YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Kim kazandı, kim kaybetti?
31 Mart 2014 18:03

2013’ün Mayıs ayındaki Reyhanlı saldırıları ile başlatılan gerilim stratejisi Haziran ayındaki provokatif Gezi olaylarıyla iyice arttırılmıştı. Olayları planlayanlar, bekledikleri amaca ulaşamadılar. Geçen sonbaharda üniversite olayları ve bazı konularda Alevi vatandaşların hassasiyetlerinin kaşınması ile gerilim sürdürülmek istendi. Tutmadı. Bu defa müttefik güçler kızlı-erkekli oteller ve yurtlar tartışmasını başlattılar. Ters tepti. Akabinde “Dershanelerimiz kapatılıyor,” “İnsanların girişim özgürlüğü ellerinde alınıyor,” “Dershaneler kapatılırsa Kürtler dağa çıkar,” ”Eğitim kalitesi düşer”saçmalıkları öne sürüldü. Toplum bunu da yemedi.

“Maksat üzüm yemek değil bağcı dövmekti.” Gerçek niyetlerini ortaya koydular. Ağababalarının  beğenmediği Tayyip Erdoğan hükümetini devirmek istiyorlardı. Maksat ne ağaç, ne Alevilik, ne dershane, ne eğitim, ne demokrasi, ne de özgürlüklerdi. Sıralanan tüm gerekçeler yalandı, takiyye idi.

17 Aralık 2013’te “Büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu” adı altında doğrudan hükümete saldırdılar. Rüşvet ve yolsuzluk kalkanı ardından demokrasiye, halk iradesine doğrudan ateş ediyorlardı. Öyle alçakça, hukuk dışı ahlak dışı yol ve yöntemlerle ve öyle ilkesizce saldırdılar ki, ortada az-çok rüşvet ve yolsuzluk var idiyse bile, halk bunların saldırısını ve bunların arkasındaki küresel iradenin tehdidini daha büyük bir tehlike olarak gördü.

Pensilvanya’nın dini kisveli siyasi şeyhi, tüm dini ve ahlaki kuralları devre dışı bırakıp, taşeronluğunu üstlendiği Neocon Amerikanların, MOSSAD güdümlü Yahudilerin ve bazı güçlü AB ülkelerinin emirleri istikametinde Yeni Türkiye’ye savaş açtı. Türkiye devletine, hükümetine, güvenlik kurumlarımıza, uluslararası yardım kurumlarımıza, halkımızın iradesine harp ilan etti. Bu ülkenin evlatlarını bu ülkeye karşı savaştırmak istedi.

Seçim çalışmaları sırasında Başbakan Erdoğan’a karşı bugüne kadar açıklanmamış büyük saldırı ve sabotaj girişimleri yapıldı. Bunlar atlatıldı. 30 Mart seçimleri sürecinde Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’ye karşı, içerde Pensilvanya, CHP, MHP ve yasakçı eski vesayet düzeninin artıkları topyekün ittifak yapıp koalisyon kurdular. Tel Aviv, Neocon Amerikası, bazı AB ülkeleri ve Beşşar Esad taraftarları da dışarıdan destek verdiler.

Başbakan Erdoğan’ın seçim sonrası kaçacağına dair saçma sapan iddialar ortaya atıldı. Ak Parti oylarının yüzde 30’un altına düşeceğine dair abuk tahminler yapıldı. Bu yapılan tahmin ve yorumların hiçbir bilimsel ve sosyolojik temeli yoktu. Kişisel beklentilerini veya ham hayallerini tahmin veya anket olarak yayınladılar. Bu tür nevzuhur veya eski kafa konuşmalara değer veren itibar edenler de olaylara realist değil, ideolojik baktıkları için bel bağladılar.

Şeytani rüyalarını, rahmani kılıfta sunan ve halka üst perdeden nizam vermeye yeltenerek taraftar toplayanlar, 30 Mart akşamı saat 19:00’dan itibaren morarmış suratları ve tamamen çökmüş teorileriyle ekranlarda belirdiler. Bu defa da umutlarını karıştıracakları sandık sonuçlarından çıkacağını düşündükleri kaosa bağladılar. Ama o beklentileri de boşa çıktı. 

Uzatmayalım. Saydıklarımızın hepsi herkesin gözleri önünde yaşandı. Biz sadece yeniden özetledik. Görenler veya görmek isteyenler için durum böyleydi. Gözlerini kapatanlar, gerçekleri değil hayal ettiklerini gördüler. Aldandılar, aldattılar.

Kim kaybetti?

