YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İşte böyledir yargının adaleti
09 Ocak 2010 13:22

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, şüpheli bazı hakimlerin ve savcıların mahkeme kararı ile dinlenilmesini eleştirmişti.
 
”Yanlış yapılmaması gerekir. Her şeyin kurallara uygun olması gerekir” demişti. Ancak Yargıtay Başkanı Gerçeker, Kozmik odayı araştıran hakim ve savcı üzerindeki yasa dışı baskılara karşı son derece sessiz.
 
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ise ''Türkiye'de son zamanlarda hukuka, Anayasa'ya, demokratik geleneklere tamamen ters düşen ihlal ve uygulamalara tanık olunduğunu'' ifade ederek, ''Yargıtayın ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının dinlenmesiyle, fiziki takibe alınması ise bardağı taşıran son damla olmuştur. Ne yazık ki bir hukuk devleti olan ülkemizde başsavcı yardımcıları başsavcıyı dinleme ve izleme kararı aldırabilmektedir. Bu imtiyazlı durumu onlara kim sağlamıştır? Hem hukuku, hem de hukuki hiyerarşiyi ihlal eden bu davranışları için, nereden, kimden güç almaktadırlar?” demişti.

Mahkeme kararıyla dinleme işi anayasaya, demokratik geleneklere tamamen ters olduğuna göre mermi göndermek anayasaya, demokratik geleneklere uygun bir davranış mıdır?
Acaba Deniz Baykal hakime ve savcıya gözdağı için kuryeyle kaleşnikof mermisi gönderenlerin nereden ve kimden güç ve talimat aldığını da merak etmiş midir?

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukatlar, yargıdaki dinleme iddiaları üzerine geçen ay "Yargıya ve ülkene sahip çık" sloganıyla protesto yürüyüşü yapmışlardı.

İstanbul Barosu'na üye yaklaşık 1000 avukat, yasa dışı dinleme yapıldığı yönündeki iddiaları protesto amacıyla Taksim’de CHP’li siyasetçilerle kol kola gösteri yapmış, İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, "Yargı, bu şekilde sistematik bir uygulamaya bağlı olarak tedirginlik içine sokulamaz. Böyle bir durum, toplumsal korku ve tedirginliği, dehşete dönüştürür. Yargının bu alandaki sesini herkesin duyması ve iyi anlaması gerekir" demişti. CHP’lilerle kolkola protesto yapan barocular, yürüyüş boyunca “Gerçek hukuk devleti istiyoruz, yargıya sahip çıkıyoruz”, “Hakim, savcı, avukat adalet için el ele”, “Yargıyı sindirmek hukukun üstünlüğünü yok etmek için yapılan yasa dışı dinlemeleri kınıyoruz” yazılı dövizleri ellerinde taşımışlar, sık sık “Mustafa Kemal'in askerleriyiz”, “Polis devleti istemiyoruz”, “Yargıya uzanan eller kırılsın” sloganları atmışlardı.

Bazı hakimlerin ve bazı savcıların dinlenmesine dair mahkeme kararlarının “Yargıyı tedirgin etme ve sindirme hareketi olduğunu, bu durumun toplumu dehşete düşürdüğünü ileri sürüyorlardı. Mahkeme kararı ile yapılan hukuki bir işlemi böyle eleştiren İstanbul Barosu, olayın muhatabı Genelkurmay’ın bile yasal dediği görevi yapan hakim ve savcının, kaleşnikof mermisi gönderilmesi ve çeşitli yollarla tehdit ve baskı altında tutulması karşısında sessiz kaldı. tek kelime ile eleştirmedi. Demek ki İstanbul Barosu’na göre şüpheli hakim ve savcının yasal dinlenmesi kötü ama yasal görevini yapan hakim ve savcının görevini yaparken ölümle tehdit edilmesi iyi ve normal.

“Polis devleti” istemeyen İstanbul Barosu, acaba askeri yönetime de karşı mıdır. Karşı ise darbeciler, muhtıracılar, asker içindeki cuntacılar için neden tek bir eleştiri getirmiyor?

