YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Katil "Üst Yapı"
10 Aralık 2012 14:44

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın nasıl öldüğü konusu vefattan 20 yıl sonra tartışılmaya devam ediliyor. Özal’ın zehirlenerek öldüğüne dair çok ciddi gelişmeler oldu. Bunları tek tek yeniden hatırlatmaya gerek yok. Yakında her şey ortaya çıkacak. Adli Tıp, zehirlenme konusunu 4 ayrı heyete verdi. Her grupta 7’şer uzman var. Yapılan incelemelerle ilgili detaylar birinden kaçsa diğerinden kaçamaz. Her şey bu denli ciddi şekilde incelenirken birilerinin erken davranıp konuyu sulandırmaya veya perdelemeye çalışıyor olması çok manidar. Belli odaklar Özal’ı zehirleyerek öldürmekle kalmadılar. Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğü gerçeğinin ortaya çıktığı gündemi de zehirliyorlar. Şimdi tüm vatandaşlar, gündemi kimlerin zehirlemeye çalıştığını daha dikkatli takip etmeliler.

Hiç kimse merak etmesin. Tüm gerçekler bir gün mutlaka aydınlanacak. Merhum Özal kendisini kimlerin öldürdüğünü anlatmak için mezarda 20 sene bekledi. Kabir açıldığında tüm vücut sağlam vaziyette çıktı. Kefeni bile bembeyaz duruyordu. Özal Adli Tıp’a gitti. Zehirlenme belgelerini uzmanlara verdi. Sonra da yeniden kabrine döndü. Kabirde 20 yıl sağlam vaziyette bekleyen cesedin, Adli Tıp’ın belge niteliğindeki numuneleri almasından sonra kararmaya başladığı ifade ediliyor.

Ama daha da önemlisi bundan sonra yeryüzünde bazılarının yüzlerinin kararacak olması. Mesela “Özal’ın zehirlendiği iddiası bir safsatadır” diyen Süleyman Demirel’in neden bu kadar telaşlandığını çok merak ediyoruz. Neden acaba Demirel, “yılladır böyle bir kuşku vardı. Şimdi iyi oldu. Gerçek olup olmadığı ortaya çıkar” diyemiyor da olayı örtmeye çalışıyor.

Devletin, bu olayın gerçek yüzünün ortaya çıkması için girişimde bulunması, Turgut Özal’ın eşi Semra hanımı acaba sevindirmiş midir? Yoksa endişelendirmiş midir? Endişelendirdi ise neden endişelendirmiştir? Bu zehirlenme konusuyla alakalı acaba kaç ANAP’lı sorgulanacaktır? Köşk’teki Özal’a yakın bürokratlar beraber çalıştıkları cumhurbaşkanının nasıl öldürüldüğünün ortaya çıkıyor olmasından müsterih midirler, korkuya mı kapılmışlardır? 

Gerçekler ortaya çıkmaya başlamışken belli odaklar gerçekleri kapatmak için neden “Zehir var, zehirleme yok” haberleri yaymaya çalışıyorlar? Kim bunlar?

Ahmet Özal: “Mide rahatsızlığı çeken bir insan istifra edince rahatlar. Türkiye şimdi bu noktada. ABD'de 1963'te Kennedy'yi öldürdüler, 30 sene sonra CIA'nın yaptığı ortaya çıktı. ABD de bununla yüzleşti. Bundan kaçmamak, korkmamak gerekir. … Tayyip Bey'e benim bildiğim bir sürü suikast girişiminde bulunuldu. Çoğu kamuoyunda bilinmiyor bunların. Düşünebiliyor musunuz; bu ülkede bir genelkurmay başkanı (E. Org. Hilmi Özkök'ü kastediyor) zehirlenmemek için evinden sefer tası ile yemek getiriyor. Kahvelerine zehir koyuyorlar. Hâle bak. Babamın döneminde Başbakanlık Konutu'na her ay özel aletler getirirler, yatak odasını dinleme cihazı var mı diye tararlardı. Her ay 5-6 tane çıkıyordu. Ne ara koydular, nasıl koydular, anlaşılmazdı. Bu ülkede başka bir yapı vardı. Fakat, bundan sonra zor artık.”