Hedefte Ak Parti'den de ziyade Başbakan Erdoğan görünüyordu. Ama esas hedefte Yeni Türkiye ve Yeni Türkiye’nin İslam ülkeleriyle geliştirmekte olduğu büyük projeler vardı. Bu projelerin neler olduğuna şimdi girmeyeceğiz. Belki ilerde.. 30 Mart yerel seçim değildi. Bu yönüyle bir uluslararası seçimdi. “Karşı taraf”ların oluşturdukları koalisyonu biraz önce sıraladık. 30 Martta Neocon Amerikası kaybetti. Tel Aviv kaybetti. Paralel koalisyonun içindeki bazı Avrupa ülkeleri kaybettiler. İçerdeki koalisyonun büyük ortağı CHP her ne kadar şimdilik oylarını nispeten arttırmış olsa da nasıl kaybettiğini bu ülkeye bu millete nasıl ihanet ettiklerini birkaç ay içinde herkes net olarak görecek. İçerdeki yasakçı, vesayetçi düzenin sahipleri bir kez daha kaybettiler. Koç kaybetti. Doğan kaybetti. Rüzgara göre yön alanlar kaybettiler. Ampulü karartacağını zanneden Ali Sabancı kaybetti. Pensilvanya’nın tarafı, sözcüsü kaybetti. Paralel medya külliyen kaybetti.

Bunlar kaybettiler. Ama en acı kaybı Pensilvanya yaşadı. Saygınlığını  tümüyle yerle bir etti. Milletin oraya olan muhabbeti, itimadı, güveni ve desteği berhava oldu. Saygın bir din adamı imajı, kendi siyasi çıkarları adına kutsal dinimizi hovardaca istismar eden bir azılı terörist imajına dönüştü. Sevgiyle, hoşgörüyle, yardımseverlikle, Müslümanlıkla anılan cemaat şahs-ı manevisi, seksle, porno kasetle, casuslukla, terörle, kendi milletine, kendi devletine ihanetle, yabancı istihbarat kuruluşlarına hizmetle, yalanla, takiyye ile iftira ile anılmaya başlandı. Yani bütün kaybedenler arasından en büyük kayba bunar uğradılar.

Özellikle biraz önce Türkiye’ye karşı duran devletler bile bir yolunu bulup Ankara ile ilişkilerini düzeltebilirler. Düzelteceklerdir de. Hatta daha şimdiden arayı düzeltmek için sıraya girdiler. Fakat işbirlikçi paralel yapı, bu millete olan ihanetini asla affettiremeyecek. En acı kaybı onlar tatmış oldular. Ama bazıları henüz bunu anlamamış görünüyorlar. Kendilerine güven duyan insanları hala kullanmaya devam ediyorlar. Görünen o ki, önümüzdeki haftalarda paralel yapının insafsız militanlarını meşakkatli ve acıklı günler bekliyor.

Kim kazandı?

Milletin duaları kazandı. Bu seçimi Ak Parti’den de çok Tayyip Erdoğan kazandı. Yeni Türkiye kazandı. Müslümanların ümmet şuuru kazandı. Filistin kazandı. İhvan kazandı. Kosova kazandı. Doğu Türkistan kazandı. Sudan kazandı. Somali kazandı. Arakan kazandı. Mazlum milletler kazandı.

Hayırlı olsun.

Alper TAN

31.03.2014

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

ASLINDA NEYİ SEÇİYORUZ?

MENDERES, ÖZAL, ERDOĞAN VE 17 ARALIK

SATIR ARASINA DEĞİL BÜYÜK RESİME BAKALIM

ALLAH’I DİNLEMEDİLER İNSANLARI DİNLEDİLER

DOSTLAR DÜŞMAN, DÜŞMANLAR DOST OLUNCA..

İSLAM’A KARŞI PROTESTAN İSLAM ÜRETİLİYOR

PARALEL CIA PARALEL MOSSAD İÇERİDE

KARANLIK ADAMIN KALBİNE GİRMEK!

KİM İÇİN SAVAŞIYORUZ?

 

Yazarın Önceki Yazıları
Batı medeniyetinin çöküşüne hazır olun 22.03.2017Haçlı birliğine karşı hilal birliği 15.03.2017Avrupa niçin düşmanlıkta yarışıyor? 10.03.2017Niçin "hayır" demeliyiz! İşte sebepler.. 06.03.2017Aslında "kimler rahatsız" 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017Fethullah'ı verseler ne olacak! 23.02.2017Bu sistemin ne zararı vardı da değiştiriyoruz? 15.02.2017ABD'nin dinci siyaseti tutar mı? 12.02.2017Sandığa giderken dünyada neler oluyor? 09.02.2017Donald Trump'a teşekkür mektubu 31.01.2017ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
23:56
 // EN ÖNEMLİSİ
En önemlisi, halkların kardeşliği kazandı. Şeytan, kaybetti. Fitne, kaybetti. Ak Parti ve diğer partiler de kazandı. Kaybeden, İsrail, MOSSAD, Neocon'lar, ve diğer unsurlar oldu. Kendini bir halt sanan, İsrail uşağı Feto kaybetti. Şimdi kendisine meczup bile demek abes kaçar; yoldan çıkmış hain'in teki oldu. Bu saatten sonra, avanesi dışında kimse o'na hoca efendi demez. Kendi eski camiası bile....
31 Mart 2014 23:56