Gelelim YARSAV’a. Yarsav Yönetim Kurulu, mahkeme kararıyla yapılan dinlemeleri hukuk dışı olarak nitelendirmişti. YARSAV, dinleme iddiaları üzerine yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığı'nın "yargı üzerinde güç kullanmaya” çalıştığını ileri sürmüştü. Yasa gereği “Vatana ihanet” dışında yargılanayamayan cumhurbaşkanı için hukuka aykırı olarak yargılanma kararı veren hakimle Ergenekon şüphelisi olarak evi aranan eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına sahip ve arka çıkan YARSAV, açıklamasında, bu isimlerin, haklarında yasa dışı dinleme kararları verilerek tehdit edildiklerini iddia etmişti.

YARSAV, "Yargıç ve Cumhuriyet Savcıları terör suçlusu olarak mı görülüyor ki dinleniyor, bu kişilerin isimleri neden Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan gizleniyor" gibi tuhaf sorular sormuştu. YARSAV, "Vahşi metotlarla yargının güç ve etkisinin azaltılmaya çalışıldığını” iddia ederek tüm yargıç ve savcılara çağrı yapmış ve "Yasal haklarınızı arayın" demişti.

Aynı YARSAV, görevini yaptığı için ölüm tehditlerine maruz kalan savcı ve hakimler için ise son derece sessiz ve umursamaz. Demek ki YARSAV’a göre şüpheli yargı mensubunu mahkeme kararı ile yasal olarak takip etmek vahşi bir metod ve yargıyı etkisizleştirme hareketi olurken, yasal görevini yapan yargı mensubunu ölümle tehdit etmek normal ve yargıyı teşvik eden ve yücelten bir davranış olsa gerek. Eğer böyle düşünmüş olmasaydı YARSAV bu konuda tepki gösterirdi.

Danıştay Başkanı Mustafa Birden ise aynı günlerde “Bu durumu, insan haklarına saygılı, demokratik ülke kavramıyla bağdaştırma olanağı bulunmamaktadır” demiş, “Haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğine ilişkin anayasal temel hak ve özgürlüklerde ciddi bir aşınma ve ihlal varlığının söz konusu olduğunu” ifade etmişti. Birden, “(Ben de dinleniyor muyum) yolundaki endişe ve korkular toplumda ciddi bir güven bunalımı” oluşturduğunu dile getirmişti.

Aynı Danıştay ve başkanı, Ölümle tehdit edilen yargı mensupları karşısında ise son derece suskun. Ben dinleniyor muyum korkusu toplumda güven bunalımı oluşturuyorsa, acaba “Beni öldürecekler mi” korkusu toplumu rahatlatacak bir durum mudur? Temel hak ve özgürlüklere uygun bir olay mıdır? Eğer değilse şüpheli yargı mensuplarına sahip çıkan Danıştay görevini yapan yargı mensuplarına da sahip çıkmayı düşünüyor mudur?

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda Adalet Bakanı’nın üye olmasını yargıya müdahale veya baskı olarak gören yüksek yargı ve diğer kişiler acaba şimdiye kadar askeri yargı mensuplarının sicil amirinin Genelkurmay ve kuvvet komutanları olmasına dair tek eleştiri getirmişler midir?

Belki de biz sözü gereksiz yere uzatıyoruz. Birilerine göre ”esas sorun” belki de daha farklıdır. Mesela “Ergenekona dokunulduğunda tehlike, Ergenekon yaptığında normal(!).”

Ne dersiniz?

Alper TAN

Yazarın Önceki Yazıları
ABD gizli belgesi ve Reina saldırısı! 17.01.2017ABD, NATO, Terör ve Cuma Hutbesi! 02.01.2017Batı Savaşı Kaybetti. İstese de İç Savaş Çıkartamaz! 30.12.2016Suriye'de kimlerle savaşıyoruz? 27.12.20162017 ve sonrası neler olabilir? 22.12.2016Bu 'terör' değil, dış saldırıdır 17.12.2016İran, müflis batının Truva atı mı? 16.12.20163. Dünya Savaşının Adı "Terör" 12.12.2016Batı değerleri ve hegomonyası sarsılıyor! 08.12.2016Suriye ABD'ye giriyor 02.12.2016Küresel Düzeni Müslümanlar Kuruyor 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016Batı batıyor, çözüm kendimizde 23.11.2016Batı'nın sömürge düzeni yıkılıyor 19.11.2016Batı niçin panikte? 15.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
helal sana
 // seyir
hocam boşuna uğraşma bunlar anlamak istemeyen ..................
09 Ocak 2010 18:45