YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Konuşarak Çözeriz
25 Şubat 2008 14:49
Kürt sorunu”, “Güneydoğu sorunu”, “terör sorunu”. Önümüzdeki problemin adının ne olduğu konusunda bile mutabakatımız yok. Ama söz konusu olan şey çeyrek asırdır Türkiye’nin en önemli gündemi. Bize öğretilen ezberler üzerinden yürütülen politikalar ve polemikler. Çeyrek asır ısrarla sürdürülmeye çalışılan ama olayı derinleştirmenin ötesinde bir işe yaramayan dayatmacı politikanın doğruluğunun tartışılması bile büyük cesaret ve fedakarlık gerektiriyor. Neden? Çünkü her an şucu veya bucu damgasını yiyebilir, derhal aforoz muamelesi görebilirsin.

Adı bayram olan ve asırlardır Ortadoğu ve Orta Asya ülkelerinde kutlanan köklü bir gelenek, ülkemizde ne yazık ki her yıl önemli bir gerginlik meselesi oluyor. Bayram gelecek kutlanacak sevinç ve beklentisi yerine yine nevruz geliyor, ülke gerilecek tedirginliği hakim oluyor. “Bayram ne çabuk geçti” hayıflanması gerekirken, “çok şükür bu yılı da atlattık” rahatlamasına yol açıyor. Böyle bir bayram anlayışı olabilir mi? Ama oluyor. Son yıllarda 8 mart kadınlar günü de ne yazık ki aynı şekilde istismar malzemesi ediliyor.

Neden sıkıntılarımızı karşılıklı oturarak adam gibi tartışamıyoruz. Neden ezberimizi bir an olsun kenara bırakıp, “acaba bu ne demek istiyor” bir dinlesem diye düşünmüyoruz. Dinlemekten ve konuşmaktan neden korkuyoruz. Korkmuyorsak neden açık, samimi, anlamaya ve çözmeye dönük girişimlerden geri duruyoruz.

Ön yargılarımızı” karşılıklı olarak kenara bırakıp kalbimizdeki ülke sevgisinin verdiği samimi duygularla birbirimizi anlamaya çalışırsak aslında işimizin sanıldığından çok daha kolay olduğunu göreceğiz. Ülke meseleleri için sırça köşklerden çözüm yazan tuzu kuruların, palavralarını, yönlendirmelerini değil, problemin acısını yaşayanların konuşmalarını dinlemeliyiz. Yüreği yanan anaların feryadını duymalıyız. Unutmayalım kandırılan, dağa kaldırılan gençler de bizim vatandaşlarımız. Bu gençlere neden biz sahip çıkamadık da başkaları bize karşı yanına çekebildi diye düşünmeliyiz.

Evladını şehit vererek yüreğinde kor taşıyan ana da, oğlunun terörist olmasının hicabını yaşayan ana da bu ülkenin analarıdır. Hangi ana evladının terörist olarak dağa çıkmasını ister, hangi ana bir teröristin anası olmak ister?

Türkün de Kürdün de bu toprağın çocuğu olan herkesin başını ellerinin arasına alıp bazı şeyleri yeniden düşünmesi birbirini iyi anlaması, anlamak için de konuşması gerekir. Bu konuda bu ülkenin gerçek münevverlerine büyük vazifeler düşüyor. Daha fazla vakit kaybetmeden hemen şimdi. Yoksa her Nevruz, bayram diyerek kendimize işkence etmeye devam ederiz.

Alper TAN
22.03.2007
Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.