Ahmet Özal Türkiye Gazetesi’ne verdiği mülakatta önemli bazı gerçeklere değiniyor. Ama bu konuşmada en önemli konu, Ahmet Özal’ınBu ülkede başka bir yapı vardı. Fakat, bundan sonra zor artık” cümlesi. Son yıllara kadar üzerinde fazla durulmayan, hesap sorulmayan, gizlenen, ama herkesten hesap soran, başbakanlar, cumhurbaşkanları, parlamentolar ve yargı üzerinde tartışılmaz bir güce sahip olan bu “YAPI” ne yapısıydı? Kime bağlıydı? Nasıl çalışıyordu? Nasıl karar alıyordu? Ve bu yapıya neden kimse hesap soramıyordu? Şimdiye kadar gizlenmeyi nasıl başardı?

Ahmet Özal’a “Sizi engellemek için hiç tehdit oldu mu?” diye sorulduğunda, “Çok” diyor. “Kimdi tehdit edenler?” sorusuna ise “Bilmem,” “Nasıl tehdit ettiler?” diye sorulduğunda “Telefonla, haber göndererek, yazıyla, mektupla... Her şey oluyor” diyor. Daha fazla konuşmuyor. Semra Özal ise kabir açıldıktan sonra sessizliğe büründü. Özal ailesi, neden bildikleri her şeyi açıklamıyor da imalı ve dolambaçlı yolları tercih ediyorlar!

Ergenekon davasında sona gelindi. Bu ay veya Ocak ayında kararlar açıklanabilir. Ama bu davada Ergenekon’un da üzerinde konumlanmış olan ABD-NATO bağlantılı “ÜST YAPI” konusunda nereye ulaşıldı? Esas noktaya tam olarak ulaşıldığı kanaatinde değiliz. Elbette Ergenekon ve bağlantıları konusunda çok önemli hususlar aydınlatılmış olabilir. Ancak görünen o ki halk arasında “Derin Devlet” diye bilinen gizli “ÜST YAPI” hakkında her şeyi öğrenebilmiş olmayacağız.

Gizli “ÜST YAPI”nın tamamen deşifre olması için ise 2-3 seneye ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Özal’ın zehirlenerek öldürülmesinde esas failin bu gizli “ÜST YAPI” olduğuna dair güçlü işaretler var. Zehirlemenin tedavi için gittiği ABD’de verilen ilaçla başlamış olma ihtimali gözden kaçırılmamalı. Özal’ın birden fazla tarihte zehirlendiği görülüyor. Çeşitli ilaçlarla, ağızdan ve enjeksiyonla yapılmış olma ihtimalleri güç kazanıyor.

Ülkede bir asra yakın hüküm sürmüş olan gizli “ÜST YAPI” sorgulanmadan Özal’ın ölümünün de Türkiye’nin NATO’ya girmesinden bu yana işlenmiş yaklaşık 46 000 faili meçhul cinayetin -ki bunların 17 500 civarı 1990-2003 arasındadır- tam olarak anlaşılması çok zor.  

Bu kadar faili meçhul cinayet kararına imza atanlar, Turan Dursun’u, Bahriye Üçok’u, Ahmet Taner Kışlalı’yı, Uğur Mumcu’yu öldürenler, Özal’ı zehirleyenler, şimdi de gündemi zehirlemeye, gerçekleri öldürmeye çalışıyorlar. “Zehir var, zehirleme yok” diyenler kimlere hizmet ettiklerini iyi düşünsünler.

Artık en hafif tabirle en azından ayıp oluyor ayıp. Unutmayalım. Bu ülkede katil bir gizli “ÜST YAPI” bir asra yakın hüküm sürdü. Bunu tartışalım. Bunu sorgulayalım. Ama kaçamak ve dolambaçlı yollardan değil.. 

Alper TAN

10.12.2012

       

 

 

Yazarın Önceki Yazıları
Krizden fırsat çıkarma vakti 04.10.2017Doğu-Batı savaşında zihinlerin işgali... 21.09.2017Büyük hesaplaşmaya doğru... 18.09.2017Batı dünyası nereye yuvarlanıyor? 04.08.2017Mübarek beldelerimizi korumak iman meselesidir 25.07.2017Yüceltilen evrensel hukuk nedir? 14.07.2017Olaylar, tehditler ve biz 05.07.2017Aslında neler oluyor? 28.06.2017"Bizim medya" kimin veliahtı? 22.06.2017Yürüyen CHP Boğaz'ı nasıl geçmeli? 20.06.2017Katar'ı sevmek için Arab'a sövmek mi lazım? 13.06.2017Büyük patlamaya az kaldı 30.05.2017ABD ve Terör Mühendisliği 24.05.2017ABD'de ne oldu, ne olacak? 18.05.2017Türkiye - Batı ilişkilerinde yeni dönem! 12.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.