinde SHP’nin tercihiyle HEP’li siyasetçilerin TBMM’ye taşınmaları ertesinde atılan adımlarla, 1993’de Kürt meselesinin çözümüne ramak kala Bingöl’de nasıl ki 33 askerimizin kurban edilerek kanın devam etmesi sağlandı ise Diyarbakır’daki asker katliamı ile aynısı yapılmak isteniyor. CHP de PKK ve BDP de 12 Eylül ürünü yasakçı ve inkarcı darbe anayasasının değişmesini istemiyor. Kan ve çatışma isteyen PKK ve BDP kanatlarının en büyük amacı demokratik bir anayasanın yapılmasını önlemek. Bu artık çok açık. Devlet onların bu çabaları sebebiyle demokrasi ve özgürlüklerden geri adım atmamalı. Anayasa sürecine BDP destek olmayacaksa BDP olmadan ilerleme konusunda alternatifler üzerinde durulmalı. Profesyonel askerlik için ise zaman kaybedilmeden adımlar atılmalı.

Barış ve demokrasi azminden vazgeçemeyiz.

Alper TAN

15.07.2011 

Yazarın Önceki Yazıları
Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Dava ve Sırat-ı Müstakim 08.05.2017Artık savunma yok taarruz var! 19.04.2017Bir devrimin ardından.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017Dünya alt-üst oluyor! 31.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.