17 Ocak 2017 Salı
  • Altın147,316
  • BIST82.391
  • Dolar3,7666
  • Euro4,0271
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6494
  • İstanbul8 °C
  • Ankara2 °C
  • İzmir9 °C
  • Konya4 °C
  • Adana15 °C
  • Antalya11 °C
  • Diyarbakır9 °C
  • Bursa9 °C
  • Kayseri4 °C
  • Kocaeli10 °C
  • Şanlıurfa11 °C
  • Gaziantep9 °C
  • İçel16 °C
ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI!
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Kemal Bey ekip olarak çalışıyor
05 Temmuz 2011 13:04

Deniz bey uzaktan takip ediyormuş. Karşı yamaçta üç kişi hummalı şekilde çalışıyormuş. Ancak öğleden sonra, çalışanların sayısı üçten ikiye inmiş. Bu arada Deniz bey çalışanlara biraz daha yaklaşmış. Gördüklerine inanamamış. Çalışan iki kişiden biri kazmayla çukur kazıyor. Diğer arkadaşı öbürünün kazdığı çukuru hemen arkasından kürekle tekrar dolduruyor. İlki kazmayla yeni bir çukur kazmaya, ikincisi de aynı şekilde kürekle çukuru doldurmaya devam ediyor.. Bu faaliyet aralıksız sürüyor.  

Deniz beyin merakı daha da artmış. “Acaba bu adamlar ne yapıyorlar?” Bir anlam vermemiş. Deniz bey merakını yenemeyerek, kazma kürek çalışan, iki kişinin yanına kadar gitmiş. Selamdan sonra çalışanların isimlerini sormuş.

Kazmayla çalışan, “Benim adım Kemal” demiş. Kürekle çukurları dolduran da “Ben Profesör Süheyl” demiş. Deniz bey, “Allah aşkına siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? Kemal sen kan ter içinde kazmayla çukur kazıyorsun, Süheyl sen de Kemal’in kazdığı çukuru hemen arkasından kürekle dolduruyorsun. Bu ne iş kardeşim, Amacınız ne?” diye sormuş.

Kemal bey hüzünlü vaziyette bir iç çektikten sonra demiş ki: “Ne sen sor ne ben söyleyeyim Deniz bey. Aslında sabah işe başladığımızda biz üç kişilik bir ekiptik. Ben kazmayla çukur açıyor, üçüncü arkadaşımız şuradaki fidanları getirip çukura yerleştiriyor, Süheyl de kürekle çukura tekrar toprak dolduruyordu. Ama ne yazık ki öğleye doğru polis geldi. Bizim üçüncü arkadaşı aldı Silivri’ye götürdü. Biz de böylece iki kişi kaldık. Yani ben çukuru kazdıktan sonra fidanı çukura yerleştirecek kimse kalmadı. Ancak hiç taviz vermeyeceğiz. Biz, ekip olarak sonuna kadar çalışmaya devam edeceğiz” demiş.

Deniz bey, “Hayırlı işler” diyerek oradan uzaklaşmış.

***

Kemal bey o gün çok sinirlenmiş. Ağzına gelen lafı söylemiş. “Asarım, keserim. Mahvederim. Adamı an ana anasını anasından doğduğuna pişman ederim” demiş. Ahali etrafına toplanmış. “Yahu Kemal ne oldu? Neden bu kadar esip gürlüyorsun. Sıkıntın ne” demişler. Kemal bey, “Çok sevdiği eşeğinin saman torbasının kaybolduğunu” söylemiş. Sonra da küplere binmiş. Sinirden yanakları kızararak herkesi tehdit etmiş. “Eğer o eşeğin saman torbası bulunmazsa ne yapacağımı görürsünüz” demiş.

Durumu Bahçe’den seyreden arkadaşı tehditleri dinledikten sonra başını sağa sola çevirerek, “Bizim Kemal işte” diye mırıldanmış. Fazla önemsememiş.

Karşı mahalleden Recep bey, önce merak etmiş. “Allah Allah! Ne oldu yahu acaba” diye meraklanmış. Yanındakilerden ikisini görevlendirmiş. Gidin bakın Kemal’e ne oldu böyle demiş. Gidenler Çiçek de götürmüşler. Kemal bey çiçeği sevmiş, ama pek yüz vermemiş gelenlere.. Tehditlere devam etmiş. “Görürsünüz siz. Benim eşeğin saman torbası bulunmazsa ne yapacağımı biliyorum” diye sürekli tekrarlıyormuş. Olanları öğrenen Recep bey bıyık altından gülümsemiş. Fazla konuşmamış. Ama konuşmamak için kendini zor tutuyormuş.

Yan mahallenin her zaman ortalığı karıştırmasıyla meşhur muzır ihtiyarı Süleyman da olup bitenleri dikkatlice takip ediyor, Kemal’in ne yapacağını o da merakla izliyormuş. Hatta Kemal beye adamlarını gönderip, “Vah vah vaaah. İnan Kemal bey bu olanlara Süleyman amca da çok üzülüyor. Vallahi billahi üzüntüden uykuları kaçıyor” falan dedirtiyormuş yalandan.

Aslında Kemal beyin eşeğinin torbasını saklatan ihtiyar muzır Süleyman’mış. Ama Kemal bey Süleyman’dan hiç şüphelenmiyor, tehditleriyle hep Recep beyi kastediyormuş.

Kemal bey günlerce sıkıntılar yaşamış. Vücudunun çeşitli yerlerinde zonalar çıkmış. Ama o, bunu hiç belli etmemeye gayret etmiş. Aslında aynı evde birlikte yaşamaktan hiç hoşlanmadığı, yan mahallenin fitnecisi ihtiyar Süleyman tarafından başına musallat edilen Süheyl hoca, Kemal’e “Hiç merak etme oğlum Kemal. Bu iş kolay. Eşeğin torbasını bulacağız” diye boyundan büyük laflar ediyormuş.

Lafı uzatmayalım. Muzır Süleyman Kemal’in eşeğinin, saklattığı saman torbasını gece yarısı gizlice ahırın önüne bıraktırmış. Sabah erkenden kalkan Kemal, kaybolan torbayı ahırın önünde görünce çok sevinmiş. “Tehdit etmeseydim bulunmazdı” diye mırıldanmış kendi kendine.

Eşeğin torbasının bulunduğu haberi herkes tarafından duyulunca, ahali Kemal beyin başına toplanarak merak edilen soruyu sormuşlar: “Yahu Kemal çok merak ettik. Eşeğin torbası bulunmazsa ne yapacağımı biliyorum” diyordun. “Hepimizi tehdit ettin. Eşeğin torbası bulunmasaydı, ne yapacaktın” demişler.

Kemal bey “Yahu ne yapabilirim birader. Evdeki heybeyi kesip torba yapacaktım” demiş.

Muzır Süleyman kıs kıs gülüyormuş.

İki fıkra anlattım. Bu yazıda anlatılanların ülkemizle uzaktan yakın alakası yok tabii..

05.07.2011

Alper TAN

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
muhteşem
 // ayşe bağcı
muhteşem bir yazı. başka söze hacet yok....
05 Temmuz 2011 23:58